<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677</id><updated>2011-12-18T07:49:09.295+02:00</updated><category term='Roger Federer'/><category term='kuntastik'/><category term='Ciguli'/><category term='kütürdeme'/><category term='Marx'/><category term='toplu taşıma'/><category term='mim'/><category term='Andy Murray'/><category term='Dominique A'/><category term='minibüs'/><category term='Taksim'/><category term='Cihangir'/><category term='private sözlük'/><category term='sarmak'/><category term='eskişehir'/><category term='otostop'/><category term='yol hikayeleri'/><category term='dark wing duck'/><category term='üniversite'/><category term='sulukule'/><category term='Greenpeace'/><category term='naber'/><category term='tristram shandy'/><category term='direniş'/><category term='git'/><category term='Amon Amarth'/><category term='sosyal medya'/><category term='sucon'/><category term='telekom'/><category term='ilgi'/><category term='Yann Tiersen'/><category term='Galatasaray'/><category term='özgürlük'/><category term='Frank Rijkaard'/><category term='Amerika'/><category term='İ. Melih'/><category term='polisiye'/><category term='1 Mayıs'/><category term='kişisel zırvalar'/><category term='saykodelikdeşik'/><category term='fantastik'/><category term='gezmek'/><category term='Bush'/><category term='Watchmen'/><category term='sanat'/><category term='braid'/><category term='Stalin'/><category term='hobi'/><category term='aldatma'/><category term='Kütüphane'/><category term='Ankara'/><category term='Çimenli'/><category term='irish'/><category term='WarHammer'/><category term='dönem'/><category term='Metin Oktay'/><category term='müzik'/><category term='Şemsi Tortor'/><category term='world of warcraft'/><category term='Wimbledon'/><category term='satranç'/><category term='yaratmak'/><category term='saç'/><category term='mmorpg'/><category term='erkek'/><category term='Lenin'/><category term='rock n roll'/><category term='Bulutsuzluk'/><category term='Catafalque'/><category term='Kemal Kılıçdaroğlu'/><category term='oyun'/><category term='Brüksel'/><category term='çizgi roman'/><category term='tiyatro'/><category term='bira'/><category term='vergi'/><category term='road trip'/><category term='the hitchiker&apos;s guide to the galaxy'/><category term='Futbol'/><category term='Monochrome'/><category term='tespit'/><category term='Devrim'/><category term='Roll Bando'/><category term='haber'/><category term='tatil'/><category term='eylem'/><category term='youtube'/><category term='seyyah'/><category term='micromusic'/><category term='şenlik'/><category term='Firewind'/><category term='FRP'/><category term='beyin'/><category term='Kreator'/><category term='Unirock'/><category term='diziler'/><category term='caz'/><category term='derbi'/><category term='metucon'/><category term='adsl'/><category term='skibbe'/><category term='dinar bandosu'/><category term='Komünist'/><category term='yol'/><category term='Komünizm'/><category term='Rammstein'/><category term='Obama'/><category term='yok etmek'/><category term='Arch Enemy'/><category term='RadyoSU'/><category term='nazım'/><category term='scottish'/><category term='Hakkari'/><category term='tenis'/><category term='kadıköy'/><category term='sabancı'/><category term='bülent korkmaz'/><category term='boşluk'/><category term='tembellik'/><category term='kadın'/><category term='Tayyip'/><category term='istanbul'/><category term='bannerweb'/><category term='Andy Roddick'/><category term='bilgisayar'/><category term='grim fandango'/><category term='sinema'/><category term='misafir'/><category term='Parti'/><category term='thales'/><category term='mizah'/><category term='quo vadis'/><category term='cemal süreyya'/><category term='Del Potro'/><category term='knight online'/><category term='Breaking Bad'/><category term='Sivas'/><category term='blogger'/><category term='basketbol'/><category term='Ahmet Ümit'/><category term='ilişki'/><category term='TekYumruk'/><category term='twitter'/><category term='Portecho'/><category term='yurt'/><category term='kadife sokak'/><category term='Avustralya Açık'/><category term='sınav'/><category term='Davos'/><category term='edebiyat'/><category term='Bohem'/><category term='Filistin'/><category term='Işıl Alben'/><title type='text'>Selamon's Modern Life</title><subtitle type='html'>Rocko's Modern Life'tan bloguna isim apartacak kafadaki elamanın sıçtın mavisine boyadıkları. Aynı mavinin değişik tonları da şuralarda: http://selamon.tumblr.com - http://selamon.deviantart.com</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>85</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-2705848111164937306</id><published>2011-02-05T17:27:00.007+02:00</published><updated>2011-02-05T18:06:20.772+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hakkari'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TekYumruk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kütüphane'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Metin Oktay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çimenli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray'/><title type='text'>Metin Oktay Kütüphanesi: İstanbul'dan Hakkari'ye Bir Yol Hikayesi (Bölüm 1)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/TU1tyJ-507I/AAAAAAAAALE/BTC6Gn_Q8v8/s1600/ty1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 89px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/TU1tyJ-507I/AAAAAAAAALE/BTC6Gn_Q8v8/s400/ty1.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5570229022567814066" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;Tekyumruk olarak bir iç ülkeden bir diğerine, İstanbuıl'dan Hakkari'ye gitmemizin bir sebebi vardı, en son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim, amaca ulaşıldı, yüzlerde kocaman bir gülümsemeyle oradan ayrılındı.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;Belkide yolculuğu anlatmaya başlamadan önce hem Tekyumruk'tan, hem de yolculuğun amacından bahsetmek yerinde olur. Endüstriyel futbola karşı Galatasaraylıların bir araya gelerek kurduğu, muhalif ve hayata soldan bakan Galatasaraylılar'ın oluşturduğu bir grup Tekyumruk. Dünyanında, ülkenin de, tribünün de bugünkü durumundan memnun değil ve değiştirmek için bir şeyler yapmak niyetinde. UPS işçilerinin grevine de, 4/C madurlarının direnişine de destek vermiş, tribünde "Sami Yen Cehennem, Orta Doğu Cennet Olsun" pankartı da açmış. TT Arena'nın inşaatı sırasında hayatını kaybeden, iş cinayetine kurban giden emekçilere de sessiz kalmamış, onlar için de "İsimleri Yaşatılsın" kampanyası ve pankartı hazırlamış. Ben daha fazla uzatmayayım, devamını merak eden &lt;a href="http://www.tekyumruk.com/"&gt;http://www.tekyumruk.com&lt;/a&gt; 'dan okusun. Peki Hakkari'ye neden gitti bu insanlar? Çünkü sistematik geri bırakmaya, karanlığa karşı söyleyecek bir çift sözleri, yapacak işleri vardı. 3 bin kitap topladılar 2 ay içersinde, hepsini toplayıp Hakkari'nin Çimenli Köyü'ne götürerek bir METİN OKTAY KÜTÜPHANESİ açtılar. İşte geri kalanlar, bu kütüphaneyi açmaya gidenlerin yol hikayesidir.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;İlk olarak hedef uçakla Van'a ulaşmaktı. Cuma günü yola çıkma kararı alındı, Van'daki Tekyumruk dostları onları karşılayacak ve bir minibüste kitaplar, bir minibüste Tekyumrukçularla Hakkari'ye yola çıkılacaktı. 9'da kalkacak uçak için 7.30 civarında herkes havaalanında hazırdı. Check-inler yapıldı, biniş kartları alındı, tek eksik vardı, uçak. O da zaten gelmedi. Önce 10'a, sonra 12'ye, en son 3'e ertelendi uçak ve saat 2 civarında iptal edildiği açıklandı. Olay da zaten orada patladı, saat 7.30'dan beri havalanında bekleyen yolcular adeta çılgına döndü. Birliğine teslim olmaya gidemeyen askerlerden tutun da, hasta annesine ziyarete gidemeyenlere bir çok yolcu çileden çıktı. Olaylar kavga boyutuna varmak üzereydi, tam o sırada o nev-i şahsına münasır şivesiyle "bak geri dönülmez bir yola girerim, bundan da pişmanlık duymam" diye bağıran abi tad oldu, tuz oldu, günümüze şenlik oldu. Ezcümle, cuma günü gidip kütüphaneyi kurma ve Hakkari'nin Çimenli köyünde kalma hayalleri bir gün ertlenmiş oldu. Uçak cumartesi sabahı 9'a ertelendi.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;Bu erteleme pek tabii bizden ziyade bizi Hakkari'ye davet eden Çimenli İlköğretim okulunun İsa Hoca'sına dert oldu. Kasım ayında ilk bizimle iletişime geçtiğinde ve bizden olur tabii cevabını aldığında bu durumu köyle paylaşan İsa Hoca günlerce köylünün dalgasına maruz kalmış. Gitmeyip görmemeyi bırak, orada olduğunu dahi bilmediğimiz bir güzel köyümüz nihayetinde Çimenli, inanamamışlar insanların kalkıp onlar için bir şeyler yapacağına. Bizim uçak da iptal olunca, cuma günü okul binasını tertk edememiş İsa Hoca, nasıl anlatırım ben durumu insanlara diye.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;Neyse ki İsa Hoca'yı fazla bekletmedik, cumartesi 09.00'a ertelenen uçak için yeniden sabah 7.30'da havaalanındaydı Tekyumruk üyeleri. Bir kişi hariç, ben. Kütüphanenin açılış konuşmasını yazmaya o kadar dalmıştım ki, neredeyse uçağı kaçırıyordum. Kalkışa 1-2 dakika kala uçağın içindeydim. Gelip gelmeyeceğim konusunda iyice gerilime düşen Tekyumruk elemanları beni uçakta görünce büyük bir alkış kopardı, sağolsun uçak ahalisi de katıldı. Ve işte böylece, yolculuk başlamıştı. Tekyumruk grubu üyeleri, endüstriyel futbola karşı Galatasaraylılar yanlarında 3000 kitapla bir içülkeden bir diğerine gidiyordu...&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/TU1vlcdxcBI/AAAAAAAAALM/JuvmCOcDFeg/s1600/ty2.jpg"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/TU1vlcdxcBI/AAAAAAAAALM/JuvmCOcDFeg/s400/ty2.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5570231003214082066" style="cursor: pointer; width: 400px; height: 268px; " /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;Uçakta heyecanımız doruktaydı, 15 kişilik kafilenin içi içine sığmıyordu. İki saatlik yolcuğun ardından Ferit Melen Havaalanı'na indiğimizde coşku derhal dışarı taştı. Yukarıdaki fotoğraf, uçaktan iner inmez komutandan aldığımız özel izinle apronda çektirdiğimiz fotoğraf. Ferit Melen askeri havaalanı olarak da kullanıldığı için fotoğraf çekilmesi yasakmış normalde. Fakat, Galatsaray atkılarımızı, gözümüzdeki ışığı gören komutan izin vermekte bir sorun hissetmedi, fakat benim kamera kayıtı yapmama izin vermedi. Belirtmem gerekir ki, Tekyumruk atkılarımızın tüm seyahat boyunca büyük katkılarını gördük. İlk katkısı da apronda fotoğraf çekilebilmemizi sağlamasıydı.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;Havaalanından çıktğımızda bizleri Van'daki Tekyumrukçu dostlarımız karşıladı. Daha önce İstanbul'da ağırladığımız bu iki Karayolları çalışanı dostumuz, kiraladıkları iki minibüsle havalanının dışında bizleri bekliyordu. Derhal kitaplarımızı ve eşyalarımızı bir minibüse, kendimizi ise bir diğerine yükledik ve hızla yola çıktık. Cuma orada olamamıştık ama cumartesiye sahip çıkmaya kararlıydık. Bütün öğrenciler, köy halkı, civar köylerin halkları bizleri ve kitapları Çimenli İlköğretim Okulu'nda bekliyorlardı. Galatasaray marşlarıyla, devrim türküleriyle, emekçi sloganlarıyla doldu taştı minibüsümüz yol boyunca. Koyu bir sohbet havayı sardı.  &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/TU1wuNT2GbI/AAAAAAAAALU/6cNxeFKvrb0/s1600/ty3.jpg"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/TU1wuNT2GbI/AAAAAAAAALU/6cNxeFKvrb0/s400/ty3.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5570232253276363186" style="cursor: pointer; width: 400px; height: 268px; " /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;İlk durduğumuz yer Van – Hakkari yolu üzerindeki Hoşap kalesinin önü oldu. Orada bir kahvede içtiğimiz çayların ve oradaki bir arkadaşla yaptığımız atkı değiş tokuşunun ardından (Tekyumruk atkısını verip Hepimiz Filistiniz atkısını aldık) tekrar yola koyulduk. Hakkari'ye yaklaştıkça jandarma kontrol noktaları da kendini göstermeye başladı. Asker bizi durduruyor, minibüsümüzün içine şöyle bir bakıyor, atkılarımızı gördükleri an devam edebilirsiniz diyorlardı. Hakkari'ye girene kadar bir kere bile aranmadık. &lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/TU108CgBpfI/AAAAAAAAALc/d6oxgBib6Ro/s1600/ty4.jpg"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/TU108CgBpfI/AAAAAAAAALc/d6oxgBib6Ro/s400/ty4.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5570236888939341298" style="cursor: pointer; width: 400px; height: 300px; " /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;Hoşap kalesinin önünde verdiğimiz çay molasının ardından, yeniden yola koyulduk ve ikinci durağımız olacak olan Devrimci Gençlik Köprüsü'ne kadar hiç durmadan devam ettik. Beyazla mavinin bir araya geldiği mükemmel manzaralar ardımızda bırakarak, o muhteşem dağ havasını soluyarak, hiçliğin ortasındaki 2-3 haneli köyleri görüp şaşırarak geldik Devrimci Gençlik Köprüsü'ne kadar. Aslında bütün güzellikleri doya doya yaşamak isterdi gönül ama kurulması gereken bir kütphane, buluşulması gereken güzel insanlar vardı. Vakit dar olunca, sadece tek bir yerde durma şansı kaldı.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/TU11PZ2kXrI/AAAAAAAAALk/0OnPK_sG_K4/s1600/ty5.jpg"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/TU11PZ2kXrI/AAAAAAAAALk/0OnPK_sG_K4/s400/ty5.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5570237221625421490" style="cursor: pointer; width: 400px; height: 268px; " /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm"&gt;Devrimci Gençlik Köprüsü'nün ardından Hakkari girişine ulaşıldı. Bu girişte Çimenli köyü eşrafı ve İsa Hoca'mız bizleri karşıladı. Girişte adeta bir sınır kapısını andıran, zırhlı araçlarla donatılmış dev bir arama noktası vardı. Hem Çimenli eşrafı hem de Galatasaray atkılarımız sayesinde o noktada da aranmadık. Fakat o nokta, bölgede kurulmuş olan defacto Kürdistan'ın adeta açık göstergesiydi, o noktadaki en ilgi çekici şey ise omzunda G-3 tüfeği, boynunda poşusu, uzun saçları ve sakallarıyla bize bakıp gülümseyen sivil giyimli özel harekatçı oldu. Noktadan bu gülümseme gözlerimin içinde takılmış bir şekilde ayıldık ve Çimenli'ye vardık..... (devamı 2. bölümde, 2. bölüm çok yakında yine bu adreste)&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-2705848111164937306?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/2705848111164937306/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2011/02/metin-oktay-kutuphanesi-istanbuldan.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/2705848111164937306'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/2705848111164937306'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2011/02/metin-oktay-kutuphanesi-istanbuldan.html' title='Metin Oktay Kütüphanesi: İstanbul&apos;dan Hakkari&apos;ye Bir Yol Hikayesi (Bölüm 1)'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/TU1tyJ-507I/AAAAAAAAALE/BTC6Gn_Q8v8/s72-c/ty1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-916347694991476627</id><published>2010-06-19T01:22:00.004+03:00</published><updated>2010-06-19T18:58:47.543+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saç'/><title type='text'>Uzun Saçlının Çilesi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/TBv6iAm3hJI/AAAAAAAAAKk/PmYZZipI_t8/s1600/Hayley+head-banging.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 273px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/TBv6iAm3hJI/AAAAAAAAAKk/PmYZZipI_t8/s400/Hayley+head-banging.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5484252433439229074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Başlığı görünce hemen aldanma okur. Evet, konumuz uzun saçlının çilesi, haklısın. Fakat, gidiş yolumuz "mahallede benle dalga geçiyorlar" ya da "abi sokakta kadın sanıyorlar" klişeleri değil. Ha bu tür olaylar olmuyor mu bir uzun saçlı olarak hayatımda, oluyor efendim. Olma mı? Elini makas işareti yapıp "o saçları yarın öyle görmeyim" diye bağıran mahalle baboçuyla mı karşılaşmadık, "pardon bağyan" demeyeni mi olmadı hayatımızda. Oldu hepsi pek tabii. Fakat inan bana sevgili okur, bunların hiç biri değil uzun saçlının gerçek çilesi. Hiç biri değil uzun saçlının gerçek cefası.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Uzun saçlı olmak keyiflidir sevgili okur. Headbange tat, hayata anlam, cana can, kana kan katar. Yapar bunları. Fakat sevgili okur, duş almak gibi çok sık aralıklarla tekrar edilmesi gereken basit bir insan eylemini ise çileye dönüştürür, duş teknesinde ruhu süründürür. Uzun saçlı olmak "bir duş alıp hemen çıkıcam" eylemindeki duş alma kısmını en az 45 dakika eder de, üstüne bir de tarakla göz yaşı döktürür. Evet, şu an "oha nasıl 45 dakika lan" diyenleri duyar gibiyim, merakınızı köreltmek için derhal anlatayım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Öncelikle sevgili okur, uzun saça tek şampuanlama işlemi asla yetmez. Saçı şampuanlıycam diye 15 dakikanı yemiş olabilirsin, mühim değil, ikinci bir şampuana muhakkak ihtiyaç vardır. Kısa saçlı bir insan bu iki şampuan işini 5, bilemedin 6 dakikada halledebilirken, uzun saçlı insan için bu iş aman hızlı olayım telaşına kapılsa bile, nereden baksan en az 15-20 dakika arasındadır. Üstelik işin asıl acı tarafı, saçla uğraşmanın sonu bu iki şampuanla birlikte gelmemektedir. Zira uzun saç bakım ister, uzun saç krem ister sevgili okur. Norveçli balıkçı eli kadar krem tüketir de, bana mısın demez. Bu kremleme işlemi de, en az 13-15 dakika sürer. Kaybettiğin vakit yetmezmiş gibi bir de saçın her teline o kremi ulaştırıcam diye insan paranoyağa keser.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gördüğünüz gibi, iki şampuan ve bir kremlik bu temel uzun saçlı insan duş paketi, daha vücudumuzun geri kalanını yıkamaya ve bir 31 çekmeye dahi fırsat bırakmadan minimum 28 dakikamızı tüketti. Dikkatinizi çekerim, bu süre yetişkin bir erkeğin dillere destan bir 31'le beraber duşunu bitirebileceği bir süredir. Fakat uzun saçlı henüz sadece saçlarını yıkama işini bitirmiş durumdadır. Burada biraz hızlı saralım ve uzun saçlının duşunu sonlandıralım. Oh çilesi bitti gencin, kurtuldu gariban diye düşünüyor olabilirsiniz. Oysa kendisinin duş sonrası çile periyodu henüz başlamaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nedir efendim bu duş sonrası çile periyodu, neleri içerir? 3 aşamada irdeleyebiliriz kendisini. Öncelikle, standart bir kelin kellik sorununu çözecek kadar dökülmüş saçı banyo giderinden temizlemelidir. Bu kısa bir işlemdir, yine de sadece uzun saçlıya özel bir ekstra işlemdir. Üzer. Ardından saçı bir havluyla kurulayıp, tarama işlemine geçilir. Her ne kadar saç kremimiz bu tarama işini bizim için kolaylaştırsa da, dertli bir süreçtir. Özellikle benimki gibi kıvırcığa yakın veya kıvırcık saçları olan insanlar için safi çiledir. Taradıktan sonra tekrar kurutma işlemine geçilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gördüğünüz gibi kısa saçlı bir insan götünü başını silip donu tişörtü üstüne geçirebilirken, uzun saçlı için duş sonrası yaklaşık 15 dakika sömüren bir süreç daha vardır. Ha tarama diyebilirsiniz tabii, fakat uzun süre taranmamış bir Selamon saçı görseniz, inanın bunu demezsiniz. Bu süreçle birlikte hesaplarsak, uzun saçlının sadece saçını yıkaması ve sonrası minimum 43 dakika almaktadır! Safi çiledir efendim bu 43 dakika. Sıcak su buharıyla, fayanslarla geçen 43 dakikadır!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tabii "e bu kadar tatavasını yapıyorsan kestir amına koduğum" diyorsunuz içinizden haklı olarak. Fakat deme sevgili okur, hor görme beni. Sen beni hiç kısa saçlı görmedin, nasıl maymun götüne benzediğimi bilmiyorsun a canına yandığım okur. Yani "fuck the system" filan, uzun saçımı hiç o taraklarla ilişkilendirmedim okur. Saçtan siyaset yapacak kadar mal olmadım. Efendi efendi yaptım siyasetimi, saçımı karıştırmadım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Fakat, öte yandan şunu da hiç unutmadım, bu ülkede 70lerde, 80lerde saç uzattıkları için kavgalara giren, dişe diş, göze göz mücadele eden abilerimiz..... Evet sizleri hiç unutmadım. Peki o ettiğiniz kavgalar için mi unutmadım sanıyorsunuz sizleri? Hayır efendim, hayır. O abilerimizi unutmuyorsam tek bir sebebi vardır, bırakın doğalgazı kombiyi, daha şofbenle tanışmamış, duş işini leğen ve tastan yeni yeni çıkartmaya başlamış bir neslin evlatları olarak inatla uzun saçlı gezebildiğiniz için unutmuyorum. Yürüyün be! Ruhunuz yolumuza ışık saçıyor, ha aslanlarımıza.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-916347694991476627?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/916347694991476627/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2010/06/uzun-saclnn-cilesi.html#comment-form' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/916347694991476627'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/916347694991476627'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2010/06/uzun-saclnn-cilesi.html' title='Uzun Saçlının Çilesi'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/TBv6iAm3hJI/AAAAAAAAAKk/PmYZZipI_t8/s72-c/Hayley+head-banging.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-6481143915283367130</id><published>2010-06-15T03:08:00.003+03:00</published><updated>2010-06-15T03:40:47.834+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişisel zırvalar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blogger'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beyin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='boşluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bulutsuzluk'/><title type='text'>Sil baştan...</title><content type='html'>Memur çocuğuyum efendim ben. Anam da memur, babam da memur benim. O yüzden ayın 15'i önemlidir benim için. Pavlov'un köpeğinin zili duyduğu zamandaki gibi ister istemez bir şenlik kaplar içimi ayın 15'i geldiği zaman. Zira bilen bilir, ayın 15'i maaş günüdür. Hatırlıyorum işte çocukluğumdan, bir ayın 15'i oldu mu hamburger filan yenilir, bir oyuncak alınır, bir atari salonuna gidilir, ne bileyim işte illahaki bir şey olur. Tabii kazık kadar olduktan sonra olmamaya başlıyor artık bunlar. Çocukluk nostaljisi olarak kalıyor. Fakat artık şartlı refleksi yemişiz ya bir kere, 15'i oldu mu ister istemez bir şenlik istiyor gönül.