
Lan piyasaya bakıyosun, feci manitalar var. Maşallah memleketim kızı nasıl bir evrim içersinden süzülüp geldiyse, pek bir güzeller bu ara. Baharın gelmesi ve hatta geçmesi de pek tabii beni bunları söylemeye itiyor olabilir, inkar edemem. Fakat arkadaş, birini tavlasan diğerine haksızlık olacak, ya da birini tavlasan aklın diğerinde kalacak. Yazık.
Böyle bir yaklaşımım var benim. Bir manitan var diye kendini diğer manitalardan soyutlaman anlamsız. İnsanlar bana sen aşkı yaşamamışsın hacı filan diye çıkışıyor. Neymiş efendim, aşkı yaşasam gözüm başkasını görmezmiş. Doyasıya siktir çekmek istiyorum kendilerine. Siktirimi çektikten sonra da üstüne soruyorum, biraz aşağıda "Selamon'a tişört yaptırmaca" diye bir post var. Hatta buyrun size post için direkt link. E şimdi sen aşkı yaşamış insan, manitana delicesine aşık olsan da, elinde o bir litrelik bol köpüklü bira bardağıyla duran ve enfes göğüs dekoltesi veren sarışın ablaya yazmıycan mı? Cevabın hayır yazmıycamsa, ne biçim bir dünyan var lan senin?
Şimdi bunları okudukça "ulan ne abazaymış pis herif" diye düşünenler oluşuyordur aranızda. Oluşmasın efendim. Bu durumun abazalıkla filan alakası yok. Tamamen felsefi değerlerle olayın altını doldurabilirim. Hatta bu konuyu eşle dostla konuştuğum zamanlarda baya üşenmeyip bak şu psikoloğun şöyle bir lafı var filan diye de anlatıyorum. Size anlatmıycam tabi o kadar detaylı, üşeniyorum zira. Fakat şunu belirtmekte fayda görüyorum, insan evladı, özellikle de erkek tek eşliliğe programlanmış bir yaratık değil. -Bu noktada özellikle erkek dememin sebebi bir erkek olarak sadece kendimin, yani bir erkeğin dinamiklerinden haberdar olmamdır. Yoksa seksist bir tutumum filan yok, hatun da aynı şekilde düşünüyor olabilir ama o konuda yargıya varmak bana düşmez-
Bunu illaha cinsel ilişki bağlamında düşünmeyin. Bir hatuna yazmanın dayanılmaz hazzını filan getirin aklınıza. Evde istiyorsa Liv Tyler beklesin. O hatunla tanışma faslı, güzel sözlerle onu etkileme kısmı, hatunun iltifatlarınıza karşı böyle gerdan kıra kıra konuşması filan. Hepsi güzel anlar. Siz hatuna kur yaparken kendi egonuzu dolduruyorsunuz, hatun beğenildiği için kendi egosunu dolduruyo. Baya bir "win win" durumu var ortada. Olayı ister yatağa kadar götür, ister ben gül yüzlümü aldatmam de o güzel muhabbetten sonra ayrıl ortadan. Nesi yanlış bunun? Buradan tutucu manitalara sesleniyorum, rahat bırakın lan insanları, bırakın erkek erkekliğini, kadın kadınlığını yaşasın. Yazıktır.
Bu görüşlerimi her daim her yerde savunuyorum. Aldatmanın felsefi bir boyutu olduğunu, aldatan erkek ya da kadının derhal "suçlu" olarak algılanamayacağını herkese söylüyorum. Bunu söylediğim kızlar genelde benden kaçıyor. Haklı olabilirler, daha ilişkiye başlamadan seni aldatıcam diyen bir adam ürkütücü olabilir. Fakat işte yanlış algılıyorlar. Kimseyi aldatmıyorum ben, sadece hayatı yaşanması gerektiği gibi yaşıyorum. Aldatma v.s. olarak görülen şeylerin aslında ne kadar doğal insan reaksiyonları olduğunu savunuyorum ve bu savunumda haklı olduğuma dair de son derece katı bir düşünce sistemine sahibim.
Kaldıki şu da bir gerçek, dünyanın en on numara manitalarından biriyimdir. İlişkilerim daima uzun sürer, son derece centilmenimdir, iyi dinlerim, iyi konuşurum ve evet, götüm Kaf Dağı'nda falan filan. Kısaca benimle birlikte olan, belli bir zamanı paylaşan bir kız asla benden nefret ederek ayrılmamıştır. Ayrılma sebebimiz daimi olarak aynı, benim çabuk sıkılmam. Fakat buna rağmen beraber geçirilen süre iki taraf için de oldukça değerli olmuştur. E bu durumda ben Y'ye kur yapmışım, B'yi içmeye dışarı çıkarmışım filan gibi durumların ilişkiyi zedelemesi gereksiz değildir de nedir ama? Selamon'la beraberken on numara mutlu musun? Mutlusun. E bırak allah aşkına erkeğim elimden kaçıyor triplerini de rahatına bak. Hayır bir de tembel adamımdır, hayatta beceremem aynı anda iki kız idare etmeyi filan. Bırak bir gecede biraz ego tatmin etsin insan evladı.
Öyle işte. Aslında bahar geldi geçiyor, etrafta cillop gibi manitalar salınıyor temalı bir yazı yazacaktım ama, parmaklar klavyeyle buluştumu benim konunun nereye gitçeği hiç belli olmuyor. Fakat önemli bir yazı çıkarttığımı düşünüyorum. Zira dünyanın her yerindeki her insanın kendince belli görüşleri olduğu bir konu üzerine kendime dair bir kaç cümleyi sizlerle paylaştım, rahatladım.
Efendim bu seferlik de bu kadar diyor, "lan bahar ne ilginç mevsim" diye düşüne düşüne huzurlarınızdan ayrılıyorum. Erkek ya da kadın olmak fark etmez, cinsiyetinizin getirdiği güzellikleri sonuna kadar yaşayın efendim, bırakın bu gereksiz toplumsal kalıpları. Aha bu da son sözümdür konuyla ilgili.
p.s.: Lan bira ve kadın ikilisine bayılıyorum. Yukarıdaki fotoğraf Oktoberfest'ten. Yazıda link verdiğim posttaki fotoğraf da aynı yerden. Demek oluyorki çantayı hazırlayıp Almanya'ya gitmenin vakti gelmiş. In beer we trust ulan.