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O şenliği uzun zamandır buralar da istiyordu aslında. Buralar dediğim de işte, kıçını başını tutturamadığım 3 - 5 cümlenin döndüğü bu naçizane sayfalar. Bir final dönemi yaldır yaldır yolunu tuttuğum bu sayfalar. Sonra birden bir başına bıraktığım bu sayfalar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hayatımda ne finaller bitti, ne ben "blog yazamayacak kadar meşgul" bir adam oldum geçtiğimiz süreçte, ne de beynimin gri hücreleri tükenmeye yüz tuttu (bu sonuncusundan çok emin olamadım bak). Her neyse, bildiğin Selamon, bıraktığın gibi duruyor aslında hala. E peki ya o zaman buralar deyip durduğum bu sikim sokum blogun öksüzlüğü niye?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geçtiğimiz süreç boyunca microblogging'i suçlayıp durdum. Öyle ya, artık twitter vardı, friend feed vardı, efendime söyleyim tumblr vardı. Hem, devrimci değil miydik biz? hani değişmeyen tek şey değişimin kendisiydi? Blog da neydi artık bu devirde? Efendim özür dilerim de, yarrağımı yesin tüm o sözlerim. İnsan yazmaya bile üşendiğinde, pek güzel bahaneler buluyor kendine. Yalan efendim yalan. Yani kısmen doğru da, çoğunluğu yalan.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geçtiğimiz bir sene serdim ben hayatı. O meşhur Oblomov'a döndüm. Tembelliğin dansikasını yaptım. Bırakın yazmayı, insanların yazdıklarını okumaya bile erinemedim, yapamadım, edemedim. Bir, iki, üç derken, iyiden iyiye çöktü üstüme. İyiden iyiye sardı beni bu hiç bir şey yapmayayım kafası. Fakat artık bir silkinmek gerek. O kadar tembelim ki, değer üretecek hiç bir şey yapmıyorum, yapamıyorum, yazayım madem diye çıkmamış mıydım ben bu yola? Yeteneksiz ve tıynetsiz bir kaç yazıdan sonra oldum mu da, değişeyim istedim? Olmadım efendim. Doğal olarak, hiç bir zaman olamıycam da. Yazmanın etmenin sebebi olmak da değil zaten. Hep çiğ kalacak insanı pişirmek değil. Yaşıyorum diyebilmek bir yerde, bir şeyler yaparak, kendime yaşadığımı hatırlatabilmek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bunu hatırlamaya belki de en çok ihtiyacım olan dönemlerdeyim. Kendi kendimi öldüğüme inandırabilecek kadar hareketsiz bir haldeyim. Sağıma soluma baktığımda insan olmamasını isteyecek kadar tembel günlerdeyim. O zaman silkinmeliyim efendim. O zaman yalanları bir kenara bırakıp, yazmalıyım. Üstelik bunu demin saydıklarım kötü şeyler olduğu için değil, bir kere geldiğim şu dünyada, kendimi ölü sanmamak için yapmalıyım. Memur çocuğuyum ben, ayın 15leri güzeldir benim için. Güzel kılmalıyım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;E hadi madem, tekrar hoş geldim. Hem de elim boş gelmedim. Bir Haziran'ın 15'inde, Haziran'da ölmenin zor olduğu bilinciyle, bana bu enerjiyi veren Bulutsuzluk Özlemi'yle geldim. Dinleyin, sevin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulutsuzluk Özlemi - Yetmiyor Yetemiyor (2009 tarihli Zamska albümünden)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://fpdownload.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=8,0,0,0" width="335" height="28" id="divplaylist"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=11705260-73e"&gt;&lt;embed src="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=11705260-73e" width="335" height="28" name="divplaylist" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-6481143915283367130?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/6481143915283367130/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2010/06/sil-bastan.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/6481143915283367130'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/6481143915283367130'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2010/06/sil-bastan.html' title='Sil baştan...'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-8065965065330761133</id><published>2010-02-03T17:25:00.004+02:00</published><updated>2010-02-04T03:19:28.037+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişisel zırvalar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blogger'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sosyal medya'/><title type='text'>Ya işte öyle...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/S2manKI-zZI/AAAAAAAAAKc/HFaeZyEPjjY/s1600-h/Articles.2812.1.full.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 350px; height: 293px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/S2manKI-zZI/AAAAAAAAAKc/HFaeZyEPjjY/s400/Articles.2812.1.full.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5434044422926814610" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;4 ay önce Ankaragücü daha Hikmet Karaman yönetimindeyken, Galatasaray da o takımdan 3 yemişken darlanıp son yazıyı girmişim bloga. Bu sayfalarda da görülen ilk maç yazısı olmuş kendisi. Bir daha maç analizi yapar mıyım yapmaz mıyım filan derken, bir de bakmışımki ben toptan blog alemlerini bırakmışım. Ne okumak, ne yazmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha bırakıp da çok önemli bir şey mi yaptım? Bloglara harcadığım zamanı atom fiziğine filan mı yönelnedirdim? Yok canım, hem "&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=egLKx49fAfQ"&gt;atom fiziği de, profesörlük de yerin dibine batsın&lt;/a&gt;". Tabii büyük usta Kadir İnanır'a bunları söyleten motivasyon bambaşka ama,  cidden de lanet olsun atom fiziğine. Mis gibi sosyal ve siyasal bilimler varken, pozitif bilimler neymiş, fizik neymiş arkadaşım? Tabii yine de herkesin tuttuğu bilim kendine, biz çok darlamayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu 4 aylık süreçte ömrümü en çok yiyen microblogging oldu. Şu sayfalarda evire çevire günlerce anlatabileceğim konuları, &lt;a href="http://twitter.com/selamon"&gt;twitter&lt;/a&gt;'ın 140 karakterlik alanlarında bir anda tükettim. Aylarca okumadığım bloglar yerine, &lt;a href="http://firendfeed.com/selamon"&gt;firendfeed&lt;/a&gt;'deki yorumları emdim. Görülebileceği üzere sike sürülecek faydası olmayan işlerle, vaktimi heba ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arada vakit kaybı olarak görmediğim işler de yapmadım değil tabii. Şöyle bir düşünüyorum da, last.fm'de harcadığım saatler kendi içinde bir değer teşkil ediyor. Tanımadığım, bilmediğim, unuttuğum bir çok müzisyenle yeniden kucaklaştım last.fm &lt;a href="http://last.fm/user/Selanikos"&gt;hesabımda&lt;/a&gt;. İyi de oldu. Hımm, ondan başka, çıktım gezdim yine memleket sathında. Doğaya filan karıştım, o da iyiydi. Misal 2010'a girerken üşenmedim, kalktım ebesinin Kabak'ına gittim. 2 günlüğüne git-gel 24 saat yol yapmaktan hiç gocunmadan, mis gibi kafa dinleyip geri geldim. Bu gezileri hala yazıya dökesim var ama okunur mu ondan emin değilim. Yıllardır aklımda olan hayallerdendir, alternatif bir gezi kültürü dergisi yaratmak. Git okuyup, Git'e olan hayranlıkla geçen yıllırımın da sembolüdür bu hayal. Bakarsın bir gün gerçek olur, benim neye üşenip üşenmiyeceğim, belli mi olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya işte öyle... Bir maç yazısıyla bırakıp bir spor yazısıyla geri döndüğüm blogosferden uzak kaldığım 4 ayın kısa bir muhasebesini yapmak istedim. Bunların çoğu duştayken aklıma geldi. Duşta sıkıntıdan böyle şeyler geliyor aklıma. Yazının da başına oturunca, doğaçlama kabilinden hareketlerle, aklıma ne geldiyse döşendim. Döşenmeye de devam etmek niyetindeyim. Boş boş yazıladığım, saçmaladığım blog günlerim, hoş geldin canım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-8065965065330761133?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/8065965065330761133/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2010/02/ya-iste-oyle.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/8065965065330761133'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/8065965065330761133'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2010/02/ya-iste-oyle.html' title='Ya işte öyle...'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/S2manKI-zZI/AAAAAAAAAKc/HFaeZyEPjjY/s72-c/Articles.2812.1.full.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-477358103755611589</id><published>2010-01-31T14:31:00.004+02:00</published><updated>2010-01-31T14:40:37.905+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roger Federer'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tenis'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Avustralya Açık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Andy Murray'/><title type='text'>16</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/S2V53U_P5oI/AAAAAAAAAKU/gCUkKvvMG7E/s1600-h/3127550396.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 283px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/S2V53U_P5oI/AAAAAAAAAKU/gCUkKvvMG7E/s400/3127550396.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432882516926129794" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 haftadır uykusuz geçen gecelerimin sebebi, muhteşem "Grand Slam" Avustralya Açık Federer'in zaferiyle sona erdi. Tenisin gerçek ustasının aldığı bu muhteşem zaferin bu sayfalara taşınmaması ise beklenmezdi. Yaklaşık 4 aydır uzak kaldığım blogosfere geri dönmemi sağlayan, bana bu enerjiyi veren inanılmaz olay Federer'in kariyerindeki 16. Grand Slam şampiyonluğu oldu.  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Selamon's Modern Life bu usta oyuncuyu daha önce iki kere konuk etmişti, ilk olarak Andy Roddick'le oynadığı ve kazandığı 4 saat 38 dakikalık efsanevi Grand Slam finalinin &lt;a href="http://selamon.blogspot.com/2009/07/15.html"&gt;ardından&lt;/a&gt;, ikinci olarak da Del Potro'ya kaybettiği Amerika Açık finalinin &lt;a href="http://selamon.blogspot.com/2009/09/bitti.html"&gt;ardından&lt;/a&gt;. Kazandığı ve kaybettiği oyunların ardından ortak olarak belirttiğim şey ise şuydu ki, bu oyuncuyu izlemenin büyüleyici bir zevk verdiği.&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Zira Federer'in kort üstünde neler yaptığını anlamak için, sadece kariyer başarılarının listesine göz atmak bile yeterli oluyor. Peter Sampras'ın 14 zaferlik "en çok Grand Slam kazanan" oyuncu ünvanını zaten egale etmişti ve Federer bu rekoru geliştirmeye devam ediyor. Ayrıca yanılmııyorsam baba olduktan sonra bir Grand Slam finali kazanan ilk oyuncu olmayı da başardı kendisi.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;Burda maçın teknik analizini yapmamın yersiz olacağına inanıyorum. Zira Federer gibi kusursuz bir oyuncuyu eleştirme başarısı gösterebilecek kadar işin ehli olduğumu düşünmüyorum. Fakat, işin ehli olan ve Eurosport'ta maçların sonunda değerlendirmelerde bulunan Matts Vilander bile, Federer'in bu kusursuz final oyunu için söyleyecek birşey bulamadı. Yine de turnuvayla ilgili teknik yazılara ve analizlere göz atkmak isteyen olursa, kaliteli yayınları kadar web sitesiyle de beni sevindiren &lt;a href="http://eurosport.yahoo.com/"&gt;Eurosport&lt;/a&gt;'a göz atabilirler. Maçlarla ilgili değerlendirmeler, turnuva istatistikleri, turnuvadan haberler v.b doneler orada bulunabilir.&lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Federir'in yaşadığı 15 Grand Slam şampiyonluğunun ardından, her şeyi başarmış bir sporcu olarak kazanmaya nasıl motive olacağı çok konuşuluyordu. 2010 sezonu öncesi yaptığı açıklamalarda, tıpkı hiç Grand Slam kazanmamış bir oyuncu kadar istekli olduğunu söylemişti. Haliyle buna inanmak biraz güçtü fakat, Federer'in sezonun açılış turnuvasında gösterdiği bu üstün performans, söylediklerinde ne kadar ciddi olduğunu gösterdi. Finale gelene kadar Hewitt, Davydenko, Tsonga gibi çok önemli isimleri mağlup eden inanılmaz oyuncu, finalde de Murray'e set vermeden kupayı kazanma başarısını gösterdi.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;Murray her ne kadar finalde set alamasa da, bu yazıda kendisine yer bulmayı hak edecek enfes bir Grand Slam performansı gösterdi. 22 yaşındaki genç oyuncu, turnuva boyunca oynadığı maçlarla sadece sıradan izleyicilerin değil, otoritelerin de büyük beğenisini kazandı. Zira final seromonisinde kendisi için söylenen "bugünün finalde kaybeden ismiydi ama, belki de yarının adamı olacak" cümlesi, kendisini anlatmak için oldukça önemliydi. 1987 doğumlu bu oyuncunun iki Grand Slam oynama başarısını göstermesi, küçümsenmemeli.&lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Federer – Murray finaliyle birlikte iki haftalık bir tenis resitali ne yazık ki sona erdi. 2010'a bu kadar keyifli başlamamızı sağlayan, 2 hafta boyunca dünyanın en önemli nesnesini tenis topu olarak algılatan turnuva, tüm zamanların en iyisi Federer'in 16. galibiyete ulaşmasıyla bitti. Benim de yine bir spor yazısıyla 4 Ekim 2009'da başlattığım blogosfer hasretim ise sona erdi. Geri dönüş yazımı böyle bir efsaneye adamak, benim için büyük bir şerefti.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;Kariyerinin 16. Grand Slam zaferi, 2010 Avustralya Açık Tek Erkekler Şampiyonluğu için,    &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;TEBRİKLER FEDERER!&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-477358103755611589?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/477358103755611589/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2010/01/16.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/477358103755611589'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/477358103755611589'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2010/01/16.html' title='16'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/S2V53U_P5oI/AAAAAAAAAKU/gCUkKvvMG7E/s72-c/3127550396.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-1666753535252247222</id><published>2009-10-04T23:49:00.005+03:00</published><updated>2009-10-05T00:42:03.086+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Frank Rijkaard'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Maç Yazısı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SskWcd4wVGI/AAAAAAAAAKI/df0830Hs54I/s1600-h/hikmet_karaman.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 260px; height: 195px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SskWcd4wVGI/AAAAAAAAAKI/df0830Hs54I/s400/hikmet_karaman.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5388863107440333922" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Daha önce blogta Galatasaray'dan çeşitli kereler bahsettim. Gerek futbol, gerekse basketbol gibi branşlarımızdaki önemli başarıları, takımımız için beslediğim duyguları taşıdım buraya. Fakat sanırım daha önce hiç maç analizi yapmamıştım. Açıkçası yapmayı da planlamıyordum ama, Ankara deplasmanından 3 gol yeyip dönmüş takımın taraftarı olarak, "lan bu sene UEFA'da kesin finaldeyiz" diyen taraftarlara sempatiyle bakan biri olarak, bu sefer boş geçemiyeceğimi hissettim. Futboldan haz etmeyen tüm okurlara, yazanın devamının pek bir anlam ifade etmeyeceğini şimdiden belirtmek isterim. Sonra ulan niye baştan belirtmedin diye bana gelmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şunu söyleyerek başlamak sanırım makul olur, iyi oynamadığımız maçı, yine de hak etmediğimiz bir skorla İ.Melih'in takımına vermek, işte beni en çok üzen bu oldu. Şerefsiz sıfatıyla sıklıkla ilişkilendirilen, yavşak olduğu konusunda büyük bir çevrenin görüşbirliğine vardığı İ.Melih'in takımına kaybetmek oldukça üzücü bir deneyimdi. Genel bağlamda ortada geçen şu maç, 0-0 biteydi, 100 de 100lük gol pozisyonlarına karşın, ağzımı açmayacaktım. Fakat futbol garip bir oyun, konsantrasyon hatasını katiyen affetmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baros'un ikinci yarı oyundan çıkmadan önce kaçırdığı o inanılmaz pozisyon, ardından Nonda'nın o saçma sapan vuruşu. Forvetlerin gol atamamasına dellenen Servet'in Rijkaard filan dinlemeyip ileri uçta gol araması ve futbolun en eski kuralının işlemesi; atamayana atarlar. Acımayıp 3 attılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mağlubiyetin ardından eleştirilerin odaklandığı nokta, Caner Erkin sorumluluk alanı olan, Galatasaray defansının soluydu. Net ifade etmek gerekirse, Caner çüküm gibi oynadı. Her ne kadar güzel bir çüke sahip olsam da, takdir edersiniz ki Galatasaray'ın sol beki olma sorumluluğunu üstlenebilecek bir çük değil kendisi. Bu tablo haliyle Rijkaard'ın eleştirilmesine neden oldu. Söylenenler benim de aklımdan geçenlerdi, neden Mehmet Topal stopere çekilip solda güvenilen isim Hakan Balta oynatılmadı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sorunun cevabı elbette benden ziyade Mister Rijkaard'da ama, nacizhane fikrim, hocanın oyuncusunu kazanma çabasıdır. Rijkaard bir kaç maçtır Caner'e şans veriyor ancak, Caner inatla ben Galatasaray'ın sol beki olacak adam değilim diye bağırıyor. Bundan sonra ne forma alabilir, ne de sezon sonunda satın alma opsiyonu kullanılarak takımda kalabilir. Volkan / Caner değişikliğinde genç oyuncuya yatırım yapıp ufak bir kumar oynadık, başarılı olamadık. Ha Volkan da Galatasaray'a topçu olacak adam değil, o ayrı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de tabii haftalardır devam eden "çift forvet" geyiği var. Bu geyiği dillendirenlerin temel kanaati Galatasaray takımının tek forvetle oynayamayacak kadar güçlü olduğu hede hödösü. Her ne kadar iflah olmaz bir 4-1-3-2 dizilimi fanatiği olsam da, Rijkaard'ın 4-2-3-1 tercihini oldukça haklı buluyorum. Zira defansın ortasında yetenekleri belirli oyuncular var, desteğe gelecek oyuncu sayısının 2 olması mantıklı. E diyeceksiniz ki "ulan Kasımpaşa maçında, Ankaragücü maçında da mı mantıklı?". Benim buna cevabım evettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zira sistem, oynandıkça oturan, değiştirilmedikçe kemikleşen bir olgu. Rijkaard Galatasaray futbol takımının 4-2-3-1'i kemikleştirmesini ve bu sistemle maç kazanmasını istiyor. Sistemde değişikliklerle kumara gitmiyor. Arada kaybedilecek maçların olacağı kesindir ancak, mücadele ettiğimiz iki ligde sona vardığımızda ortaya çıkan tablo, zannımca Rijkaard'ı haklı çıkartacaktır. Bu konuyla ilgili olarak gözden kaçan, ancak Rijkaard'ın eleştirilmesi gereken asıl konu şudur; Servet'in maç içersindeki pozisyon disiplinsizliği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta Galatasaray Eskişehir'le 1-1 berabere kalırken, son dakikalarda tribünün de baskısıyla topu şişirmeye, sistemi çatırdatmaya başlamıştı. Maç sonu röportajında Rijkaard buna dikkat çekti ve gerekli uyarıyı yapacağının sinyalini verdi. Son iki karşılaşmada bu uyarının yapılmış olduğunu gördük. Ancak göremediğimiz, Servet'e yapılması gereken "pozisyonuna sahip çık" uyarısıydı. Servetin duran toplarda gol aramak için ileriye çıkması makul karşılanabilecekken, kendisini forvet gibi hissedip bir de 3. bölgede çalıma filan kalkışması, pek akıl kârı olan hareketler değildi. Nitekim Servet bu git gellerde fazlasıyla yorulup konsantrasyonunu kaybetti. Bir yandan Caner, bir yandan Servet oyundan düşünce, yenilen 3 gol kaçınılmaz oldu. Rijkaard oyun içinde, daha Galatasaray golü yemeden Servet'in bu disiplinsizliğine derhal müdahele etmeliydi, edemedi, yazık oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolda her zaman kazanmak mümkün olmuyor. Futbolu güzel yapan da galibin önceden kestirilememesi unsuru oluyor. Bu durumu bozan bir Barcelona FC gerçeği olsa da, istisnalar kaydeyi bozmuyor. Önemli olan yenilgilerden, puan kayıplarından gerekli dersi çıkartmak ve ilerisi için olumlu adımlar atmak. Bu adımları atması gereken isimler Frank Rijkaard ve John Neskeens olunca, inanın insanın içi ferahlıyor. Ben Galatasaray'ın güzel günler göreceğine ve bu sene şampiyonluğun en önemli adayı olduğuna halen inanıyor, blogtaki ilk -ama son mu bilinmeyen- maç yazısını, burada bitiriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dip not: Müsadenizle maçın kahramanı olarak Hikmet Karamanı seçiyorum. Bir dakika bile yerinde durmayan, adeta oyuncularıyla birlikte bir o kaleye bir bu kaleye koşan sempatik teknik adam, gözümde maçın yıldızıdır. Ödülü ise yazının başında fotoğrafının olmasıdır. Kendisine ulaşabilen biri varsa, ödülden haberdar etsin, hoca gelsin teslim alsın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-1666753535252247222?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/1666753535252247222/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/10/mac-yazs.html#comment-form' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/1666753535252247222'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/1666753535252247222'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/10/mac-yazs.html' title='Maç Yazısı'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SskWcd4wVGI/AAAAAAAAAKI/df0830Hs54I/s72-c/hikmet_karaman.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-3103079726007532682</id><published>2009-09-24T08:00:00.005+03:00</published><updated>2009-09-24T09:11:44.128+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tespit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yol hikayeleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mizah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='toplu taşıma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='minibüs'/><title type='text'>Tespit yapıyorum....</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SrsIij8GIYI/AAAAAAAAAKA/mCGSam8nNa0/s1600-h/kadikoy+eski+minibus+duraklari.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SrsIij8GIYI/AAAAAAAAAKA/mCGSam8nNa0/s400/kadikoy+eski+minibus+duraklari.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5384907169307435394" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Daha önce bir yerlerde mizahçılara büyük saygım olduğundan bahsetmiştim. Onun sebepleri biraz uzun. İşin içersine toplumu politikleştirmeleri, sessizliği bozmaları, kimi yerde muhalefetin tek unsuru olmaları gibi bir çok şey giriyor. Bambaşka bir yazıya konu olur. Hatta yazının başlığı da "Mizah ve Muhalefet" olur. Hatta bundan güzel akademik makale de olur, aklımda bulunsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında aklımda bunlar yoktu yazıya başlarken ama, mizah ve mizahçı dedikten sonra bir değinme gereği hissettim. Aslında yazıyı mizahçılarla asıl bağlıyacağım nokta, mizahçıların müthiş tespit yeteneği ile ilgiliydi. Hayatta görüp ayrıntı diye geçtiğimiz şeyleri, onların kaleminden ve görüşlerinden okuduğumuzda, taklalar atarak gülüyoruz ya yeri geliyor, işte o yer geldi mi çok güzel oluyor. Mizahçının ustalığı da orda ortaya çıkıyor. Misal Umut Sarıkaya yardırıyor bu tespit espirileri konusunda. Bir çok karikatür albümü çıkmışken Sarıkaya'nın böyle bir çalışması olmaması üzücü. Oysa alınıp baş köşeye konulası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse efendim, bu mizaha ve mizahçıya övgü tandanslı girişimizin ardından, gelelim yazıya başlık olan mevzuya. Bu sefer tespiti ben yapıyorum. Yıllarımı harcadığım minibüslerde, kimi zaman kabus, kimi zaman rüya gibi olan ön tarafta oturma mevzusunu irdeliyorum. Böyle bir irdelemeyi okuyup okumak istemediğinizden de emin olmadığım için, girişi böyle uzattıkça uzatıyorum. Artık okursanız ekime, okumazsanız siz bilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle, minibüste ön taraf olarak tabir ettiğimiz yeri tanımlayalım. Bu yer şoför yanındaki ön koltuktan, ön koltuğun hemen yanındaki motorun üzerinde bulunan bölgeden ve şoförün hemen arkasındaki kimi minibüslerde ikili, kimilerinde üçlü olan koltuktan oluşmakta. Bu oturma yerlerini iyiden kötüye sıralarsak, ön koltuk, ikili koltuk ve motor üstü olarak sıralamamız mümkün. Bu üçlü arasındaki zayıf halka ise, şoförün arkasında bulunan koltuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şoförün hemen arkasında bulunan ikili koltuk karaktersiz bir yer efendim. Eğerki bu koltuğun cama yakın tarafına oturmayı başarmışsanız, pek problemli olmayan bir yolculuk sizi bekler. Para uzatma işi genellikle sağ tarafınızda olan garibana kalacağı için, kafayı cama yaslayıp yolu izleye izleye bütün yolculuğu tamamlayabilirsiniz. Hele bir de kulağınızda kulaklık, elinizde kitap varsa, kimse sizi para uzatmak için dürtmez. Tek kötü yanı, otobüsteki sülün gibi manitaları, Adonis gibi oğlanları kesememenizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat cam kenarında değilde, koridordaysanız, sıçtınız efendim. Herşeyden önce minibüse binen yaşlı teyzeye yer verme konusundaki en uygun 2 koltuktan birisiniz. Eğer kapının hemen karşısındaki ikili koltukta orta yaş ve üstüne mensup kimseler varsa, teyze muhtemelen sizi darlıyacaktır. Yani bu noktaya oturduysanız, yeriniz garanti değildir. Arka koltuklardan uzatılan paralar da genellikle size ulaşır. Bir arkaya dönüp bir şöföre seslenmekten, muavinlik skilleriniz gelişir. Zaten her an kalkmaya hazır olduğunuz bu noktanın cehennemliğini sizinle paylaşacak ve hatta acınızı kat be kat azaltacak tek bir insan vardır, motorun üzerindeki bölmede oturan insan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Motorun üzerindeki bölmede oturan insan kalenderdir. Motorun üzerindeki bölmede oturan insan, kıymet bilendir, acılara katlanabilendir, bambaşka biridir. Herşeyden önce bilinmesi gereken şudur, o bölgenin asıl sahibi orada oturan kişi değildir. Orada oturan kişi paraların toplandığı o garip kabın oturduğu evde misafirdir. Ev sahibi ise şoförün kendisidir. Minibüs ağzına kadar dolduğunda, ev sahibi, kiracısına eve bir kişi daha alacağını belirtir ve arkaya dönerek gözüne kestirdiği zavallıya "bilader gel şöyle otur" der. Hık mık edemezsiniz, emir büyük yerden gelmiştir, götünüzün asla sığmıyacağını bildiğiniz o küçük kısma gider götünüzü koyarsınız. Çile başlamıştır. Zaten ağzına kadar dolu olan minibüsle yüz yüze kalmanız yetmiyormuş gibi, bir de titremeye başlarsınız. Motordan gelen titreşimler, size stabil bir oturma pozisyonu yakalama izni vermez. Öne doğru kaymaya başlarsınız. Kaymamak için bacağınızla bir açı yakalar ve karşı kuvvet uygularsınız. Bu noktada oturmanın tek faydası, bu işlem sırasında kazandığınız bacak kaslarıdır. Yolcuyla yüz yüze olmak, sizi otomatikman muavin konumuna dönüştürür. Şoförün arkasındaki ikili koltuğun sağ tarafında oturan şahsın pis pis size sırıttığını görürsünüz. Zar zor oturduğunuz o bölgede, bir de para alış verişini yönetirsiniz. Hele bir de çantanız varsa, kelimenin tam anlamıyla sıçtınız sevgili okur. Zira o çanta size kabus olur. Tutmaya çalışırsınız, tutmazsınız, bacağınızla sıkıştırmak istersiniz, bacak zaten başka bir görevde olduğu için beceremezsiniz. O çanta uygun bir anı bulur ve yuvarlanır gider, acıklı gözlerle ardından bakakalırsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii her zaman bu kadar şansız olmak zorunda da değilsiniz, iyi bir çocuk olursanız, bir gün şoförün yanındaki ön koltukta bile oturabilirsiniz. Hele bir de müzik çalarınız varsa, kendinizi tüm minibüsten soyutlayabilirsiniz. Minibüsün kapıları bir sis perdesini aralıyormuşçacına açılır, hızlı adımlarla boş olduğunu daha binmeden gördüğünüz ön koltuğa yönelirsiniz, "bir Kadıköy" der parayı uzatır ve tekrar kulaklarınızı takarsınız. İşte o an adeta taksideymişçesine, adeta kendi arabanızdaymışçasına rahat bir yolculuğa başlamışsınızdır. Tek riskli yanı, kimi zaman şoförün geyiğe kesmek istemesidir. Müzik çalar bu noktada kurtarıcı rolü oynar, kulaklıklarınızı parayı uzattıktan hemen sonra geri takarsanız, kurtarırsınız. Kulaklık filan dinlemeyen şoför abiler için ise, ekstra olarak kitap kullanılmalıdır. Bu ikiliyi efektif kullanmayı öğrendiğinizde, araba almak yerine minibüs ön koltuğu satın almayı dahi düşünebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minibüslerin ön bölgeleri, sihirli yerlerdir. Hayatın acı ve tatlı yanlarını size aynı anda sunarlar. Onlardan öğreneceğiniz çok şey vardır. Onlar sayesinde hayata daha güçlü bakar, zorlukları daha kolay aşarsınız. Böylesine güçlü bir karakteri elde edebilmek için, minibüs kullanmak şarttır. Topluma taşıma candır, kullanılmalı ve kullandırtılmalıdır!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-3103079726007532682?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/3103079726007532682/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/09/tespit-yapyorum.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/3103079726007532682'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/3103079726007532682'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/09/tespit-yapyorum.html' title='Tespit yapıyorum....'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SrsIij8GIYI/AAAAAAAAAKA/mCGSam8nNa0/s72-c/kadikoy+eski+minibus+duraklari.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-1491564023623488981</id><published>2009-09-18T04:59:00.003+03:00</published><updated>2009-09-18T05:22:20.688+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişisel zırvalar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diziler'/><title type='text'>Çağrışımsal</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.alkislarlayasiyorum.com/"&gt;Alkışlarla Yaşıyorum&lt;/a&gt; diye güzel bir site. İnternetin ünlü mekanlarından, bilen bilir. Kendisinin içersinde bir dolu komikli içerik bulunuyor. Bu komikli lafı da, şu son Hedolu, Nurili reklamda blogta yer buluyor. Bu biraz canımı sıkıyor mu, sıkıyor. Fakat insan bir garip, bazen hiç beklemediği kelimeyi benimsiyor. Misal Kabak'tan bir dönüyor, "geliyore, gidiyore" filan gibi kelimeler dağarcığa giriyor. Mizah dergisi okuyor, dili dile kopyalıyor filan. Bunlar hep oluyor, insan gördüğünden, duyduğundan etkileniyor. Fakat konu bu değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu bir kısa video. Alkışlarla Yaşıyorum'da karşıma çıkıyor. Zamanının pek başarılı absürd komedisi Kaygısızlar'dan ufak bir sahne ihtiva ediyor. Gani Müjde'nin zamanında çıkarttığı bu ilginç işe, insan yarı hasret, yarı "ulan bu adam şimdi niye böyle işler yapmıyor" kafasında yaklaşıyor. Vakti zamanında kendisinin Penguen'deki köşesi akıllara geliyor, "Lafla peynir gemisi yürümez" dedirtiyor. Video aşağıda duruyor, bir tıklamayla izlenebiliyor. Bir de serbest çağrışımdan akıllara "bir kahkaha, bir pirzola" lafı düşüyor. Selamon öpüyor ve gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;script language="javascript" src="http://alkislarlayasiyorum.com/video-paylas/124_20071110042108"&gt;&lt;/script&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-1491564023623488981?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/1491564023623488981/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/09/alkslarla-yasyorum-diye-guzel-bir-site.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/1491564023623488981'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/1491564023623488981'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/09/alkslarla-yasyorum-diye-guzel-bir-site.html' title='Çağrışımsal'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-3719132772884281749</id><published>2009-09-17T04:11:00.008+03:00</published><updated>2009-09-17T05:36:06.979+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişisel zırvalar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mim'/><title type='text'>Başımıza aldık bir iş ama...</title><content type='html'>Daha başlarken başlama diye bir ses geliyor içimden bir yerlerden. İçime adam mı kaçmış lan diye düşünüyorum, sonra olmaz öyle şey diyorum tabi. Muhtemelen aşırı tembelliğim itiyor buna beni. E bi de fazla kişisel bir yazı olacak, insanların ilgisini çekmez derdindeyim filan. E ama daha önce de dediğim gibi, komşudan gelen tabak boş gönderilmez. &lt;a href="http://doruk.gunduztarifesi.org/2009/09/100-kere-1000-kere-evet.html"&gt;Doruk&lt;/a&gt; beyler mimlemiş efendim yine bizi, 100 cümlede kendimizi anlatacakmışız. E bi deneyelim bakalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ol&gt;&lt;li&gt;"Sex is like pissing. People take it much too seriously." alıntısını hayatıma motto ederim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Neredeyse her türlü spor müsabakasını izlerim, curlingmiş, dartmış ayırt etmem, oturur ampul gibi seyrederim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Futbol, basketbol ve tenis sporlarına ayrı bir gönül vermişliğim, ayrı bir sevmişliğim mevcuttur.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Galatasaray hayatımda önemli bir yer kaplar, bıdı bıdı edeni üzerim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Futbolu "22 adamın bir topun peşinden koştuğu oyun" şeklinde tanımlayan adamla ilişkimi gözden geçiririm.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Müziğin her genreına açık olmakla birlikte, "Ne olursa dinlerim" demem, rock ve metal müzik severim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Blues olsun, jazz olsun bu tarz kendi kültürünü yaratmış müzik akımlarını baş tacı ederim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Konser mevzusunu çok severim, mümkün mertebe giderim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Rock/metal konserlerinde VIP bilet uygulamasından haz etmem, olayın ruhuna aykırı der bik bik ederim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Çok bilmiş tavırlar içersindeyimdir, arada adamı sinir ederim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Kin tutmak, küsmek, bir daha görüşmeyelim tavırlarına girmek gibi hareketlerden nefret ederim, bu hareketlerde bulunan insanları garipserim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Irkçı, milliyetçi, dar görüşlü, toleransız insanlardan nefret ederim, yanıma yanaştırmam, yanışırlarsa üzerim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Her hafta mumtazam bir şekilde Leman, Penguen ve Uykusuz dergilerini edinirim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Çizgi roman olayının sevdalısıyımdır, yıllardır biriktiririm.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Basına dair hep bir ilgim olmuştur, aklımın her zaman bir köşesinde bir dergi fikri, bir t.v. programı fikri filan hep hazır bulunur.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Spor muhabiri olsam, çok mutlu bir adam olabilirim, emin değilim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Bir çok şeye ilgi duyarım, azar azar hepsine vakit ayırmaya çalışırım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Hiçbirşeyde iyi bir profesyonel değil, herşeyde beceriksiz bir amatörümdür.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Fotoğraf sanatını ve fotoğraf çekmeyi severim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Doğaya hayran bir insan evladıyımdır, doğada olmaktan her daim keyif almışımdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Din olsun, tanrı olsun böyle kavramlara anlam veremem, 21. yy'da inatla tanrıya inanan insana pek akıl erdiremem.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Dinine saygılı değilim!&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Marxistim, sosyalizmin insanlığı kurtaracağına inanırım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Ekonomik liberalizmin insanı özgürleştirdiğine değil, köle ettiğine inanırım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Mizahçılara büyük saygım vardır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Dağcılık sporuna hayranımdır, elimden geldiği kadarıyla icra ederim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Ekstrem sporların her türlüsünü denemek, gerçekten beğendiklerimi de sıkça icra etmek isterim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Türkiye'de adam gibi bir roller coaster olsa, sabah akşam binerim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Bungee jumping mevzusunu hala gerçekleştiremedim, gerçekleştirmeyi çok isterim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Lise bittiğinden beri saçıma makas değdirmedim, askere kadar da değdirmeye niyetli değilim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Rasta mevzusunu severim, yaptırmaya niyetliyim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Dövmeler hoşuma gider, gün gelir de paraya  kıyasım gelirse, bir iki tane edinirim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Yemek mevzusu hayatımda önemli bir yer kaplar.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Yemeğin kültürüne önem veririm.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Olurda bir okula burslu kabul edilirsem gastronomi okumak isterim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Tiyatronun köpeğiyim, izlemeyi de, hakkında okumayı da, eleştirmeyi de çok severim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;İstanbul Devlet Tiyatrosu'na bayılırım, 4 liraya o muhteşem oyunları ve oyuncuları izlemenin tadına hayranım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Konservatuarda tiyatro bölümü okumaya kalkıştım, bir baktım siyasal bilimlerde son yaklaşmışım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Okuduğum üniversiteyi severim, kol kırılır yen içinde kalır, sorunlarını dışarıya pek lanse etmem.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Radyo ve radyoculuk mevzusundan pek haz ederim, şöyle Rock FM, Eksen, Açık Radyo tadında bir kanalda programım olsa, cebime 3-5 kuruş da para konsa, mutu mesut yaşar giderim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Aktivistliğe inanırım, sesini çıkartmayan, birşeylere karşı olmayan insandan hafif bi tırsarım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Muhalefet etme konusunda başarılıyım ve muhalefet etmekten büyük tad alırım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Para harcamayı bilmem, cebimde 3 kuruş tutamam, olana da hayvan gibi abanırım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Eşya kıymeti pek bilmem, eşyalarımı çok sık kaybederim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Cep telefonlarıyla aram iyidir, 6 tane kaybettim, şu an 7.sini kullanıyorum.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Elektronik eşyalar çok ilgimi çeker, yeni çıkan teknolojileri hayranlıkla izlerim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Kitap okumayı pek severim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Edebiyat eserlerine köpek gibi para harcarım, üzülmem, yine olsun yine harcarım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Alkol bizim canımız, kendisini pek severim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Birayı koynuma alır yatarım, kendisine pek fena hayranım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Tekilayla düzeyli bir birlikteliğim vardır, birayla birlikte tüketirim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Viski her türlü gider hacı, şekline şemaline bile hastayım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Ortalama fiyatlı viskiler söz konusu oldu mu Jack Daniel's alır keyfime bakarım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Bir evin dolabında muhakkak en az bir şişe rakı ve bir kaç bira olması gerektiğine inanırım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Güzel hatun buldum mu hiç acımam, aynen yazılırım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Zor sinirlerim, beni sinirlendirmeyi başaran insana şaşırırım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;İhtisaslı tembelimdir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Bir iş muhakkak yapılması gerekene kadar yapmam.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Son dakika adamıyımdır, son dakikada gelen yaratıcılığa inanırım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; En korktuğum şeyler arasında "sıçtın mavisi" yer alır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Teknolojiden anlamak ve anlamamak arasında bir noktadayımdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Bisiklet sürmeyi bilmem, eksikliğini çok hissetmem.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Araba kullanmaktan keyif alırım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Eski nesil, hava soğutmalı (hani yavurun beatle bizim tospaa dediğimiz) VolksWagen'dan daha güzel araba yapılmadığına dair sağlam bir inanca sahibimdir, kedinlerini sürmesi bile ayrı keyiftir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Gezmek, seyahet etmek, yeni yerler görmek çok sevdiğim şeyler arasında yer alır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Trenleri, rayları, tren yollarını, trenle yol almayı pek severim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Of uzun yola çıkıcaz, çekilmez bik bik diyen adamla ilişkimi gözden geçiririm.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Eş, dost, muhabbet, sosyalleşmek filan, acaip hoşuma giden şeylerdir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Yeni insanlarla tanışmayı çok severim, gittiğim her yerde mümkün olduğu kadar yeni insan tanımayı isterim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Dans mevzusundan pek haz etmem.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Resim konusunda inanılmaz derecede yeteneksizimdir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Board gameleri severim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Tavlada alayınızın eline veririm.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; FRP oynamak konusunda her daim istekliyimdir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Şu an bilgisayar kilitlendi, sadece bu pencereyi kullanabiliyorum, yani ne kadar ah ulan yeter desem de, sike sike bu yazıyı yazıyorum. Diğer bir değişle, başladığım işi bitirme konusunda pek becerikli değilimdir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Çok çabuk dikkatim dağılır, geri toplaması zaman alır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Sayılarla aram hiç iyi değildir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Pozitif bilimlerden hiç haz etmem, pozitif bilimlerin var olmasının sosyal bilimlere bağlı olduğunu düşünürüm.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Ne kadar becerebiliyorum bilmem ama, yazı yazmayı severim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kadıköy benim için ev gibi yerdir, gittim mi kendimi huzurlu hissederim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Mekan tutarım, Kadıköy'e gidiyorsam, Taksim'e gidiyorsam hangi bara oturacağım  bellidir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Teacher's Pub ve Thales hayatımda önemli iki yerdir, oralarda içmeyi severim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Poz atan, trip yapan insandan hiç haz etmem, yanıma gelsin istemem.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Çay mı kahve mi deseler, çay derim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Etobur sayılabilecek düzeyde et yerim, sebzeye de midemde yer vardır, yeterki güzel pişirilsin.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Bamyayı yemek bi kenara, adını ağzıma almamaya özen gösteririm, mecbur kalır değersem duşa girerim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Duş almaktan haz etmem, insanlığın bu büyük zaman kaybına acilen bir çözüm bulmasını isterim. (Yıkanmamak, deodorant/parfüm filan çözüm değil. Adam gibi sistem icat etsinler, içine girelim çıkalım, 2 dakkada tepeden tırnağa pırıl pırıl olalım, benim arzum bu.)&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Evde aylık etmekten keyif alırım, yeri gelir kanepeye yatar bütün kıçımı bir o yana bir bu yana yuvarlarım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Televizyonu açtım mı ya spor kanallarına, ya haber kanallarına, ya da çizgi film kanallarına takılırım, dizi mizi mevzularına internetten akarım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Dizi dediğin 20 dakika ve komik olmalı, drama dizilerine soğuk bakarım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Çizgi filmlerden pek haz ederim, yeri gelir saatlerce kesintisiz Nickelodeon izlerim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Family Guy'ı dünya televizyon tarihinde bir kilometre taşı, bir efsane olarak görürüm.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Torentten filan anlamam. Paylaşım programı olarak eMule kullanırım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Telif hakkı mevzusundan haz etmem, sanatın bedava olarak ulaşılabilir olmasından yanayım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Nedense gece uykusundan pek haz etmem, sabah uykusuna bayılrım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Metal müzik türleri arasında en çok thrash metale hastayım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Sinemayı pek sever, kütür kütür de izlerim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Halı sahaya gitmeyi pek severim, mevki olarak kaleyi benimsedim. (Halı sahaya kaleci lazım olursa bi ses ediyosun, aynen ordayım.)&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Fotoğraflarda olmayı severim ama fotoğraflar beni sevmez, çirkin çıkarım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; &lt;a href="http://doruk.gunduztarifesi.org/"&gt;Doruk&lt;/a&gt; iyi çocuktur, bu hayvan gibi mimi bana soksa da, yanaklarını sıkarım.&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-3719132772884281749?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/3719132772884281749/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/09/basmza-aldk-bir-is-ama.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/3719132772884281749'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/3719132772884281749'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/09/basmza-aldk-bir-is-ama.html' title='Başımıza aldık bir iş ama...'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-5727325291535443075</id><published>2009-09-15T04:30:00.005+03:00</published><updated>2009-09-15T05:02:21.456+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roger Federer'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Del Potro'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tenis'/><title type='text'>Bitti</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sq7087-MxiI/AAAAAAAAAJ4/W5mzMoxJDGc/s1600-h/b_0914_Federer_DePotro20.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sq7087-MxiI/AAAAAAAAAJ4/W5mzMoxJDGc/s400/b_0914_Federer_DePotro20.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5381507932482225698" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Grand Slamlerin yeni kıtada oynananı, US Open, bir kaç saat önce bitti. Üstelik, biten sadece turnuva değildi. Roger Federer'in inanılmaz serisi de sona erdi. Üstelik bu seriyi 20 yaşında bir tenisçi, Juan Martinez Del Potro bitirdi. Roger Federer'in yenilmesine alışık olmayan bizlerin ise, bu yenilgi üzerine içinde bir ağaç devrildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç beş sete kadar uzadı. Çok kötü başlayan Del Potro ilk seti 6-3 verdi. İkinci sette, Federer servis kırmaya çok yakınken, genç raket oyunu kazandı ve seti tie-breake taşıdı. Biz Federer seti burdan vermez derken, kötü başlayan Del Potro, süprizin kralını yaptı. (Burada bir not düşmek gerek, tie-break uygulaması dieğr grand slam finallerinde yer almazken, sadece Amerika Açık'taki finallerde tie-break kuralı geçerli oluyor) Federer'in tie-break karnesi oldukça iyi. Rakibinin de iyi bir tie-break grafiğine sahip olduğu bir gerçek. Fakat kariyerinin ilk Grand Slam finalini oynayan 20 yaşında bir gencin, Federer'i tie-breakte yeneceğini, eminim kimse beklemiyordu. Bu büyük süprizle üçüncü sete gidildi, üstat bekleneni bu sefer verdi, seti cebe indirdi. 6-4. Dördüncü set tam bir kader seti oldu. Federer bir çok kez maçı alacak fırsatları yakaladı, ancak yararlanamadı. Bir öyle bir böyle derken, set yine tie-breake kaldı. Federer tie-breakin hemen başında çift hata yaparak, "lan noluyor?!" deditti. Biz daha ağzımızı kapayamadan, Del Potro tie-breaki kazanıp, seti bitirdi. Son set ise, biz Federer severler için tam bir hayal kırıklığı. Federer toplamda 60 basit hata ve 11 çift hatayla oynadı! Son seti genç oyuncu 6-2 kazandı.&lt;br /&gt;20 yaşındaki Juan Martin Del Potro US Open 2009'a, adını şampiyon olarak yazdırdı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın bitimiyle Del Potro'nun aşırı duygusal tavrı, kazandığına adeta inanamayarak hüngür hüngür ağlaması, "en büyük hayallerimden birini gerçekleştirdim, bir diğeri Federer gibi olmak, fakat bunun için daha çok çalışmayalım" şeklindeki açıklaması, bir Federer sevdalısı olan beni bile etkiledi. E bir de Arjantin sever olarak, bu sempatik ve genç Arjantinlinin kazanması, beni çok da yaralamadı. Federer ise US Open'ı 5 kez üst üste kazandıktan sonra, bir rekor olan 6. galibiyeti kaçırdı ama efendiliğini ve sportmenliğini  hiç bozmadı. Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi oyuncusu ünvanını hak eden bu insan,  açıklamaları ve genç oyuncuya olan övgüsüyle, yeniden gönülleri kazandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Federer, oynadığı Grand Slam finallerinde, sadece Rafael Nadal'a yenilmişti. Del Potro'nun finale gelmeden önce Rafa'yı devirmesi, hepimize bir "lan yoksa?" dedirmişti ancak 20 yaşında bu kadar tecrübesiz bir ismin Roge'yi devirmesi beklenmedik birşeydi. Gün oldu, devran döndü, mucizeler bu gece US Open finalinde görüldü. Bu genç isim, bu muhteşem bir performans çıkartarak ilk Grand Slam finalinde Federer'i deviren bu isim, yeni nesil tenisçiler arasından sıyrılıp, kalbimizi çaldı götürdü. Tebrikler Del Potro, tebrikler Federer. Ocak 2010'da, Avustralya açıkta görüşmek üzere.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-5727325291535443075?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/5727325291535443075/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/09/bitti.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/5727325291535443075'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/5727325291535443075'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/09/bitti.html' title='Bitti'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sq7087-MxiI/AAAAAAAAAJ4/W5mzMoxJDGc/s72-c/b_0914_Federer_DePotro20.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-7435237291693543520</id><published>2009-09-13T01:51:00.004+03:00</published><updated>2009-09-13T02:39:21.189+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='direniş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Hayat fena halde futbola benzer....</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SqwxGDVUByI/AAAAAAAAAJw/-cSJEWdHYP8/s1600-h/dar%2Balanda%2Bk%25FDsa%2Bpasla%25FEmalar.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 232px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SqwxGDVUByI/AAAAAAAAAJw/-cSJEWdHYP8/s400/dar%2Balanda%2Bk%25FDsa%2Bpasla%25FEmalar.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5380729634844575522" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Böyle diyor Savaş Dinçel, Hacı karakterini canlandırdığı "Dar Alanda Kısa Paslaşmalar" adlı filmde. Çok da güzel diyor. Zaten Serdar Akar da çok güzel bir film çekiyor. Erkan Can "kalesinde" devleşiyor, Uğur Polat, Müşfik Kenter gibi isimler az süre aldıkları maçta muhteşem bir performans ortaya koyuyor. Tek sırıtan takımın yıldız forveti Rafet El Roman, o da oyunu çok iyi bilen takım arkadaşları sayesinde maçı kurtarıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Dar Alanda Kısa Paslaşmalar" filmi muhteşem bir film. Teması futbol. Hatta daha da ötesi, amatör futbol. Haliyle çok sevmek için biraz da "oyunu" sevmek gerekiyor. O toprak sahada kalkan tozun, krampon darbesiyle yarılan bacağın, uğruna krampona kafa uzatılan bir takımın sevgisi yoksa yürekler de, belki de anlam ifade etmiyor. Hayat fen halde futbola benzer denildiğinde, ne alakası var diyecek insana, bu film pek de yakışmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçi şurası kesin, "ne alakası var" diyecek insanın kesinlikle izlemesi gereken bir film "Dar Alanda Kısa Paslaşmalar". Futbolun neden hayata fena halde benzediğini, çok güzel anlatıyor. Bizim bu oyunu neden bu kadar sevdiğimizi de, bizi bir türlü anlamayanların gözüne gözüne sokuyor. Simon Kuper'in "Football Against The Enemy" adlı yapıtında gösterdiğini, futbolun asla futbol olmadığını, bize bir de Esnaf Spor anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film bununla da kalmıyor, "Endüstriyel futbola hayır!" sloganının içini dolduruyor. Paranın nasıl oyunun üstünde yer ettiğini kanıtlıyor. Profesyonellik diye bize yutturulanın bir kaç adamın at koşturmasından ibaret olduğunu bize gösteriyor. Sektöre dönüşmüş, endüstriyelleşmiş bir futbolun, futbol olmaktan çıktığını ispatlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun hayata fena halde benzeyen bir &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;oyun&lt;/span&gt; olduğunu yeniden bize hatırlatıyor. Onlar olmadan senin bir bok ifade etmediğini gösteriyor. Ekip olmanın, dayanışmanın, amaç için bir olmanın ne kadar kutsal olduğunu akıllara yerleştiriyor. Modern dünyanın getirisi diye bize yutturulan profesyonel hayatın, bir sikim olmadığını, mutluluğun amatör ruhta yattığını kanıtlıyor. Film, hayata ortayı, soldan açıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir boş vaktinizde izleyin efendim bu filmi. Hatta bu filmi izlemek için boş vakit yaratın. "Bir futbol topu peşinde koşan 22 adam" diyerek, küçücük beyninizin anca yetebildiği o manasız aşağılamanızı da aklınızdan çıkarmayın. Filmin sonunda yine aynı lafı edebiliyorasanız, bu blogu da ne olur tekrar açmayın. Hatta inatla aynı lafı diyen herkesin ta amına koyayım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-7435237291693543520?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/7435237291693543520/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/09/hayat-fena-halde-futbola-benzer.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/7435237291693543520'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/7435237291693543520'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/09/hayat-fena-halde-futbola-benzer.html' title='Hayat fena halde futbola benzer....'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SqwxGDVUByI/AAAAAAAAAJw/-cSJEWdHYP8/s72-c/dar%2Balanda%2Bk%25FDsa%2Bpasla%25FEmalar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-5522421699348017259</id><published>2009-09-07T17:04:00.004+03:00</published><updated>2009-09-07T17:26:18.621+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='rock n roll'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>The Boat That Rocked!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SqUYAVxndTI/AAAAAAAAAJo/J8vRXULkaF8/s1600-h/boat_that_rocked.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 273px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SqUYAVxndTI/AAAAAAAAAJo/J8vRXULkaF8/s400/boat_that_rocked.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5378731724088243506" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sanırım herşeyden önce şunu söylemek lazım, LONG LIVE ROCK 'N' ROLL. Kesinlikle şu filmin ağzımızda bıraktığı bu muhteşem tadın en önemli mesulu, o muhteşem rock n roll ruhudur efendim. Zira film ekibi de bu ruhun gücünün farkında ki, üşenmeyip bize harika bir film yapmışlar, adını da The Boat That Rocked koymuşlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuzey denizinin ortasında bir gemi, içinde bir sürü adam, bir de lezbiyen kız. Hükümetin karşı olduğu rock n roll'u 24 saat susmadan çalıyorlar! Ülkenin yarısı, tam 25 milyon kişi de onları dinliyor. Sene 1966. Hükümet bunları kapatmak için uğraşıyor filan, ortaya tadından yenmeyecek bir film çıkıyor. 10 üzerinden 10 veriyorum kendisine, hiç bir yerinden not kıramıyorum. Bu kadar beğendiğim bir filmin de tutup eleştirisini yazmıycam buraya, gidin izleyin işte. İnanın pişman olmazsınız, hatta bana teşekkür edersiniz. Ben filmden haberdar olmamı sağlayan Pınar'a (&lt;a href="http://friendfeed.com/islakkarga"&gt;ıslakkarga&lt;/a&gt;) çoktan müteşekkir oldum bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii şu da kesin, filmden alınan tadın bu derece tatminkar olmasını sağlayacak önemli bir ön koşul var, rock n roll ruhuna aşık olmak! School of Rock filmi de öyleydi, eğer gerçekten rock müzik sevdalısıysanız, sıradan bir izleyiciye nazaran çok daha yoğun duygularla izliyordunuz o filmi. Bu film de öyle. Herşeyden önce bize rock n roll ruhunun nasıl koca bir ülkenin yarısını ele geçirebileceğini, bu duygunun yarattığı birlik hissinin ne boyutlara gelebileceğini filan çok keyifli bir şekilde gösteriyor. Siz de tıpkı 1966 İngiltere'sinin yarısı gibi, o ekibin bir parçası ve rock n roll ruhunun taşıyıcısı olmak istiyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de beni filmin içine biraz daha çeken ufak bir detay da var. Bu sayfaların &lt;a href="http://selamon.blogspot.com/2009/08/radyosu-rocks.html"&gt;birinde&lt;/a&gt;, okul radyosundaki deneyimlerimden üstünkörü bahsetmiştim. Filmde de görebileceğiniz üzere, radyoculuk, bir radyo ekibinin parçası olmak, bu ekip amatör ruhunu koruyabilmişse ve radyoculuğu gerçekten müzik aşkı için yapabiliyorsa, inanılmaz bir iş. Bizim sikindirik RadyoSU bile, bir arada olmanın ve sayısı ne kadar az da olsa insalara ulaşmanın keyfini dibine kadar yaşayabildiğin bir yer. Bir de milyonlarca insana sesini ulaştırabildiğini düşün!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Boat That Rocked sıkıcı bir pazartesi gününde, tatil planları yan çizen arkadaşlar yüzünden suya düşmüş, yapacak hiçbir iş olmadan evde oturan şu bünyemi, rock n roll isyankarlığı, neşesi ve birlik hissiyle doldurdu. Radyoculuk mevzusuna ne kadar aşık olduğumu ve insanların müzikle birleşmesi fikrine nasıl da hayran baktığımı yeniden kanıtladı. Okulun açılmasıyla birlikte yaratacağım ve çok inandığım bir projenin fikrine temel hazırladı. Beni bu kadar mutlu ettiyse, sizi de eder diye düşünmekteyim. Bence, izleyin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-5522421699348017259?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/5522421699348017259/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/09/boat-that-rocked.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/5522421699348017259'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/5522421699348017259'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/09/boat-that-rocked.html' title='The Boat That Rocked!'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SqUYAVxndTI/AAAAAAAAAJo/J8vRXULkaF8/s72-c/boat_that_rocked.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-6084241966328007106</id><published>2009-09-03T09:13:00.003+03:00</published><updated>2009-09-03T09:33:37.398+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='özgürlük'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Devrim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aldatma'/><title type='text'>Ey Özgürlük!</title><content type='html'>Zülfü Livaneli. Bir sanatçı. Bir siyasetçi. Siyasetçiliği beş para etmese de, sanatçılığıyla milyonları peşinden sürüklemiş, şarkı ve türküleri milyonların direnişine eşlik etmiş bir insan. Son günlerde yine gündemde. Fakat bu sefer ne yazıkki yüzlerde gülümsemeyle değil, derin bir nefretle. Livaneli, milyonların diline pelesenk olmuş, mücadelelere marş olmuş o çok ünlü eseri "Ey Özgürlük" şarkısını, Vodafone firmasına 300 bin dolar karşılığında satmış bulunmakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belkide haftalardır dönüyor reklam. Eminim hepiniz farkındasınızdır. Belki sizin için sadece hoş bir süprizdi o şarkıyı o reklamda duymak. Belki de hiç kafanıza takmadınız. Fakat, bizlerin kafasına takıldı. O şarkıyı mücadelesinin yoldaşı etmişlerin aklına takıldı. Şu an bu yazıyı yazarken bile arkada Livaneli'nin eserleri çalıyor. Şimdi soruyorsunuz belki de, bir sanatçının eserinden para kazanması, nasıl yanlış olabilir? Eğer o sanatçı, o eseri, sattığı firmanın temsil ettiği herşeye karşı yazdıysa, işte o zaman yanlış olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllarca emperyalizme karşı konuştu Livaneli. Sürgün yıllarım diye hitap ettiği dönemdeki eserleriyle de, görüşlerine sahip çıkanların bam teline dokundu. Mücadeleyi destekledi, ateşledi. Şimdi bütün bunları yapan kendisi değilmiş gibi, yıllarca karşı durduğu bir düzenin daha da alıp yürümesi için, eserini firmaya satıverdi. 300.000 dolar karşılığında. Anladıkki, Livaneli'nin de siyasetine tüm bağlılığı, 300.000 dolarmış. O parayı veren, Livaneli'yi &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;satın&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;alırmış&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyorki benim şarkılarım artık halka mal oldular, diyorki ben o şarkıyı genç kuşaklar tanısın diye sattım. E be Livaneli, dağıtsana o zaman o 300 bin doları, o halka ve o genç kuşaklara. Elde ettiğin bu artı değeri, gerçekten toplum için kullansana. Yıllarca insanlığı insanlığından çıkarmış bu artı değer değil miydi? Yıllarca siyasetini bu yönde şekillendirmedin mi sayın Livaneli? Şimdi ne değişti? Gözünü para hırsıyla ne boyadı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha fazla diyecek birşeyim olduğunu sanmıyorum. Fakat, konuyla ilgili olarak online mecmua &lt;a href="http://sol.org.tr"&gt;soL&lt;/a&gt;'da çıkan bir yazıyı da sizinle paylaşmak istiyorum. &lt;a href="http://haber.sol.org.tr/yazarlar/orhan-aydin/livane-17565"&gt;Tıklayınız&lt;/a&gt;. Bu noktadan sonra, ne yapsak nafile. Özgürlüğün marşı, özgürlüğü yok edenlere satılmış, biz bu mücadeleye sahip çıkanlar şaşırıp kalmış. Ne yapalım? Fakat bilinsinki, o şarkı daima bizim özgürlük marşlarımızdan biri olacaktır, asla ve asla, hiçbir neslin aklında Vodafone reklam cingılı olarak kalmayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okulda defterime, sırama, ağaçlara yazarım adını. EY ÖZGÜRLÜK!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="300" height="300"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/DqyLcsGqW4s&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/DqyLcsGqW4s&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="300" height="300"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-6084241966328007106?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/6084241966328007106/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/09/ey-ozgurluk.html#comment-form' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/6084241966328007106'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/6084241966328007106'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/09/ey-ozgurluk.html' title='Ey Özgürlük!'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-8253964142085560946</id><published>2009-09-01T04:54:00.006+03:00</published><updated>2009-09-01T06:08:17.208+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Watchmen'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çizgi roman'/><title type='text'>Quis custodiet ipsos custodes?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SpyO1LkBhWI/AAAAAAAAAJQ/N93On5ZTQLw/s1600-h/watchmen-smiley1.png"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SpyO1LkBhWI/AAAAAAAAAJQ/N93On5ZTQLw/s400/watchmen-smiley1.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376329099461625186" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir iki başarısız giriş denemesinden sonra, aslında neden uzun zamandır hiçbir şey yazmadığımı da anladım. Yazı yazmaya çalışmak beynimi acıtıyor ve uzun bir süredir sabaha kadar oturup akşama kadar uyumaktan başka hiçbirşey yapmayan zihnim, bu acıyı pek de kaldıramıyor. Fakat, ne olursa olsun, yazmak bir gereksinim hali de olduğundan, insan zihnindekileri yazıya dökmek istiyor. Üstelik buranın yaşamasını, aktif olmasını isteyen şu bünyeme, bloga birşeyler eklemek, her ne kadar beyin yorucu olsa da, büyük haz veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki başlıkla yukarıda yazanlar nasıl bir bağlantı içeriyor? Eğer zorlarsak, elbette felsefik bir bağ yaratmak mümkün, fakat aslına bakarsanız yukarıdakiler sadece benim kişisel serzenişlerimden oluşuyor. Başlığın İngilizce'ye bire bir çevirisi, "Who will guard the guards themselves?". Romalı şair Juvenal'den bir alıntı. Fakat biz, bire bir tercümesinden değil de, İngilizce'ye "Who watches the watchers?" şeklinde geçmiş halinden bahsedicez. Yani; "Gözcüleri kim gözlüyor?".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eminim çizgi roman kültürüne aşina olanlar gerek bir önceki paragraftan, gerek başlıktan, gerekse yazının başında kullandığım görselden konunun nereye gideceğini kavramıştır. Konumuz, Watchmen! Çizgi romanlar tarihinin belki de en önemli eseri. Times dergisi tarafından hazırlanan yüzyılın en önemli edebiyat eserleri arasındaki tek çizgi roman. Ülkemizde daha çok "V For Vendetta" ile tanınan ancak en az onun kadar ünlü "Swam Thing", "Miracleman" ve "From Hell" gibi eserleri de kaleme almış Alan Moore'un bir üretimi. Alan Moore için kimileri dünyanın en önemli çizgi roman yazarı diyor, karşı çıkılması güç bir iddia. Watchmen'in çizimlerini ise, Dave Gibbons tarafından gerçekleştirilmiş. 1973 yılında başlamış bir çizgi roman kariyeri, bir çok önemli işte yer almış çizimleri ve yazdığı hikayeleriyle komple bir çizgi roman insanı Dave Gibbons.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alan Moore bu çizgi romanda soğuk savaş dönemi için alternatif bir senaryo yazıyor ve paranoyanın tavan yaptığı bu süreçte maskeli kahramanların yerini inceliyor. İnanılmaz derinlikli yazılmış karakterler, muhteşem bir atmosfer ve güçlü bir finalle sonlanan kusursuz anlatım. Alan Moore'un Watchmen'de bizlere sunduklarından sadece bir kaçı. Çizer Dave Gibbons ise, Moore'un yarattığı bu inanılmaz hikayeyi muhteşem şekilde resmediyor. Yaratılmış alternatif gerçekliği, muhteşem çizemleriyle adeta zihnimizin içine yerleştiriyor. Bir çizerin dahi hayal gücünü zorlayacak Alan Moore'un o fantastik dehasını, muhteşem şekilde resimliyor ve kusursuz bir çizgi roman okumamızı sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu efsane çizgi roman üzerine, daha ne söyleyebilirim, inanın aklıma gelmiyor. Zira Alan Moore'un yarattığı ve Dave Gibbons'ın resimlediği bu eseri eleştirmek, benim gibi amatör sayılabilecek bir çizgi roman tutkununun, amatör sayılabilecek bir edebiyat tutkununun yeteneklerini aşıyor. Zihnimdeki görüşler ise, yukarıdaki paragraflar da yer alıyor. Fakat, her ne kadar yine amatör bir sinefil sayılsam da, Watchmen'in sinema uyarlamasına ağız dolusu küfürler edebilmek için, inanın sadece çizgi romanı okumuş olmak yetiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SpyPjaZJBrI/AAAAAAAAAJY/BYBHmr1X4Ko/s1600-h/06_watchmen1_lg1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 268px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SpyPjaZJBrI/AAAAAAAAAJY/BYBHmr1X4Ko/s400/06_watchmen1_lg1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376329893716494002" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Watchmen'i beyaz perdeye uyarlayan yönetmen Zack Snyder. Kendisini belki de yarattığı atmosferden ötürü tebrik etmekte fayda var gibi görülebilir. Ancak, başlarda yakaladığı muhteşem havanın, film ilerledikçe içine sıçıyor. Bunda filmin uzun olmasının etken olduğu düşünülebilirse de, şahsi kanaatimce bu bir sebep dahi arz etmiyor. Çizgi romanın grafiklerinin içerdiğinden çok daha öte kullandığı şiddet ve seks, yönetmenin tercihi gibi görülebilir ancak film ilerledikçe damakta ucuz bir gişe hamlesi tadı bırakıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetmenin filmin içerdiği rezalet oyunculuğa nasıl olup da müdahale etmediği, akıllarda çok önemli bir soru işareti bırakıyor. Filmin belkide en önemli karakterlerinden biri olan Miss Jupiter'i oynayan Malin Akerman'ın yeteneksizliği, filmi izleyen insanları kanser edebilecek düzeyde. Kendisi sadece sevişme sahnelerinde başarılı bir performans sergiliyor ve bu özelliğiyle de oyunculuk motivasyonunu nasıl sağladığını bana çok merak ettiriyor. Ozymandias ve Dr. Manhattan gibi iki kilit karakteri canladıran isimler Matthew Goode ve Billy Crudup vasatı aşamıyor. The Comedian'ı canlandıran Jeffrey Morgan film genelinde iyi sayılabilecek bir oyunculuk sergilemesine karşın Moloch'la dialoglarının geçtiği o kilit sahnedeki inanılmaz sıçışıyla, izleyenleri sinir küpü ediyor. Nite Owl II karakterini canladıran Patrick Wilson başarılı filmdeki başarılı diyebileceğimiz ender oyunculuklardan biriyle izleyici karşısına geliyor. Filmin en başarılısı ödülü ise, hiç şüphesiz Rorschach karakterini canlandıran Jackie Halley'e gidiyor. Filmin yarısında yüzünde maske vardı lan diyenler haklı olabilir tabii ama, gerek maskeyle gerekse maskesiz sergilediği performanslar, bu vasat ekibin arasından kolayca sıyrılmasını sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin belki de en güzel yanı, çizgi romandaki fantastik görsellerin perdeye güzel bir şekilde aktarılmış olması. Karakter kostümleri, Night Owl'un hava gemisi Archie, Mars'taki sahneler ve Dr. Manhattan beyaz perdede gerçekten hoş duruyor. Ancak bunu gerekli prodüksiyon bütçesine sahip her ekibin gerçekleştirebileceği düşünüldüğünde, pek de öyle ahım şahım birşey olmadığı ortaya çıkıyor. Yine de, Rorschach'ın maskesini her kim modellediyse, büyük bir alkışı hak ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Watchmen uzun bir eser. 32 sayfalık 12 sayıdan oluşuyor. Bu da eserin beyaz perdeye yansıtılma sürecini zora sokuyor. Bana kalırsa Watchmen de tıpkı LOTR'da olduğu gibi 3 film halinde beyaz perdeye aktarılmayı hak ediyor. Zira, koskoca eseri tutup da tek filme sığdırmaya çalışınca, elimizde böyle boktan bir iş kalıyor. Yönetmen ve yazar ekibi, ilk maskeli kahramanların, onların ilk ekiplerinin nasıl toplanıp dağıldığını anlatmak için hoş bir yöntem seçmiş. Her ne kadar çizgi romanı okumamış kimseler için o sahneler anlamsız olsa da, çizgi romanı okuyanlar için haz verici oluyor. Bizler madem hikayenin bu kısmı bu kadar özet geçildi, o zaman asıl hikayeye mhteşem yönelirler derken, hayal kırıklığının en büyüğü bu noktada geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SpyPxZIO23I/AAAAAAAAAJg/1umBFOQGE3E/s1600-h/watchmen-minutemen.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 290px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SpyPxZIO23I/AAAAAAAAAJg/1umBFOQGE3E/s400/watchmen-minutemen.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376330133895306098" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edebiyat eserlerinin beyaz perdeye aktarılırken kesintilere uğraması, bir parça değişmesi kabul edilebilir. Peter Jackson'ın Tom Bombadili perdeye aktarmaması bile bir şekilde sineye çekilmişti. Ancak Watchmen'deki senaryo değişiklikleri, insana kafayı yedirtiyor. Hikaye inanılmaz derinlik katan olaylar, hikayenin finali şekillendirien sekanslar Watchmen'in sinema uyarlamasında yer almıyor. Zaten bu yer almayış, filmin, hikayenin finalinden çok farklı, über dandik bir sonla bitmesine sebep oluyor. Bütün bunlara da eseri tek bir filme sığdırma çabası neden oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta, elimizde iki ürün kalıyor. Biri çizgi roman tarihini köklerinden sarsan ve dünyanın en önemli yapıtları arasında yerini alan Watchmen, bir diğeri ise bu muhteşem eserin tüm heybetini ve görkemini ayaklar altına alan bir Zack Synyder filmi. İnsan gördükçe üzülüyor, üzüldükçe gözün kör olsun para diyor. Gişe beklentileri ve eserin tek filme sığdırılma çabası, bu kusursuz çizgi romanın, düdük gibi bir film uyarlamasına sahip olmasına neden oluyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-8253964142085560946?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/8253964142085560946/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/09/quis-custodiet-ipsos-custodes.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/8253964142085560946'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/8253964142085560946'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/09/quis-custodiet-ipsos-custodes.html' title='Quis custodiet ipsos custodes?'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SpyO1LkBhWI/AAAAAAAAAJQ/N93On5ZTQLw/s72-c/watchmen-smiley1.png' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-7882191975324096294</id><published>2009-08-14T18:00:00.003+03:00</published><updated>2009-08-14T18:37:17.071+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mim'/><title type='text'>Mimlenmişim v.3</title><content type='html'>Efendim adettendir, komşudan gelen tabak, boş gönderilmez. Bizim komşu genç &lt;a href="http://doruk.gunduztarifesi.org/"&gt;Doruk&lt;/a&gt; da bana içi mim dolu bir tabak göndermiş, afiyetle tükettik. Tabağı geri göndericez ama, malum boş gönderemiyoruz. Adetler filan. Tabi şimdi hemen hani devrimci adamdın, hani Marx hayranıydın, ne oldu, adet madet, çelişiyorsun kendinle diye atlıyacak insanlar ordan burdan, onlara zamanının gazete reklamındaki gibi "yapma bunu!" diyorum. Yaşadığın toprakların dinamiklerini kavramadan, nasıl o topraklardaki hayatı değiştireceksinki? Komşusundan gelen tabağı boş gönderen adam, bırak devrimciyi, Allame-i Cihan olsa, yine de dinletemez kendisini. O yüzden işin bu kısmını burada bırakıyor, pek sevgili komşum Doruk'a, mimle dolu olarak gönderdiği tabağını, mimle dolu olarak geri iade ediyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1.&lt;/strong&gt; Neden blog yazarsınız?&lt;br /&gt;&lt;em&gt;-Aklıma birşeyler geliyor, sonra o birşeyleri yazasım geliyor, yazdıklarımı paylaşasım geliyor filan... Aslında en temelinde amaç sosyal olmak sanırım. Kimsenin okumayacağını bilsem yine yazar mıydım, inan bilmiyorum. İnsanlarla iletişim halinde olmayı seviyorum ve blog da bana başka bir iletişim kanalı sağlıyor işte. Hafiften ego tatmini de söz konusu tabii, onu da inkar edemem. Yaptığı birşeyin beğenilmesinden, kim haz etmezki?&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;2.&lt;/strong&gt; Son zamanlarda vakit ayıramadığınız bir uğraş?&lt;br /&gt;&lt;em&gt;-O kadar çokki. Hatta buyrun sizi "&lt;a href="http://selamon.blogspot.com/2009/03/saryorum-mutemadiyen.html"&gt;Sarıyorum Mütemadiyen&lt;/a&gt;" başlıklı yazımıza alalım.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;3.&lt;/strong&gt; Şu anda imkanınız olsa gerçekleştireceğiniz hayaliniz?&lt;br /&gt;&lt;em&gt;I wanna a helicopter upto roof and 1 million dollars, cash!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;strong&gt;4&lt;/strong&gt;. Hayatınızda iyi ki yapmışım dediğiniz 3 şey?&lt;br /&gt;&lt;em&gt;-Yaptığım şeylerin hepsiyle aram pek iyi. O sebeple, bu kadar çabuk bayan ve sorumluluklarını bir türlü adam akıllı üstlenemeyen bir birey olmak dışında yaptığım herşeyi bu üç şey arasına sokuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;strong&gt;5.&lt;/strong&gt; Mutfakta en sevdiğiniz uğraş nedir?&lt;br /&gt;&lt;em&gt;-Mutfak fantezisi! Ya ne olacağdı? Hatun yoksa da, basit ama lezzetli yemek üretmek. Pilav, makarna, omlet ve türevleri öğrenci yemekleri konusunda alayınızın eline veririm, acımam.&lt;/em&gt; Barbunya, ıspanak, karnıyarık filan gibi daha komplike yemeklerde ise kapışırım, fazla pratik sahibi değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6.&lt;/strong&gt; En sevdiğiniz üç yemek?&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Arkadaşım en sevdiğim yemekleri 3e indirgeyebilsem, sence bu kadar göbeğe sahip olur muydum? Yemek dediğin bildiğin efsanevi birşey, birçoğuna hayranım. Sevmediğim üç şey sayabilirim ama; bakla, bamya, kereviz.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;7.&lt;/strong&gt; Giyim konusunda abarttığınız eşya?&lt;br /&gt;&lt;em&gt;-Şort, tişort ve parmak arası terlik. 4 mevsimin 3ünde bunları giymemem lazım sanırım, en azından annem öyle diyor. Annem diyorsa doğrudur, kadın iyi anlıyor bu işten. Ha doğru diye ben yapar mıyım, yok canım, ne münasebet. Vazgeçmem şortumdan, vazgeçmem parmak arası terliğimden.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;8.&lt;/strong&gt; Çocuklarınıza nasıl hitap edersiniz?&lt;br /&gt;&lt;em&gt;-Hımm, henüz öyle bir şeye sahip değilim ama, eğer olsaydım muhtemelen "hacı, abi, moruk" filan diye hitap ederdim. Bilmiyorum, genelde diğer insanlara böyle hitab ediyorum.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;9.&lt;/strong&gt; Sizi anlatan bir resim?&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SoWEYjYOVAI/AAAAAAAAAJI/XAkgYMF1J80/s1600-h/beer.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 355px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SoWEYjYOVAI/AAAAAAAAAJI/XAkgYMF1J80/s400/beer.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5369843688057754626" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;(bu sonuncusu şahane oldu, daha iyisi olamazdı)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-7882191975324096294?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/7882191975324096294/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/08/mimlenmisim-v3.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/7882191975324096294'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/7882191975324096294'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/08/mimlenmisim-v3.html' title='Mimlenmişim v.3'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SoWEYjYOVAI/AAAAAAAAAJI/XAkgYMF1J80/s72-c/beer.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-8168141021959441030</id><published>2009-08-14T16:13:00.003+03:00</published><updated>2009-08-14T16:54:26.055+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sabancı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='RadyoSU'/><title type='text'>RadyoSU Rocks!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SoVsWHmHJCI/AAAAAAAAAJA/0fG63-1VjpY/s1600-h/hot+summer+copy+kucuk2.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 283px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SoVsWHmHJCI/AAAAAAAAAJA/0fG63-1VjpY/s400/hot+summer+copy+kucuk2.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5369817257961006114" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yok efendim, bu böyle olmayacak. Okul hayatı ve blog insanı olma işi pek birbirini desteklemiyor. Aslında hani konu çıkartma açısından filan yardımı olduğu düşünülebilir ama, yurtta yaşanan şeylerin herbirini bloga yazmak da, pek konu arz etmiyor. İstiyorumki buralar böyle daha bir heyecan verici olsun, mevzu "bugün ne yaptım" mevzusuna dönmesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha tabi bakın bir de şöyle birşey var, iyi anlatmayı başarıyorsan, belki de bugün ne yaptığını anlattığının pek önemi olmaz. Sonuçta insanlar üslubu beğenip okur filan, yine mevzu döner. Bu da bizi yılların tartışmasına sürükler, ne söylediğin değil, nasıl söylediğin önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun gibi tartışmalardan çok var. Anlamıyorum, insanlar neden net cevabı olmayan şeyleri ortaya atmayı bu kadar çok seviyor. Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan? Lan sanane. Kaldıki bariz bir şekilde yumurta tavuktan çıkar, yumurtadan çıkan şey tavuk değil, bildiğin civcivdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi eleştirmemin yanı sıra ben de yıllarca bu tartışmaların içinde bulundum. Üslup mu önemlidir içerik mi, sanat sanat için midir halk için mi, saatlerce tartıştım bunları. Saatlerce argüman ürettim düşüncelerimin doğrulukları konusunda. İnsanlar da saatlerce bana karşı argüman ürettiler. Tek yaptığımız sergi açılışlarında beleş şarap içmekti oysaki, fakat böyle şeyleri tartışınca, bayaa artistik oluyordu, çekinmedik yaptık artistliğimizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişisel fikrimi merak ediyorsanız, sanat kesinlikle halk içindir, onu geçtim. Ha tabi bunu katı anlamda söylemiyorum, sanatçının egosunu tatmin etme hakkına, kendi düşünce alemini yaptığı sanat her ne ise ona yansıtma özgürlüğüne filan itirazım yok. Benim demek istediğim şey, sanatçı toplumdan uzak yaşayamaz. Onu besleyen şey zaten toplumdur, zaten insandır. İnsandan aldığını insana iletme konusunda sanatçının sorumluluğu vardır. Sonuçta, sanatçı bir aydındır. Aydın kimliğini kabul etmiyorum, ben hiçbirşeyim sadece egomu tatmin ediyorum diyen sanatçı, sorumluluklarından kaçan gerizekalı bir kopyacıdır. Ha ama şu üslup ve içerik meselesine dönersek, o konuda biraz benim de şüphelerim var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçeriği desteklemediğin sürece üslubun, üslubu deteklemediğin sürece de içeriğin bir anlamı olmuyor. Bir şekilde ikisi de birbirinden besleniyor. Bu durumda üslub değil içerik ya da içerik değik üslub önemli diyen insanlar, sanırım işleri üzerinde yeterince çalışmak istemeyen bir avuç tembelden başka birşey olmuyor. Sanat sanat içindir diyen artizlerin de sorunu bu sanırım. Sanatçının tembeli hiç çekilmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de sanatçının genç olanı var, o tam bir felaket. Kendini nereye koyacağını filan bilemiyor bunlar, bir garip oluyorlar. Bunlardan bir tabur var şu an bizim üniversitede. Türkiye Gençlik Senfoni Orkestrası müzisyenleri kendileri. Cem Mansur yönetiminde bir konser için Türkiye'nin çeşitli illerinden seçilip getirilmişler. Seçilmişi böyleyse diye hafif bir tıkanma yaşamıyor değil insan. Bir yandan da garip bir efendilik var bır kısmının üzerinde, insan ne diyeceğini şaşırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çarşamba günü RadyoSU olarak bir parti düzenledik. Bizim üniversitenin ilk yaz dönemi ve ilk açıkhava partisi olma özelliklerini barındırıyordu kendisi. İzni almamızda rektörün daha göreve bir kaç hafta önce gelmesi ve gelir gelmez çeşitli organizasyonlarda RadyoSU'nun ne kadar iyi iş yürüttüğünü görmesi etken oldu. Çarşamba gecesi, bir hayli eğlence doluydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Gençlik Senfoni Orkestrası'nın okulda bulunması bizim için önemli bir avantajdı. 50 kişi anca çıkar dediğimiz partide yaklaşık yüz kişiydik ve 360 bira sadece 1.5 saatte tükendi. Üstelik biralar sıcak ve 5 liraydı. -Bu müthiş satış performansında üstün pazarlama yeteneklerimin rol oynadığına inanıyorum :P- Orkestra şefi Cem Mansur, çıkarttığımız işi çok beğenmiş ve rektörü arayıp bir parti daha organize etmemizi istemiş. Rektör de haliyle bu isteği bize iletti, derhal kabul ettik. Yani tepedeki başlığın ve afişin sebebi, ahanda bu gelişmelerdir efendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki RadyoSU nedir? RadyoSU Sabancı Üniversitesi'nin en eski klüplerinden biridir. Okul öğrencilerine profesyonel ekipmanlara sahip bir stüdyoda radyo yayını yapma olanağı ve çeşitli derslerle de djlik performansı öğrenme imkanı sağlar. Bu gibi partilerle de, öğrendiklerini uygulamaya dökmelerini. Böyle de ulvi bir klüptür kendisi. Daha önce hiç bahsettim mi bilmiyorum, ben de bu radyoda, geçen sezon perşembe günleri yayınlanan Long Live Rock 'n' Roll adlı bir program yapıyordum. Yeni sezonda da bu program sizlerle buluşucak, vakti geldiğinde detaylı anlatırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müsadenizle akşamki parti hazırlıkları için sizlere veda ediyorum efendim. 6'da iş başı yapsak anca yetiştiririz. Kalan süreyi Watchmen okuyarak değerlendireyim. Pek sevgili -biri mezun- iki okul arkadaşımın bana doğumgünü hediyesidir kendisi. Okumuş olsam da bir posta da onlar için okuyayım, nedir yani, mis gibi çizgiroman nihayetinde. Öpüyorum anacım, hoşçakalın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-8168141021959441030?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/8168141021959441030/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/08/radyosu-rocks.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/8168141021959441030'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/8168141021959441030'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/08/radyosu-rocks.html' title='RadyoSU Rocks!'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SoVsWHmHJCI/AAAAAAAAAJA/0fG63-1VjpY/s72-c/hot+summer+copy+kucuk2.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-5748541083406191276</id><published>2009-08-05T21:11:00.003+03:00</published><updated>2009-08-05T21:55:17.856+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blogger'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='caz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ciguli'/><title type='text'>Limoncu mevzusu...</title><content type='html'>Şimdi efendim, etnik caz diye bir olay var malumunuz. Okumuş etmiş adamlarsınız, elbette malumunuz olacak. Ben de dahil olmak üzere, hepimiz ayıla bayıla dinliyoruz bu genreı. Hem karı kız ortamında çok sağlam sükse yapıyoruz caz bilgimizle, hem de sosyal çevremizde tam bir entellektüel gibi karşılanıyoruz filan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat sorarım size sevgili okur, mal mıyız lan biz? Ne zamandan beri bu derece yabancılaştık darbukaya da adını perküsyon koyduk, nasıl oldu da bizim bildiğimiz bin yıllık ud, çok ulvi bambaşka bir aletmişçesine geri satıldı bize? Ulan niye bizim olanı dışarıdan yeniden satın alıyoruz? Etnik caz dediğin bildiğin bizim toprağın türküleri işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, aslında bunlardan bahsetmiyecektim. Asıl konu başkaydı ama, asıl konu da içinde etnik caz içerince, ben dayanamadım bunları da yazdım. Hatta şimdi bakın şunu da yazıcam, ne olur şu kültür insanları maskesini atsak bir artık yüzümüzden? İstanbul Film Festivali'nde yayınlanmış bir film kötüyse, tutup da artist gibi "aaa ama bak şu sahnesi enfesti, burda bu mesaj vardı" filan demeyi bıraksak? Hayır kime lan bu havamız. Filmin yönetmeni bu kadar savunmaz lan filmini. Adam sik gibi film çektik diye otururken, bir bakıyo, ooo entel çevre ödülden ödüle boğmuş kendisini. Yönetmen de şaşırıyo tabi, sonra al sana baş belası bin bir tane film.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Caz mevzusu da böyle. Çok anlıyoruz ya müzikten, fantastik kuntastik diye diye bildiğin türküyü bize geri satan adamları ilah yapıyoruz. Onu da geçtim, adam dayıyor aksağı, dayıyor aksağı hepimiz kalkıp ayakta alkışlıyoruz. Hayır ben alkışlamıyalım demiyorum, alkışlayalım elbette, ama o adamı alkışlayıp sen benim Ciguli'me laf ettikçe ben orda sinirleniyorum arkadaşım. Ciguli gibi adam mı var be?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevirsen bir tane böyle İKSV insanı, sorsan hacı Ciguli diye, ay o ne canım, ne biçim bir sanat anlayışın var senin diye bik bik konuşur. Hayır elinin altında akerdoyan da yokki, ağzına bir tane geçiresin şöyle körüğüyle, tuşuyla. Olmuyor haliyle. Lan o bik bik konuştuğun Ciguli cazın allahını yapıyo lan. Hayır bir de alçakgönüllü, 10 numara da bir insan kendisi. Hatta buyrun bakın, neden kendisine Ciguli diyorlarmış.... Hem onu öğrenmiş olursunuz, arada da enfes performans cabası...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="300"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/U_JXt-3ULQ8&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/U_JXt-3ULQ8&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="400" height="300"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte öyle. Ya aslında daha laf sokmak istediğim bir sürü entellektüel "sterotype"ı var ama, yazamıycam bir yazıda hepsini. Hem bunu benden çok daha başarılı bir şekilde Umut Sarıkaya yapıyor. Çok güzel bir insan lan o. Seviyoruz onu da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim müsdenizle giriyorum artık asıl konuya. Asıl konuya girmeden önce sizi &lt;a href="http://blogunaqsizebiseyolmasin.blogspot.com/"&gt;Winston Wolf&lt;/a&gt;'la tanıştırmam lazım. Burayı okuyanların bir kısmı zaten kendisini tanıyor. Tanımayanlar da gitsin bloguna tanışsın, güzel yazan, güzel iletişim kuran bir insan evladımız kendisi. Şimdi bu insan evladı blogunda demişki, "&lt;a href="http://blogunaqsizebiseyolmasin.blogspot.com/2009/08/babalarn-zulas.html"&gt;babaların zulası&lt;/a&gt;" demiş. O Baba Zula deyince de, haliyle benim aklıma derhal Kör Limoncu geldi. Önlenemez bir akıl zincirim var bu şekilde, Baba Zula dedin mi, aklıma Kör Limoncu'nun gelmemesi olanaksızdır. En sevdiğim şarkılarından biridir bu keyifli grubumuzun. O şarkıyı bilmeyenler için buyrun, bir dev hizmet daha, ahanda aşağıda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://fpdownload.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=8,0,0,0" width="335" height="28" id="divplaylist"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=8095830-999"&gt;&lt;embed src="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=8095830-999" width="335" height="28" name="divplaylist" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ben bu şarkıyı Winston Wolf'a armağan etmek için Youtube'da ararken -ki bulamadım- bambaşka bir şarkı buldum lan. Bu bulduğum şarkıyı çok uzun zaman önce şans eseri Youtube'da yakalamıştım. O zaman öyle dinleyip, çok beğenip geçmişim. Sonradan sonraya aklıma düştü bu şarkı benim ama, Youtube'da bir türlü bulamamıştım kendisini. Ta ki işte, Winston Wolf için Kör Limoncu'yu arayana kadar. Bizim Kör'ü bulamadım ama, elin yavurunun Limoncu'sunu buldum ey sevgili okur. İşte o elin yavurundan dinleyip çok beğendiğim Limoncu, o da aşağıda efendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="300"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/IdhzsQPCYv8&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/IdhzsQPCYv8&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="400" height="300"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi diyeceksinizki, e yarrağam iki saat yukarıda etnik caza laf soktun, geldin şimdi çok sevdim diye bizimle etnik caz paylaşıyorsun? Hayır efendim, ben etnik caza filan laf sokmadım. Etnik cazın köpeğiyim diye gezip de, onun kurulduğu temellere bok atanlara laf soktum. Mutluyum. Yine olsun yine sokarım. Ya da bu entel geçinen gerizekalı "burjuva sanatseveri" takımına laf sokma işini, Umut Sarıkaya'ya bırakırım. Ne de olsa o bu işi benden daha güzel yapıyor. E hadi alın bakalım, bu da size benden bonus olsun, Crossing The Bridge'den, Roman müziği sahnesi. Bakın bakalım Flamenko nasıl ortaya çıkmış:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="300"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/vIyMhjgaMa4&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/vIyMhjgaMa4&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="400" height="300"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok önemli not: Şu yaptığımı milliyetçiliğe veya batı düşmanlığına filan bağlıyacaksanız, lütfen topuklarınız götünüze vurarak uzaklaşın bu blogtan. Enternasyonel bir düşünce yapısına sahip olduğumu 70e yakın yazıdır anlamadıysanız, daha da birşey anlamanız mümkün değil sizin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önemli olabilecek gibi olan not: Burjuva sanatseveri işini irdele, hatta bu kavramdan okul için proje çıkar. Mevzuyu biraz daha harlamak için, arşivden "Cihangir kafası"nı çıkar, yeniden oku.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-5748541083406191276?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/5748541083406191276/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/08/limoncu-mevzusu.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/5748541083406191276'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/5748541083406191276'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/08/limoncu-mevzusu.html' title='Limoncu mevzusu...'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-7228750507772363240</id><published>2009-08-04T09:59:00.005+03:00</published><updated>2009-08-04T10:31:47.313+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişisel zırvalar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bira'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='thales'/><title type='text'>Madem işe gitmiyorum...</title><content type='html'>&lt;object width="400" height="300"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/ATBl4qH9I54&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/ATBl4qH9I54&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="400" height="300"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman yazı yazayım değil mi sevgili okur? Yazayım tabi. Blogun ilk yola çıkış amacında olduğu gibi, iş yapmadığım süreçlerde, suçluluk duygumu yazarak atayım. Yazınca niye suçluluk duygusu atıyorum bilmiyorum gerçi ama, yazdığım zaman kendimi işe yaramış hissediyorum. Bu oldukça garip bir duygu, ama inanın içimde yer eden bir duygu. Blog yazmanın en keyifli yanı bu olsa gerek, kendini işe yarar hissetmen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan bir kaç gün önce doğum günümdü sevgili okur. Öyle doğum günü kutlayan, partiler yapan bir insan evladı değilim. Fakat geçen sene yaz vakti İstanbul'da canım sıkılınca, hadi Selamon'un doğum günü bahaneli bir içme etkinliği düzenleyeyim deyip "Bay Alkolü Takdimimdir" gecesini düzenlemiştim. Bir hayli keyifli geçmişti. Baktım güzel oluyor, çiçek gibi içiliyor, dedim o zaman bu sene de ikincisini düzenleyeyim. "Bay Alkolü Takdimimdir v.2". Bu da bir hayli keyifli geçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğum günüm geçen sene cumaya, bu sene cumartesiye denk gelince katılım konusunda belli bir şans yakalamış oldum. Ha gerçi ağustos 1 gibi insan evlatlarının genelde tatilde olduğu bir zamanda doğunca, ister istemez bir çok insan şehirdışında oluyor ve katılım azalıyor. Üstelik bu sene bir de aynı güne denk gelen Fatboy Slim konseri vardı. Ha ona rağmen katılımcı sayımız bir hayli kalabalıktı efendim. En büyük süprizi ise 2008/2009 döneminde okulumuzda değişim öğrencisi olan Çek arkadaşım yaptı. Kız partiye geldi lan =) Bir nevi yaz okulu programı için yeniden İstanbul'a gelmiş, arada böyle güzel de bir süpriz gerçekleştirmiş. Pek mutlu oldum. Bir de şahane bir tişört getirmiş bana Prague'dan. O tişörtün deseni de aşağıda yer almakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SnfiMqqGjrI/AAAAAAAAAI4/ekVZy82j1EE/s1600-h/t.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 142px; height: 186px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SnfiMqqGjrI/AAAAAAAAAI4/ekVZy82j1EE/s400/t.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5366006188272422578" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle işte, bir doğum günü partimizde böyle geldi geçti sevgili okur. Gelen, giden herkese çok teşekkürler. Parti için Facebook'ta yarattığım event pagei ayrıca twitter'dan da duyurmuştum. Yani aslında beni internet sosyal medyasından takip eden herkes bu partiye davetliydi. Ha tabi beklediğim gibi, bu mecralardan gelen olmadı. Artık bir başka sefere diyeyim, ne diyeyim. Gelen herkese bir de buradan teşekkür edip, bu yazımı da bitireyim. Aslında EuroBasket 2009 turnuvasını yazayım derken, konu nasıl buralara geldi hiçbir fikrim yok zaten. Artık EuroBasket'te bir başka yazının konusu olur. Öper ve giderim efendim, hoşçakalın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;p.s.: Yazının başındaki video ne alaka diyenler olabilir, hiç bir alakası yok efendim. Ama enfes bir video kendisi. Eh, kimse güzel birşey gördü diye itiraz etmez herhalde, değil mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-7228750507772363240?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/7228750507772363240/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/08/madem-ise-gitmiyorum.html#comment-form' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/7228750507772363240'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/7228750507772363240'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/08/madem-ise-gitmiyorum.html' title='Madem işe gitmiyorum...'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SnfiMqqGjrI/AAAAAAAAAI4/ekVZy82j1EE/s72-c/t.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-4727655082939463825</id><published>2009-07-27T19:21:00.006+03:00</published><updated>2009-07-27T19:41:54.515+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='özgürlük'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tayyip'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eylem'/><title type='text'>Kafası güzel Türkiye...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sm3YM8JfaWI/AAAAAAAAAIg/rdnr-hh_v88/s1600-h/013.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 274px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sm3YM8JfaWI/AAAAAAAAAIg/rdnr-hh_v88/s400/013.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5363180448084093282" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gün geçmiyorki kafamız daha ve daha da güzel olmasın ey sevgili okur. Oluyor şerefsizim. Memleketin girdiği hal ister istemez başı döndürüyor, gözleri şehlalaştırıyor. Tayyip'in kafasının ise nasıl güzel olduğunu, burada zaten defalarca işledik. İlginç bir şekilde, bu sefer imam osurunca cemaat sıçmıyor, imam baktıki cemaat zaten sıçmış, hiç gocunmayıp memleketin üzerine bir posta da o sıçıyor. Sıçsın tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşısında bir direniş göremiyor pek sevgili Tayyip'im. Zaten bu duruma o da şaşırıyor. Yıllar yılları kovaladı, yıllardır Tayyip anamızı kovaladı, kalkıp kimse birşey demiyor. Kime sorsan AKP'den nefretini ballandıra ballandıra anlatıyor. E ne yaptın arkadaşım AKP'ye karşı? Sen yerinde küfür ederken adam senin olan herşeyi peşkeş çekti, ne söylemin oldu bunlara karşı? En fazla cumhuriyet mitinglerine katıldın. Bravo. Tek bir siyasi söylemi olmayan, insanı mücadelenin içine çekmetense, mücadelenin dışına taşıyan bir eylemde "Ampul Tayyip" diye bağırdın. Aman aferin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır bir de hareketlere katılmadığın gibi, katılanları da küçümsedin. Özelleştirme karşıtı mitinglerde aman trafiği kesiyorlar dedin, 1 Mayıs'ta canını dişine takıp Taksim'i yeniden kazananları "SSCB artığı" olarak mühürledin. E sen ne bok yedin? Bravo sen muhteşem bir insansın, internette AKP'ye küfür ettin, sosyal ağlarda Tayyip'in ağzına ağzına verdin. Tebrik ediyorum seni, ülkeyi kesin sen kurtaracaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen sosyal ağlarda laga luga etmeye, kurtuluşu liberal yalanların peşinde bulmak için sürüklenmeye devam ede dur, özgürlüğün bekçisi Tayyip'imin hükümetinden bir yasak daha geldi. Tütün ve Alkol Piyasası Denetleme Kurulu (TAPDK) alkol reklamlarında gıda ve araç ilişkilendirilmesi yapılamıyacağına dair karar aldı. Bu ne demek oluyor, şu demek oluyor; artık bir rakı reklamında balık, bir bira reklamında fıstık göremeyeceksin. Reklamın temel amacı olan ürüne yönlendirme işlemi, reklamın içinden sökülüp alındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bu yasanın ardından rakı reklamları nasıl olacak? Yıllarca şahane boğaz manzaralı sofralarda çekilmiş rakı fotoğraflarıyla gazetelerde tam sayfa reklam halinde bize ulaşan rakılar, artık nasıl ulaşacak? Tayyip'imin beklediği ulaşmaması. E içki tüm kötülüklerin anası zaten, haliyle reklamı da mümkün olduğunca kuru olmalı. Ha tabi cennette anaların ayakları altında ama, anlat Tayyip'e anlatabilirsen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii bu yasa, yine de Tayyip'lerin istedikleri sonuçları vermeyecek. Zira ömürleri saçma sapan bir kitabı ezberlemekle geçmiş bu mahlukatların cin fikirliliğiyle, üreten beynin cin fikirliliği bambaşka boyutlarda oluyor. Bu yasağı protesto amacıyla "Wunderman" olarak anılan arkadaş iki adet afiş yapmış. Bu afişlerin ilki yazının başında, yukarda. İkincisi ve benim favorim olan ise, hemen aşağıda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sm3YTlooXvI/AAAAAAAAAIo/9a0A5sPDqYA/s1600-h/023.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 274px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sm3YTlooXvI/AAAAAAAAAIo/9a0A5sPDqYA/s400/023.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5363180562299772658" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasaklara ve istemediklerinize karşı harekete geçmeniz ve liberal yalanların peşinde sürüklenmemeniz umuduyla efendim, hoşçakalın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-4727655082939463825?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/4727655082939463825/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/07/kafas-guzel-turkiye.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4727655082939463825'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4727655082939463825'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/07/kafas-guzel-turkiye.html' title='Kafası güzel Türkiye...'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sm3YM8JfaWI/AAAAAAAAAIg/rdnr-hh_v88/s72-c/013.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-4974875285213970227</id><published>2009-07-26T00:26:00.006+03:00</published><updated>2009-07-26T01:34:22.092+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Unirock'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tayyip'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eylem'/><title type='text'>Beni de al Tayyip!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SmuGZwhpFCI/AAAAAAAAAIY/TxlqC7sRts0/s1600-h/35051837_4db102a8b6.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 324px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SmuGZwhpFCI/AAAAAAAAAIY/TxlqC7sRts0/s400/35051837_4db102a8b6.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5362527558395565090" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman ne çabuk akıp geçiyor... Bu bloga ilk yazımı girdiğim 26 Ocak 2009'dan beri tam altı ay geçmiş. Zaman bu, tutamıyorsun tabi. Hatta Met Üst'ün muhteşem şekilde tanımladığı gibi: Zaman; o çooğaldıkça, biz azalıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ocak ayının sonlarına doğru blogosfere el attığım o ilk dönmde, Tayyip temalı bir çok yazı yazmışım. İyiki de yazmışım. Çok seviyorum Tayyipli yazılarımı. Zira adam komik bir adam. Haliyle kendisinin bahsi blogta geçince, ister istemez blog da bir şekilde komik oluyor. Fakat uzun zamandır Tayyipli bir yazı yoktu blogta. Oysaki kendisi hakkında yazmayı da gayet istiyordum. E peki niye yoktu Tayyipli yazı? Çok mu korkmuştum kendisinden? Yoksa faşizan baskılarla halkın üzerine çullanan kolluk kuvvetlerinden mi tırsmıştım? Elbette hayır. Sonuçta demirden korksak, trene binmeyiz! Bir şekilde başka konular, Tayyip'in bana verdiği malzemelerden daha keyifli gelmişti. Yani diğer bir değişle, tamamen sikimin keyfi öyle istemişti. Fakat yaşanan şu son olaylar, Tayyip'in yeniden buralarda yer edinmesi gerekliliğini karşı konulmaz seviyelere getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gündemi takip ediyorsanız, Tayyip'imin Unirock'ta gördüğü gençler için yaptığı yorumlardan haberiniz vardır. Unutmuş olabilieceğinizi var sayarak, buyurun yeniden hatırlayalım sevgili prime ministerımız ne demiş; “Dün o dediğim tesisleri denetlemeye giderken orada maalesef gençliğimizin bir bölümünün halini gördük, gerçekten üzüntü vericiydi”. Asıl konuya geçmeden önce, o denetlemeye gittiği tesislerden bahsedeyim biraz. O tesislerki kentsel dönüşümün nasıl bir rant kapısı olduğunun, bu rantın kazanımında proleterlerin, halkın hiç düşünülmediğinin bariz kanıtı olan "Kongre Vadisi"dir. Bu konuya burada fazla değinmenin bir manası yok, kimsenin birşeyleri benden öğrenmek istediğini sanmıyorum, ancak sizden rica ediyorum, bu konuyu bir araştırın. "Abi öyle deme, sanat manat, bak bir sürü tesis yapılıyor, destekliyorum ben o projeyi" kafasındaysanız da, bir zahmet beni uğraştırmadan kendinizi en yakınınızdakine siktirip gidin bu blogtan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönelim asıl mevzuya. Tayyip'in ettiği laf, beyfendinin kafayı düşününce aslında çok da garip gelmiyor. E çıkıp bize "horned hand" yaparak selam verecek hali yoktu. Fakat "horned hand" yapanı gözaltına aldıracağını, inanın ben dahi beklemiyordum. Ha "mosh" yapmadılar, bildiğin nah çektiler diyen de var, çeker arkadaşım. Bir insan birine nah çekti diye 20 saat göz altına alınır mı lan?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göz altına alınan arkadaşlardan iki tanesinin olayla ilgili yorumları Ekşisözlük'te mevcut. Buraya kopi/peyst etmektense link vermenin daha mantıklı olacağını düşünüyorum. Buyrun, &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=unirock%27%C4%B1n+recep+tayyip+erdo%C4%9Fan%27%C4%B1+rahats%C4%B1z+etmesi&amp;amp;kw=&amp;amp;a=&amp;amp;all=&amp;amp;v=&amp;amp;p=2"&gt;yorumların bulunduğu sayfaya gider&lt;/a&gt;. 31. ve 42. giriler gözaltına alınan arkadaşların olayla ilgili yorumlarıdır. 47. giri ise olayla ilgili olarak Cumhuriyet'te çıkan haberdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim görebileceğiniz üzere, başbakanı kızdıracak birşey yaptıysanız, ister yasa dışı olsun, ister yasal, polisle başınızın belaya girmesi kaçınılmazdır. Polis devlet olmanın, faşistliğin ve hatta orospuçocukluğunun bu kaddar ayyuka çıktığı bir anda, yok başbakan onu demiş, yok bunu demiş, tartışmak manasızdır. O sözler üzerinde tartışılırken, bu gözaltı olayı arada kaynayıp gidebilirdi. Yapmamak lazım. Tayyip'imin enfes gündem saptırma manevralarına kanmamak lazım. Zaten Sam Dunn "Metal: A Headbanger's Journey" adlı enfes yapıtında metal ruhunu anlamayanlara tokat gibi cevabı yapıştırmıştı*. Asıl üzerinde durmamız gereken, insanın kendini ifadesine karşı gösterilen bu haysiyetsiz ve şerefsiz tutumdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tutum elbetteki sadece burada vuku bulmadı. Az çok olayları takip edenler, başbakana ters bir söz söylemenin ne kadar zor olduğunun, onun beğenmediği birşey yapmanın ne kadar çaba gerektirdiğinin zaten farkındadır. Tutup da size kronolojik bir döküm yapmıycam. Buna enerjim yok. Ufak bir Google aramasıyla bunlara zaten rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Fakat, son yaşanan bu olay, işin ne kadar aymaz boyutlara ulaştığının açık kanıtıdır. Tayyip'in değiştiğini, liberalleştiğini, çok muhteşemleştiğini söyleyip duran o köşebazların dahi ucundan tutup da halka yutturamıyacağı bir boyuttadır. Yapılan bu hareket, gösterilen bu tutum, halkın iyiden iyiye gözüne sokulmalıdır! Görüldüğü üzere olay, sadece Tayyip'e karşı siyaset üretmek değildir. Bu ülkede acı çekmeniz için, Tayyip'in istediğinin dışında bir yaşam stiliniz olması yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eh, bu durumda sayın prime ministera söylencek söz bellidir. Ya da durun, ben söylemeyeyim, Bloodhaund Gang söylesin, siz de dinleyin: Bunr mother fucker, burn!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*"Metali ya hissedersiniz ya etmezsiniz. Metal size o herşeye baskın gelecek gücü vermiyorsa, tüylerinizi diken diken etmiyorsa, siz bunu asla anlamayacaksanız demektir. Ama biliyor musunuz, anlamassanız anlamayın. Çevremdeki 40 bin metal tutkununa bakıyorum da... biz sizsiz de gayet güzel idare ediyoruz." (Sam Dunn - Metal: A Headbanger's Journey)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="300"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/g32NYAKp48A&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/g32NYAKp48A&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="400" height="300"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-4974875285213970227?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/4974875285213970227/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/07/beni-de-al-tayyip.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4974875285213970227'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4974875285213970227'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/07/beni-de-al-tayyip.html' title='Beni de al Tayyip!'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SmuGZwhpFCI/AAAAAAAAAIY/TxlqC7sRts0/s72-c/35051837_4db102a8b6.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-8279343107383247621</id><published>2009-07-23T03:32:00.003+03:00</published><updated>2009-07-23T03:51:35.341+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='satranç'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sabancı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ankara'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yurt'/><title type='text'>Satranç gecesi...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Smez_JJYw-I/AAAAAAAAAIQ/GFcJFsEKgMM/s1600-h/chess_wideweb__470x337,0.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 287px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Smez_JJYw-I/AAAAAAAAAIQ/GFcJFsEKgMM/s400/chess_wideweb__470x337,0.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5361451778776286178" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir zamanlar Ankara'da yaşayan bir insan evladıydım. Hayatımın o kısmı fazla sürmedi, 12 yıl içersinde İstanbul'a taşındım. Bu şehirin keyfini de bir hayli güzel çıkarttım. Aşk denen şey gerçekten varsa, o şey benim İstanbul'a karşı beslediğim histir. Öylesine seviyorum bu şehri. Hayır gün gelip sorsalar bana, dünyada istediğin şehre yerleştiricez seni, seç hadi bir tane deseler, yine İstanbul derim. O derece. Ha belki bu tercihimde Türkiye'nin 81 ili dışında başka il görmemem de etkili olabilir, bilmiyorum ama, İstanbul'u köpek gibi seviyorum. Ayrıca buradan Türkiye'nin illerini görmem konusunda gezgin ruhuyla bana ön ayak olan babama da sevgiler gönderiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi şimdi başlıkla bu giriş ne alaka diye hepiniz merak ediyorsunuz. Ya da etmiyorsunuz da, "olum bu ne mal herif lan, attığı başlığa bak, yazdığı yazıya bak" diyorsunuz. Fakat inanın bana, ben de işin buralara geleceğini düşünmemiştim. Aslında tüm amacım Ankara'da kaldığım 12 yıl içersinde Çankaya Belediyesi 100. Yıl Mahallesi Halk Evi'nde satranç öğrendiğimi söylemekti. Evet orası güzel bir yerdi, sayesinde kitap okurdum, satranç oynardım. Sonra İstanbul'a taşındım. Düzenli olarak satranç oynamaya gittiğim bir yer kalmayınca, satranç mevzusunu bir hayli boşladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ta ki şu günlere kadar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabancı'yı çok sevdiğimden olsa gerek, yaz döneminde gelip okulda ders almaya başladım. (Külliyen yalan, bariz okulda işe girdim, madem okulda kalıcam arada ders çıkarıyım diye başladım yaz okuluna) Okul da şehrin ebesinin amı bir noktasında olduğu için, diğer dönemler gibi bu dönemde de yurtta kalmaya başladım. Şansıma, atandığım odadaki arkadaşlarımla çok iyi anlaştım. Bir de bu iki arkadaş, önceden tanışıyormuş. Satranç oynayan gençler bunlar. İlk gün partisi için bira almaya gittiğimizde, bir de satranç takımı alalım dediler. Demekle kalmayıp aldılar. O satranç takımı beni Ankara günlerime geri götürdü lan adeta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gece satranç oyanayan bir oda olduk çıktık. İlkokul yıllarında 100. Yıl Mahallesi Halk Evi'nden almaya başladığım tada benzer bir tad oluştu damağımda. O tad bu gece doruk yaptı. Hadi açalım biraları diyerek başladığımız satranç gecesi, saatlerimizi aldı. Tabi yıllar boyu ara verdikten sonra başlanan satranç pek iç açıcı olmadı ama, oynadığım 3 oyundan birini almayı yine de başardım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demem odurki efendim, özlemişim satranç oynamayı. Beynimde hala karıncalanmalar var şu an. Hamleler ötesini düşünmek, o taşı oraya niye çekti diye için içini kemirmek filan. Çok eğlendim lan. Sonunda beynim yansa da, oda arkadaşlarıma teşekkürü -bir de huzurlarınızda- borç bilirim efendim. Buyrun borcumu ödedim, e artık ben gideyim. Beni özleyin anacım. Hoşçakalın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-8279343107383247621?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/8279343107383247621/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/07/satranc-gecesi.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/8279343107383247621'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/8279343107383247621'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/07/satranc-gecesi.html' title='Satranç gecesi...'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Smez_JJYw-I/AAAAAAAAAIQ/GFcJFsEKgMM/s72-c/chess_wideweb__470x337,0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-7113694675329736237</id><published>2009-07-22T15:29:00.003+03:00</published><updated>2009-07-22T15:48:13.856+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Obama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Amerika'/><title type='text'>He's Barack Obama!</title><content type='html'>Vakti zamanında Obama ile ilgili bir yazı yazmıştım bu bloga. O yazıda kendisiyle ilgili düşüncelerimi yeterince açık ifade edebildiğime dair bir düşünce var içimde. O yazımın başlığı "&lt;a href="http://selamon.blogspot.com/2009/06/obama-is-my-rock-star.html"&gt;Obama Is My Rock Star&lt;/a&gt;"dı. Bu yazının başlığını ise "Obama Is My Super Hero" koymak niyetindeydim ancak paylaşacağım animasyonun orjinal ismini başlık olarak seçmenin daha doğru olacağına karar verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, Obama üzerine bir analiz filan yapmaktansa, Obama ile ilgili bir animasyon paylaşmak için giriştim bu yazıya. Amerika'da öğrenim gören ve blogosfere ısınmamda önemli katkıları olan &lt;a&gt;Maksimov ABD için şöyle bir kelam etmişti vakti zamanında,&lt;/a&gt; "dünyanın en cartoonish" ülkesi. Birde az aşağıda görebileceğiniz animasyonu bana gösteren arkadaşın da şöyle bir yorumu olmuştu, "ABD'nin dünyanın en mastürbatör ülkesi olduğunun açık kanıtıdır bu animasyon".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iki yorumu arka arkaya beyninizde bir evirip çevirdiğinizde, üzerine de birazdan göreceğiniz o animasyonu izlediğinizde, inanının gözlerde bir parıldama oluşuyor. ABD bu kadar mı güzel özetlenirmiş lan diye bir algı patlaması yaşanıyor. Obama gerçekten oldukça etkileyici bir isim ve bunu da dünyanın gözünü boyamak için harika bir biçimde kullanıyor. Tabii biz ABD'nin ne olduğunu ve o olduğu şeyden asla vazgeçmeyeceğini unutmayarak, bütün bu karanlık parodiye bir dur demeye uğraşıyoruz. Siz de uğraşın, inanın hayat sizin için daha güzel olacak. Buyrun efendim, lafı fazla uzatmadan animasyonumuza geçelim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="300"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/kVFdAJRVm94&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/kVFdAJRVm94&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="400" height="300"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-7113694675329736237?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/7113694675329736237/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/07/hes-barack-obama.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/7113694675329736237'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/7113694675329736237'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/07/hes-barack-obama.html' title='He&apos;s Barack Obama!'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-8885798411718248662</id><published>2009-07-20T22:39:00.012+03:00</published><updated>2009-07-21T16:59:58.076+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Amon Amarth'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Firewind'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Arch Enemy'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kreator'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Unirock'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Catafalque'/><title type='text'>Unirock Günlükleri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SmW-xxM1eWI/AAAAAAAAAHQ/F5m1uVzphgE/s1600-h/n49103892852_1559.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 200px; height: 280px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SmW-xxM1eWI/AAAAAAAAAHQ/F5m1uVzphgE/s400/n49103892852_1559.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360900693684484450" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İlk önce sanırım şunu söylemek gerek, burayı düzenli takip eden herkesten özür dilerim. Sonuçta ufak da olsa bu bloga ilgi gösterdiniz ki, adınız izleyenler listesindeydi. Ben ise sorumsuz bir blog yazarı olarak, adını bu listeye ekleyenlere 30 gün boyunca sadece bir yazılık içerik sağlayabildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa boş da geçmedi onca zaman. Misal tatil günlükleri hala buraya düşemedi. Düşmesini çok istiyorum fakat, inanın o enerjiyi kendimde bulmakta bir hayli zorlanıyorum. Sonuçta 2 hafta boyunca öyle dolu bir tatil geçti ki, insan neresinden tutup yazacağını bilemiyor. Hala da bir &lt;a href="http://selamon.blogspot.com/2009/04/not-almann-onemi.html"&gt;not defterim&lt;/a&gt; olmadığı için, günlük alınmış notları buraya aktarmak gibi bir rahatlığa da erişemiyorum. &lt;span style="font-size:85%;"&gt;(Bu arada neden artık daha az yazdığımın bir özeti; yazıya 1 saat önce başladım, tam o sırada odaya bir arkadaş girdi, sohbet sohbeti açtı, anca geri dönebildim bloga. Yurtta yaşayıp da blog yazarı olmak zor zanaat.)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Neyse efendim, konum yok şundan yazamıyorum, yok bunu yazamıyorum değil. Mevzumuz başlıktan da açıkça belli olduğu üzere, Unirock! Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, 2005'teki Rock Republic festivalinden beri en keyifli metal festivallerini sunuyor bize Unirock ekibi. 2008'deki ilk Unirock, festival alanındaki abartılı fiyatlar ve güvenlik rezaleti dışında kusursuza yakın bir etkinlikti. 2009 Unirock'ta ise bizi üzen tek şey, yetersiz ses sistemi oldu. Bunda sanırım festivalin İstanbul'un göbeğinde olması da etken oldu, yeterince güçlü bir ses sistemi kurulmaması desibel sınırı yüzünden  olmuş olabilir. Zaten konserlerin 12den önce bitmesinin de sebebinin bu olduğunu düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun dışında alanın küçük olduğuna dair eleştiriler vardı, ancak görüldüki alan adeta bu festival için özel olarak yapılmıştı. Katılımcı sayısı ve alan boyutları birbirini tam manasıyla karşılar nitelikteydi. Ayrıca Taksim'e 15 dakikalık yürüyüş mesafesinde olması da, alanı başarılı kılan bir başka özellikti. Fakat alan sebebiyle oluşan ses sorunundan da yukarıda bahsettim. Aslında eldeki artılar, o tek eksiyi bir yerde götürmeye yetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grup performanslarına gelecek olursak, artık eskisi kadar ateşli bir festival seyircisi değilim. Alt grupları izleyemiyorum. Enerjimi festivalin ağır topları için saklıyorum. Oysa eskiden müzik başladığı an sahneye gider, bütün grupları dinler, aldığım tada göre değerlendirir, headbangin, pogonun amına koyardım. Artık bu dediklerimi sadece headlinerlar için yapabiliyorum. Peki kimdi bu headlinerlar, -izlediğim sırayla- Arch Enemy, Catafalque, Rotting Christ, Kreator, Firewind, Amon Amarth. Festivalle alakası olanlar Paradise Lost izlemedin mi diyebilir, o da headliner sonuçta diyebilir ama, adamların yaptığı müzik bana hitap etmiyor yahu. Kendilerini sahneden uzakta, bankların üzerinde oturarak dinledim, izlemedim. Ayrıca ne yalan söyleyeyim, bariz baydım adamların müziğinden. Bir de kaçırdığıma üzüldüğüm alt gruplar var, UÇK Grind onların başındadır, Soul Sacrifice da fena gitmezdi. Onun dışında dişe dokunur bir grup göremedim festival programında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SmW_s7SX_OI/AAAAAAAAAHY/pped5t38tys/s1600-h/arch-enemy-1_1024_768_i2X.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 295px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SmW_s7SX_OI/AAAAAAAAAHY/pped5t38tys/s400/arch-enemy-1_1024_768_i2X.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360901710004354274" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim tek tek izlenilen grupları değerlendirme aşamasına. Sıradan başlayalım; Arch Enemy. Tek kelimeyle muhteşemdi. Angela Gossow bir metalheadin sahnede görebileceği en güzel şeydi. O güçlü duruşu, muhteşem vokal kabileyeti, seyirciyle olan etkileşimi adeta kusursuzdu. Bu arada biz erkek milleti olarak ne kadar Angela dediysek, kızlar da bir o kadar davulcu arkadaşın adını sayıkladı. Hayır şerefsiz de cidden yakışıklıydı lan, birşey diyemedim haliyle. Angela'nın ve davulcunun karizması mevzusundan sıyrılırsak, Arch Enemy bildiğimiz Arch Enemy. Death metalin en güzel icralarından birini izlettiler bize.  İlk defa bu grubun sahnesini izleme fırsatım oldu ve bayıldım! &lt;span style="font-size:85%;"&gt;(bu yazıya dün başlamıştım, günlerden salı oldu, ben daha anca burasına gelebildim, yurt hayatı blog yazarlığının bir numaralı düşmanı.) &lt;span style="font-size:100%;"&gt;En kısa zamanda İstanbul'a tekrar gelebilmelerini diliyorum. Ki zaten onlar da bizden bir hayli hoşnut kaldı ve en kısa zamanda geri dönmek istediklerini söylediler. Dönerler umarım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SmXBaPuUUfI/AAAAAAAAAHg/ZIPdZ5TIPIE/s1600-h/Catafalque.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 205px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SmXBaPuUUfI/AAAAAAAAAHg/ZIPdZ5TIPIE/s400/Catafalque.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360903588096004594" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Catafalque ise elbette bir headliner sayılmazdı bu festival için. Fakat sevdiğim gruplar klansmanından girdiler izleme listeme. İyiki de izlemişim, sahnelerde pek göremiyeceğimiz bir şeye tanık olmuş oldum. Grubun gitaristi Arın, vokalist Özge'ye sahnede evlenme teklif etti. Eğlenceli dakikalardı. Öyle güzel bir anı paylaşmış olduk sevdiğimiz bir grupla. Ha onun dışında performansa gelicek olursak, Catafalque'ın daha iyi sahne performanslarını gördüğüm olmuştu. Unirock gibi bir festivale, daha özenli hazırlanmalarını beklerdim. Sıcağı bahane edebilirler ama, çok daha sıcak bir havada, Barışrock'ta harikalar yarattıkları daha dün gibi aklımda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SmXCGuQhO-I/AAAAAAAAAHo/sCvI_Y4DPHg/s1600-h/theogonia_promo_1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 330px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SmXCGuQhO-I/AAAAAAAAAHo/sCvI_Y4DPHg/s400/theogonia_promo_1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360904352206765026" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Festivalde &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Greece"&gt;komşu&lt;/a&gt;dan gelen iki grup vardı. Bu gruplardan biri olan Rotting Christ sahnede harikalar yarattı! Türkiye'ye daha önce bir kaç kez gelmesine karşın ilk kez sahnesini görme fırsatını yakaladığım bu grup, Unirock'ta izlediğim en süpriz performansı sundular. Bu kadar başarılı ve seyirci etkileşimleri bu kadar yüksek bir grup olabileceklerini beklememiştim. Fırsatım olaydı da kendilerine bir teşekkür edeydim, ne kadar muhteşem bir iş çıkarttıklarını onlara belirtebileydim keşke. Fakat ufak bir iki denemeye karşın kulise giremedik bu festivalde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SmXDfhLZiKI/AAAAAAAAAHw/74uhEBwxIjY/s1600-h/Kreator.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 300px; height: 298px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SmXDfhLZiKI/AAAAAAAAAHw/74uhEBwxIjY/s400/Kreator.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360905877703985314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve işte nihayet o an. Nihayet büyük efsane. Nihayet thrash metalin gönlümdeki en önemli 3 isminden biri. Nihayet KREATOR! Kreator'dan bahsetmeden önce, Paradise Lost'un bir şansızlığı Rotting Christ ve Kreator arasında kalmak oldu. İki dözül dözül grubun arasına, doom/gothic metal grubu karışınca, İngiliz abiler toparlayabilecekleri ilginin önemli bir kısmını kaybettiler. Herneyse, Kreator'a dönecek olursak; aman efendim ne haddima Kreator'u eleştirmek, performanslarını değerlendirmek. Petroza'nın o muhteşem sahne performansının ardından ben ne diyebilirimki? Thrash metalin ne olduğunu iliklerimize kadar yeniden hissettik. Öyle böyle değil. Özellikle Flag of Hate öncesi seyircilerden bir banner almaları, daha sonra kendi bayraklarını sallamaları filan, o an ruhu teslim etsem, niye ettim diye sormazdım. O derece efsanevi dakikalardı. Impossible Brutality setlistte yoktu, fakat her şarkısı ayrı bir efsane olan böyle bir gruba şunu çalmadın, bunu çalmadın demek olmuyo tabi. Kreator esnasında sağlam pogolar çıktı. Eğlenceliydi. Ancak Petroza seyirciyi moshpite davet ettiğinde bizim gençlerin sadece bağırıp çağırıp kafa sallaması biraz üzücü oldu. Fakat yine de, Kreator'u Türkiye'den memnun uğurladığımızı düşünüyorum. Zira memnun uğurlanmasalar 4. kere gelmezlerdi bizi ziyarete. Nice 4lere umarım. Kreator izlemek her zaman büyük bir keyif.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SmXFd4srFeI/AAAAAAAAAH4/Aka4ofMvQ_w/s1600-h/firewind.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SmXFd4srFeI/AAAAAAAAAH4/Aka4ofMvQ_w/s400/firewind.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360908048681080290" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komşudan gelen ikinci ziyaretçimiz ise, Firewind'di. Sağlam bir power metal ekibi. Stratovarius'u kendilerine idol olarak seçtikleri sahne hareketlerinden rahatlıkla belli olabilen bir gruptu. Bunu kendilerini kopyacılıkla suçlamak için söylemek istemiyorum, aksine, power metal camiasının çok önemli bir grubundan feyz alıp, bizlere oldukça keyifli bir performans izlettikleri için söylemek istiyorum. Sanırım komşu mahalleden arkadaşlarla ilgili bir de şu anektoda dikkat çekmek gerek, yurdumun yeni nesil metalcileri hep Firewind hastası lan. Firewind esnasında sahne önü ve sahne önünün hemen arkası 16-19 yaş arası gençlerimizle doluydu. Heleki teenager kızlarımız bayılıyor bunların gitaristine, şaşkınlıklar içinde kaldım şerefsizim. Herneyse, bir ara Firewind hadi bi moshpit dedi, ben şöyle bir etrafıma baktım, lan hep teenager. Dalsan kafası gözü yarılıcak çocukların. Fakat delikanlı çıktılar, hiç ses etmediler efendi gibi yaptılar pogolarını. Ben de pogo başlatmanın gururuyla vurdukça vurdum bunların ağzına, hehe. Bunlar işin geyik kısmı tabi, özetle şunu demek lazım Firewind için, yine gelsin yine giderim. Performansları esnasında bir hayli eğlendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SmXGXrMCpMI/AAAAAAAAAIA/EVr2hyrwL6Q/s1600-h/AmonAmarth3.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 250px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SmXGXrMCpMI/AAAAAAAAAIA/EVr2hyrwL6Q/s400/AmonAmarth3.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360909041486963906" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle böyle derken geldik festivalin en son grubuna. İsveç'ten viking rüzgarları estirerek çıktılar sahneye. Daha ilk çıktıkları anda bizi inanılmaz bir 90 dakikanın beklediği aşikardı. Rahatlıkla söyleyebilirimki tüm festivalin en karizmatik sahne duruşu ve sahne arkası bannerı Amon Amrth'daydı. Ayrıca ses teknisyenlerini de tebrik etmek lazım, çalan ekipler arasında en temiz ses düzeni Amon Amarth'daydı. Johann'ı sahnede izlemek büyük keyif. O dev haliyle bir de sahnede headbang yapıp şarkı söyleyince, adam iyice inanılmaz bir görüntüye ulaştı. Şunu eklemek lazım, grup elemanlarının müzikal performanslarının harikalığı kadar, headbang performansları da takdire şayandı. Bisin ardından son şarkıyı çalmak için geldiklerinde herkesin Death in Fire diye bağırmaya başlaması, gitaristin de gaza gelip bizle beraber bağırması ilginç bir not olarak hafızamda yerini aldı. Sonuç olarak elbetteki son şarkı Death in Fire'dı. Konserin ardından kulisin ordaki demirlerde toplanıp yaptığımız Amon Amarth bağırışlarına gitarist Johan Södenberg'in gelip bizlere imza vererek karşılık vermesi ise inanılmazdı. Vokalist Johan Hegg ise dakikalarca bağırmamıza rağmen yanımıza pek yaklaşmadı. Ekipten bir arkadaş Johan'ın çok yorgun olduğunu o yüzden gelemiyeceğini söyledi, e ama gelse şöyle bi görünse yeterdi be.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel hatlarıyla festival bu taddaydı işte. Headlinerlar kesinlikle muhteşem performans sergilediler. Rakınkok adlı yavşak oluşumun ise aynı tarihe denk gelmesi bizler için büyük şanstı. Bu sayede "hacı festival varmış hadi ortama akalım" diyecek insanlardan kurtulmuş olduk, hepsi rakınkok alanındaydı. Bizler ise 10binlerce metalhead, hep bir ağızdan haykırdık, hep beraber kafa salladık. Kampta kalmadığım için kamp alanının berbatlığından da etkilenmemiş oldum. Bu sayede festivalin tek yumuşak karnı olan Maçka Küçükçiftlikpark'ın eziyetine fazla katlanmamış oldum. Umarım gelecek dönemde daha iyi bir festival alanı keşfedilebilir ve herşeyiyle mükemmel bir festival elde edilebilir. Geçen sene Parkorman alan olarak muhteşemdi ama, orda da fiyatlar canımıza okumaya yetmişti. Umarım ikisinin dengesinin kurulacağı bir festival alanı gelir, metalheadler keyiflenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SmXJvE3UjQI/AAAAAAAAAII/zE0ZvXeVHPY/s1600-h/IMG000004.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SmXJvE3UjQI/AAAAAAAAAII/zE0ZvXeVHPY/s400/IMG000004.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360912742051253506" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıssadan hisse olarak şunu yazıp bitirelim; iyisiyle kötüsüyle, festival ekibi teşekkürlerimizi hak etti. Bunca güzel grubu şu üç günde izlemek muhteşemdi. Sırada Testament var, thrash metalin efsaneleri, bekleyin beni!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-8885798411718248662?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/8885798411718248662/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/07/unirock-gunlukleri.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/8885798411718248662'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/8885798411718248662'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/07/unirock-gunlukleri.html' title='Unirock Günlükleri'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SmW-xxM1eWI/AAAAAAAAAHQ/F5m1uVzphgE/s72-c/n49103892852_1559.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-6195787985949560499</id><published>2009-07-05T20:46:00.003+03:00</published><updated>2009-07-05T21:15:38.393+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roger Federer'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tenis'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Wimbledon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Andy Roddick'/><title type='text'>15</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SlDtxYCbQaI/AAAAAAAAAGw/YMqrZkHLv_s/s1600-h/federer1608.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 263px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SlDtxYCbQaI/AAAAAAAAAGw/YMqrZkHLv_s/s400/federer1608.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5355041389465518498" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Son blog yazımın üzerinden sanırım 15 gün geçti. Görev için bulunduğum Antalya'dan ayrılmadan bir gün önce yazmıştım. Devamında neler oldu, Selamon neden 15 gün internette görünmedi, bunlar başka bir yazının konusu. Elbette o yazı da gelecek. O kadar uzak kalıp da buraya yazacak hiç birşey yapmadan dönmüş olduğumu düşünmüyorsunuzdur umarım. Düşünüyorsanız darılırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki efendim, o kadar ara verdim, başlığı da alakadarcasına 15 koydum, e o zaman konu neden uzak kaldığım değil de ne? Ne olacak, tabiiki Roger Federer. Kendisi an itibarı ile dünya tenis tarihinin en çok Grand Slam kazanan oyuncusudur. Peter Sampras'ın 14 şampiyonluğunu zaten egale etmişti, bugün de Andy Rodick'i 4 saat 10 dakikalık bir oyunun ardından yenmeyi başararak 15. şampiyonluğuna ulaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca kendisi Wimbledon, Roland Garros, Avustralya Açık ve Amerika Açık'ın hepsini kazanmayı başarmış ender oyunculardan biri. Bunu yaptığını bildiğim bir Andre Agassi var, şimdi kasıp araştıramıycam başkası var mıymış diye. Kendisi her halükârda efsanevi bir işe imza atmış durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açık söyleyeyim, tenise ilgi duyup bu maçı izlemeyenler çok şey kaybetti. Geçen sene Federer ve Nadal arasında oynanan Wimbledon finali de efsaneydi. 4 saat 38 dakikalık uzunluğuyla turnuva rekorunu kırmıştı. Federer o maçı Nadal karşısında kaybetmiş ve göz yaşlarına hakim olamamıştı. Bu sene ise, Andy Roddick'i kendisinin geçen seneki haline düşürdü. Finalin ardından yapılan törende Federer kendine has o muhteşem mütevaziliğiyle belirttiği gibi, Roddick gerçekten harika bir oyun çıkarttı. Federer'i bu derece zorlaması, 4 saat 10 dakika boyunca direnmesi, hatta bazen kazanmaya bile yaklaşması. Herşeyiyle mükemmel bir müsabaka oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tenisin artık yeni bir kralı var. Roger Federer. Peter Sampras'ın kırılmaz denen rekorunu gün itibarı ile tarihe gömüp, tacı başına taktı. Alttan alta bu başarılara ulaşabilcek tenis yıldızları yetişiyor mu? Yıldızlar yetişiyor ama, Federer gibisi zor görünüyor. Bu muhteşem oyuncuyu, izninizle bir de şu değersiz blogumda ayakta alkışlamak istiyorum, kimsenin umrunda olmasa bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tebrikler FEDERER!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;p.s.: Nike 15. grand slam için pek şahane bir reklam hazırlamış, maçın hemen ardından yayınlandı. İnternete düştüğü an sizinle paylaşıcam efendim. Şimdilik bulamadım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-6195787985949560499?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/6195787985949560499/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/07/15.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/6195787985949560499'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/6195787985949560499'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/07/15.html' title='15'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SlDtxYCbQaI/AAAAAAAAAGw/YMqrZkHLv_s/s72-c/federer1608.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-8950100765275527209</id><published>2009-06-19T22:22:00.003+03:00</published><updated>2009-06-19T22:44:46.433+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='micromusic'/><title type='text'>Low tech music for high tech people</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SjvqAme_aAI/AAAAAAAAAGo/NGvNH8A6J7w/s1600-h/micromusic.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 299px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SjvqAme_aAI/AAAAAAAAAGo/NGvNH8A6J7w/s400/micromusic.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5349126278484027394" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Efendim blogu takip edenler bilir, Antalya'da bir otel odasında takılmacayla geçiyor hayatımın bu günleri. Gündüz istihbarat, bilgi peşinde koşmaca filan, akşam otel odasına dönüp takılmaca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağolsun güzel insanlar msn dolaylarından yalnız bırakmıyorlar bizi bu takılmacalar esnasında. Yoksa yalnızlık bir yere kadar, çizer lan insan kafayı kimseyle konuşmasa tüm gece. Ya çok pis kafayı kırıcan, ya da illaha bir muhabbet bağlıycan. Daha önce bu konuya değinmiştim sanırım "&lt;a href="http://selamon.blogspot.com/2009/03/mezesi-muhabbet.html"&gt;Mezesi muhabbet&lt;/a&gt;" başlıklı yazımda. Seviyorum sohbeti muhabbeti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, konumuz o değil. Konumuz şu. Bu takılmaca gecelerinden birinde &lt;a href="http://bakpostacigidiyor.blogspot.com/"&gt;Postacı&lt;/a&gt; adlı ulvi şahısa dedimki, ey Postacı dedim, bana bir güzel müzik tavsiye et de, şu takılma dakikalarımız daha güzel olsun dedim. O ne dese beğenirsiniz? Aslında bir çok şey dese beğenebilirdim ama, o hiç beklemediğim birşey dedi. &lt;a href="http://www.micromusic.net/"&gt;Micromusic&lt;/a&gt; dedi. Hayır daha önce duymadığım da birşey, tabi bi çekindim önce. Fakat Postacı diyorsa vardır bir bildiği deyip hemen Google'a sorup siteye gittim. Ulan iyiki gitmişim. Yahu o ne güzel birşeydir öyle. Sitenin tasarımından tut da, sitenin ihtiva ettiği müziğe kadar. Tek kelimeyle mükemmel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani görebileceğiniz üzere, aslında özetle bu yazı bir site tanıtım yazısı. Böyle odada bir başınıza takılırken, kafayı kırmak mı istiyorsunuz? &lt;a href="http://www.micromusic.net/"&gt;Micromusic&lt;/a&gt; kırıyor efendim. Ben denedim, onayladım. Hatta yetmedi bir de &lt;a href="http://ahdiker.blogspot.com"&gt;Semigod&lt;/a&gt;'a denettim, o da onayladı. Biz bir hayli sevdik efendim bu siteyi. Dedik bizce siz de seversiniz, o yüzden böyle bloglara kadar taşıdık. Tıklayın, pişman olmazsınız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-8950100765275527209?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/8950100765275527209/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/06/low-tech-music-for-high-tech-people.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/8950100765275527209'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/8950100765275527209'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/06/low-tech-music-for-high-tech-people.html' title='Low tech music for high tech people'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SjvqAme_aAI/AAAAAAAAAGo/NGvNH8A6J7w/s72-c/micromusic.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-5900621919862693848</id><published>2009-06-18T22:43:00.004+03:00</published><updated>2009-06-18T23:23:59.077+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yol hikayeleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tatil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='git'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='road trip'/><title type='text'>Selamon'dan Haberler v.2</title><content type='html'>Neresinden başlayıp anlatsam bilmiyorum. Aslında öyle çok birşey olduğu da yok ya, belki de o yüzden kararsız kalıyorum. Gördüğünüz gibi yazının tepesinde bir fotoğraf yok, bu da benim makinedeki fotoğrafları bilgisayara aktaramadığımın bir göstergesi. Her ne kadar resepsiyonistimiz verdiği sözü tutup bana data kablosu getirse de, bilgisayara bağladığımda, bilgisayar bir tepki vermemeyi tercih etti, etsin bakalım. Artık en olmadı İstanbul'a dönünce paylaşırım sizinle fotoğrafları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otelimiz pek bir aile gibi şerefsizim. Dün kahvaltıya inmeyince direkt aradılar resepsiyondan, ne oldu Selamon Bey iyi misiniz diye. Dedim iyiyim ya, yatıyorum öyle, merak etmeyin. Bu akşam da bir önceki yazıda bahsettiğim pek sevimli yaşlı çiftimiz sordu akşam yemeğinde, nerelerdesin sen evladım göremiyoruz yüzünü diye. Otel ahalisi bir sevdi beni anlıyacağınız, sebebini ben de çözemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malum, bölge insanlarıyla haşır neşir oluyorum. Maksat bilgi filan edinmek. Onlar da sağolsunlar muhabbetli insanlar çıktılar. Salı gecesi Hakil Abi'nin yerine gittim, başka bir abimiz oturuyordu. Karanlıkta seçemedim, "Hakil Abi?" dedim, dedi "Hakil Abi yattı, buyur niye sormuştun Hakil Abi'yi" cevabını aldım. Dedim maksat muhabbet sohbet, dedi gel beraber edelim muhabbetimizi sohbetimizi. Bir kadeh rakı da ikram etti. Başladık Mustafa Abi'yle sohbete. Mustafa Abi bi dünya, sabahtan beri içiyormuş. Hayatımın en ilginç içme alışkanlığını gördüm lan, adam sek rakıyla soğuk neskafe içiyordu. Şaşkınlıklar içinde kaldım. Kadehimi bitirince dedim kalkayım, dedi otur ben şu rakıyı bitireyim beraber kalkarız. Dedim hadi bakalım. Fakat Mustafa Abi rakıyı bitirince uçtu lan. Dedi beni yukarı bırakır mısın motorla? Dedim abi ben motor kullanmayı bilmem, dedi buraya nasıl geldin, dedim abi otel yakın yürüdüm geldim, inanmadı, peki kardeşim öyle olsun filan dedi. Adam şizofrene bağladı lan. O da öyle bir anı oldu bize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün 3 gibi bir daha uğradım Hakil Abi'ye. 3 kişi oturuyorlarda. Mapus diye değişik bir tavla oynuyorlardı. Çok ilginç birşeydi de, öğrenmeye kasmadım ne yalan söyleyim. Ankaralı olup oraya yerleşen başka bir abiyle filan da tanıştım. Tam emekli mekanı lan bura. Arada orkinos teknelerindeki balıkçılarla da tanışma fırsatım oldu nihayet. Güzel insanlarmış hepsi. Çoğu İstanbullu çıktı beklemediğim şekilde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün de uyudum anasını satıyım akşama kadar. Akşam yemeğinde anca çıktım odadan. Bir yemek, üstüne klasik akşam rakısı. Burda öyle bir adetim oldu. Her akşam yemeğinin üzerine biraz karpuzla bir duble akşam rakısı atıyorum. Çok on numara oluyor. Torosların, yaylaların arasında kaldığı için belde, sıcak çok rahatsız edici boyutlara çıkmıyor. Keyifli oluyor havuz başında yemek üstüne karpuz rakı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte efendim öyle böyle derken devriliyor Antalya'da günler. Ayrılık vakti hafiften yaklaşıyor. Yaklaşsın tabi. Burdan kalkıcam daha Fethiye'ye filan gidicem. İyi geçiyor vaktim. Öyle bir bilgilendireyim dedim. Hani kimi bilgilendiriyorum, kim bunları niye okuyor onu da bilmiyorum ama, yazmayı seviyorum. E siz de okumayı seviyorsanız ne alâ. Kaçıyorum efendim şimdilik, TRT'de Mısır İtalya maçı başlıycak 10 dakikaya kadar. Onu izlerim oturup vuvuzella sesleri arasında. Hadi gideyim artık, öperim annem hepinizi. Hoşçakalın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-5900621919862693848?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/5900621919862693848/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/06/selamondan-haberler-v2.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/5900621919862693848'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/5900621919862693848'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/06/selamondan-haberler-v2.html' title='Selamon&apos;dan Haberler v.2'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-6741573614631534937</id><published>2009-06-16T11:39:00.003+03:00</published><updated>2009-06-16T12:14:56.755+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yol hikayeleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='git'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='road trip'/><title type='text'>Selamon'dan Haberler v.1</title><content type='html'>Efendim Selamon'a ne oldu? Öldü mü kaldı mı? Yolculuğu nasıl geçti? Bugün bu yazımızda bu tür sorulara cevaplar bulacaksınız. Ha bulduk diye mutlu olur musunuz, orasını ben bilmem ama, yine de bulacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle biraz yoldan bahsedelim. Zira öyle bir yolduki, hayatımda ilk defa yeter lan bit artık diye isyan eder buldum kendimi. Zaten yolculuğun rötarla başlaması, bana yaşanacakların bir ön gösterimi tadındaydı. 23.30'da kalkması gereken pek muhterem otobüsüm, 12.00'de kalktı. 30 dakikanın bir önemi yok tabii. Yola çıktık, 2-3 saat geçti, ben tam uykuya dalıcam, ihtiyaç molası diye dürttüler beni. Hayır o kadar erken niye mola verdiğimizi dahi anlamadım, bir de tam uyuyacakken uyandırıldım, o hoş olmadı. Ayrıca benim bildiğim Antalya'ya giderken Afyon'da mola verilir, şahane sucuk yenir. Metin Dinlenme Tesisleri diye zerre bilmediğim bir yerde durduk. Sucuk belki orda da vardır ama, o saatte canım pek yemek istemedi. İndim aşağıda yürüdüm, mola bitene kadar dolandım. Sonra tekrar otobüse. Moladan sonra uyumuşum ben. İyiki de uyumuşum. Köpek gibi uykum vardı lan. Sabah 6-7 gibi bir posta daha uyandırdılar, dediler yine mola. Baktım sabah, aldım yarım litre süt içtim, huzur doldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O moladan da sonra, artık Antalya'ya 3 saatlik yolum kalmış oldu. Hadi hayırlısı diyerekten geçtim oturdum yerime. Kitap mitap tatlı tatlı gidiyordumki, jandarma yol kesti. Garip di mi? Bence de garip. Bize millet olarak yol kesenin eşkıya olduğunu öğretmişlerdi, fakat artık herşey çok değişmiş. Polis devlet olmanın bokunu çıkarmışız, jandarma yol kesiyor. Üşenmedi adamlar tüm otobüstekilerin kimliğini topladı. Sora üşenmedi tek tek hepsine GBT yaptı. Temizmişiz, devam edebilirmişiz. Çok sağol jandarma. 1 saatimi senin gerizekalı bir uygulamana kaptırmaktan mutluluk duydum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse efendim, Antalya'ya vardım nihayetinde. Fakat ben nerden bileyim, Antalya'ya varmanın işin kolay kısmı olduğunu. Bir Antalya yolculuğunun yarısı kadar da, asıl varmak istediğim noktaya varana kadar harcadım. Kamil Koç'tan inip asıl noktaya gideceğim otobüse bindikten sonra hayatımın en garip otobüs deneyimlerinden birini yaşamış oldum. Bildiğin şehirler arası otobüs, Adana'ya gidiyor. Fakat kendisi gayet şehiriçi dolmuş kıvamında takıldı. Sürekli yolda durup birini alıp, birini indirdi filan. Garip bir kafaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihayetinde vardım varmam gereken ilçeye, indim otobüsten. Limanın oralara gitmem gerekiyor. Gözlemlemem gereken yer ora. Limana da hakim bir otel var, arayıp pazarlığımı da yapmışım, gidicem yerleşicem. Yalnız otobüs beni öyle bir yerde indirdiki, limana 3 km yürüme mesafesi var. Bunu da oradaki bir mobilyacı abiyle muhabbet edip öğrendim. O abi çok kıyak bir abi yalnız, adam dedi dükkanda başka biri olsa ben seni arabayla bırakırdım ama, bugün tekim, kusura bakma filan. Anlından öpesim geldi lan adamı, pek güler yüzlü ve iyi niyetliydi. Abi yolu tarif etti, başladım ben yürümeye. Sırtımda pek sevgili yeni çantam Peyami (evet, adı bu, Peyami) bildiğin tüm turist tanımlamalarına uyar vaziyette, kan ter içinde yürüdüm. Bir yandan da otostop çekiyorum. Nihayet bölgenin yerlisi bir abimiz durdu. Dedi atla. Fakat arabanın içinde zaten üç kişiler. Peyami ve ben iki kişi ediyoruz rahat. Zar zor sığıştık. Sağolsun cart diye geldik limana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece 24.00'da başlayan yolculuğum akşam 17.30 - 18.00 gibi nihayet otelde noktalandı. Anam ağladı sevgili okur, canım çıktı. Fakat ahanda böyle uzun uzadıya anlatacak bir yol hikayesi yanıma kâr kaldı. Bir bakıma da eğlendim diyebilirim. Bu arada otelim güzel lan. 3 yıldızlı filan. Huzur dolu bir yer kendisi. Tabi sezon da tam manasıyla başlamadığı için, nüfus da öyle alacalı bulacalı değil. Sanırım 8 kişi kalıyoruz otelde. Biri çok tatlı bir emekli çift, 3 çocuklu bir aile de var, bir de genç bir çift kalıyor. Son olarak da ben işte. Böyle pansiyon tadında bir moddayız. Güzel ortam. Bir ara fotoğraf makinesi için kablo bulursam -resepsiyonist Züleyha söz verdi, yarın getirecekmiş bana- bir kaç fotoğraf atıcam buraya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk gün akşam yemeğimi yiyip, akşam yemeğinde verilen karpuzun yanında bir kadeh rakı attım. Sonra elde dondurma ufak bir sahil turu, akşam gel odaya, babayla ufak bir video chat, zaten sızmışım sonra. Hayvan gibi yorgunluk kendini gösteriyor tabi. Sabah erkenden kalktım. Gittim kahvaltımı yaptım. Sonra yine bir sahil turu. Sahil turu dediğimde, en fazla 10 dakika sürüyor ha, küçücük yer burası. Gerçi bu turda Hakil adında 70 yaşında bir amcamla tanıştım. Kayıkla ufak tefek balıkçılık yapan, deniz bisikleti, olta filan kiralayan on numara bir amcamız. Araştırmama yönelik sorularımı büyük bir içtenlikle yanıtladı sağolsun. Bugün fazla oturamadım yanında ama, adamda ne hikayeler var lan. E tabi yaş 70 olunca insan ister istemez biriktiriyo.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eh işte, şimdide tekrar otel odamdayım. Ne yaptım ne ettim diye böyle ufaktan bir blog yazısı yazayım dedim. Hani benim ne yaptığımı çok merak ettiğinizi sanmıyorum ama, gezi yazıları güzeldir. Ben çok severim yol hikayelerini okumayı. Daha önce bir yazımda da bahsetmiştim, Git favori dergilerimdendir. Aslında ne istiyorum biliyor musunuz, böyle bir backpacker dergisi çıkartmak. Sırtına çantasını alıp bilmediği yerlere giden insanların aylık olarak hikayelerini yazmak. Öyle bir dergim olsa ne güzel olur lan. Aklıma koydum ben o işi, yaparım gibi geliyor bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hehe, yazının sonunda sizleri hayallerimle sıkmadan, artık bitireyim ben bu postu. Tatilimin ilk günleri böyle geçiyor efendim. Görelim bakalım ilerki günler nasıl geçecek. Ben yine burdan sizi bilgilendiriyor olurum, olurda okursanız, mutlu olurum. Hadi öptüm herkesi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-6741573614631534937?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/6741573614631534937/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/06/selamondan-haberler-v1.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/6741573614631534937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/6741573614631534937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/06/selamondan-haberler-v1.html' title='Selamon&apos;dan Haberler v.1'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-2164646530987056180</id><published>2009-06-14T20:50:00.004+03:00</published><updated>2009-06-14T21:08:52.716+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yol hikayeleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='git'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Greenpeace'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gezmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='road trip'/><title type='text'>Bağlasan durmam...</title><content type='html'>Bir önceki postada süpriz gelişmemizden bahsetmiştim. Gidiyorum efendim. Gitmek için bir iki eksiğim vardı, onları da tamamladım. Gittim paraya kıydım, güzel bir sırt çantası aldım. Her faaliyet öncesi sağa sola çanta sorma derdinden kurtulmakla kalmayıp, seyahatler için de kendime güzel bir yol arkadaşı edinmiş oldum. Kendisine yakında üşenmeyip bir isim bulucam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çantayı alıp aldığım yerde, ki kendisi eski çalıştığım mağaza &lt;a href="http://www.dikeylimit.com"&gt;Gezgin Outdoor&lt;/a&gt; olmakta, eşyaları yükleyip tüm işlerimi tamamladım. Ya da ben tamamladığımı sandım. Zira herşeyi almıştım da, bilet almayı unutmuşum. E bilet lazım tabi, burdan Antalya'ya yürüyecek halimiz yok. Neyse, Son Gemi'de oturuyorum şuan, wireless ömmece. Son Gemi'de güzel yer bu arada. Sahipleri filan hep 10 numara insanlar. Akmar'ın arka sokağında, tavsiye ederim. İnternet üzerinden bilet işini de halledince, bu sefer gerçekten herşey tamam oldu. Gidiyorum efendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 haftalık görev sürem var. O işi halledip, oradan ver elini Fethiye. Fethiye'yle ilgili planları da &lt;a href="http://selamon.blogspot.com/2009/06/bu-da-boyle-iste.html"&gt;şurada&lt;/a&gt; yazmıştım. Blogu düzenli okuyanlar bilir ne kadar yol sevdalısı olduğumu. Bu 3 haftalık plan güzel gelecek. 12 saatlik otobüs yolculuğu da yol isteğimi köreltmezse zaten, iflah olmam ben. E bi de üstüne Antalya - Fethiye yolculuğu varki, oh.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha bu arada, aklıma gelmişken yazayım, lan anket sonucu ne kadar sinir edici çıktı. Ben karar veremiyorum bari size sorayım dedim, 3 şıkka da eşit oy geldi. Ayıp. Bu durumda tembel bir insan olarak, olduğu gibi bırakıyorum efendim yorumların nasıl açılacağı işini. İlerde çok bayarsam, popup sistemine geçerim, ya da geçmem, kim bilir. Hayat hep böyle bilinmezliklerle dolu. Bilinmezlik demişken, barda oturup blog yazmak da ilginç bir kafaymış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim durumlar böyle. 1.5 saat sonra vuruyorum kendimi yollara. Geri dönüşüm 3 hafta sonra. Antalya'da blog yazmaya devam edicem fakat Fethiye'de imkanım olacağını sanmıyorum. Eh şimdilik hala beraberiz anlayacağınız. İyiki de beraberiz. Blog yazmak filan, hep güzel şeyler bunlar. Hele böyle okuyup yorum filan yapıyosunuz ya, bayaa hoşuma gidiyor o mevzu. Yine yazıyı kapatamadığım başarısız bir post olma yolunda gidiyor bu, o yüzden ben hemen öpüp kaçayım. Öptüm. Kaçtım. Hadi hoşcakalın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-2164646530987056180?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/2164646530987056180/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/06/baglasan-durmam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/2164646530987056180'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/2164646530987056180'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/06/baglasan-durmam.html' title='Bağlasan durmam...'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-8575006202676400403</id><published>2009-06-12T18:52:00.005+03:00</published><updated>2009-06-12T19:44:54.538+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='git'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Greenpeace'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='road trip'/><title type='text'>Süpriz gelişme...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SjKDGPgXEmI/AAAAAAAAAGg/9t7UFoo6Foo/s1600-h/wherehavethetunagone.jpeg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 287px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SjKDGPgXEmI/AAAAAAAAAGg/9t7UFoo6Foo/s400/wherehavethetunagone.jpeg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5346479850906915426" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Evet sayın seyirciler, yok adaydı, yok Fethiye'ydi derken, hiç beklenmedik bir şey oldu ve bana Antalya yolu gözüktü. Muhtemelen yarın veya pazar Greenpeace gözlemcisi olarak Antalya'ya gidiyorum. Mevzumuz ise kaçak orkinos avı. GP'nin oldukça üzerine titrediği bir denizler kampanyası mevcut. Bu kampanyanın önemli ayaklarından biri de orkinosların neslini tüketme noktasına kadar gelen kaçak balıkçılık faaliyetleri. Bu faaliyetlerin önlenebilmesi adına gözlemlerde bulunan ekibe katılıcam ben de. Kampanyayla ilgili ayrıntılı bilgi şu &lt;a href="http://www.greenpeace.org.tr/"&gt;linke&lt;/a&gt; yapılacak bir tıkın hemen ucunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer bir alternatif de Mersin'di aslında. Oradaki ekibe de katılabilirdim fakat nedense Antalya olsun dedim (&lt;a href="http://doruk.gunduztarifesi.org,/"&gt;Doruk&lt;/a&gt; kızma lan). Antalya'daki tanıdık sayısının fazla olması etken oldu muhtemelen buna. Gerçi tam da Antalya'da değil, Antalya'nın 2 saat dışında bir yerdeymiş ama, Bilge neresi demişti unuttum şimdi. Bu arada Bilge Greenpeace Türkiye Gönüllüler Koordinatörü. Çiçek gibi bir insan kendisi. Ben GP'de "yüz yüze" görevlisi olarak çalışırken ekibimizin başındaydı, şimdi işleri büyüttü gönüllü koordinasyonunu sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, öyle işte. Hazırlıkları tamamlar tamamlamaz çıkıyorum yola. Artık yarın olur, pazar olur çok emin değlim, görücez. Mobil halde olmak güzel şey, seviyorum. Ha insan arada yatağını özlemiyor mu? Özlüyor. Fakat olsun, önemli bir görevi layıkıyla yerine getirecek olmanın da değişik bir hazzı mevcut. Ev biraz daha bekleyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oralarda internet kullanabilme imkanım olursa gelişmelerden ve yaptığımız işlerden sizleri haberdar ederim efendim. Ha bizim sikimizde sanki senin ne yaptığın deme özgürlüğüne de sahipsiniz pek tabi, o da güzel bir özgürlük sonuçta. Fakat bence güzel olur buralar, demedi demeyin. Aman biz kaçırdık, biz bilemedik filan diye üzülmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;p.s: Yazıyı bitirirken shuffle kıyağı, Metallica - Creeping Death&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-8575006202676400403?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/8575006202676400403/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/06/supriz-gelisme.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/8575006202676400403'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/8575006202676400403'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/06/supriz-gelisme.html' title='Süpriz gelişme...'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SjKDGPgXEmI/AAAAAAAAAGg/9t7UFoo6Foo/s72-c/wherehavethetunagone.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-6882907659185216194</id><published>2009-06-10T04:42:00.004+03:00</published><updated>2009-06-10T05:01:32.305+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Breaking Bad'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sabancı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diziler'/><title type='text'>Dönemi Kaparken</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Si8TiRTBKnI/AAAAAAAAAGY/06K-ONtejio/s1600-h/breaking-bad-20080118045840840.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 269px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Si8TiRTBKnI/AAAAAAAAAGY/06K-ONtejio/s400/breaking-bad-20080118045840840.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5345512762191719026" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Efendim geldik Sabancı Üniversitesi'nde bir dönemin daha sonuna. Son bir iki işin ardından, döneme zevkle bir nah çekip yokuş aşağı yolluyoruz kendisini. Fakat tabi benim bahsedeceğim mevzu o değil. Daha güzel mevzulardan bahsedesim var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildiğiniz gibi dönem sonunda bir tatil planım var, "&lt;a href="http://selamon.blogspot.com/2009/06/bu-da-boyle-iste.html"&gt;Bu da böyle işte...&lt;/a&gt;" başlıklı yazımda hafiften değinmiştim kendisine. Şu aşamada daha da detaylandırmayı düşünmüyorum. Fakat yeni bir karar aldık, şehri terk etmeden önce, Burgaz Ada'da şöyle 3-4 günlük ufak bir kamp daha düzenliycez. Artık ne bezmişsek kampüsten, bulduğumuz yere kampa gidiyoruz. Burgaz Ada'da güzel bir kamp noktası biliyorum, pek tabii burda size söylemiycem, bize özel kalsın derdindeyim. Fakat çok isteyeni götürürüm, doğada kalmak isteyen insana saygım sonsuz .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek konudan konuya atlamak olacak ama, madem konudan konuya atlayacak kafadayım, müsadenizle hiç bozmuycam kafamı. Buyrun devam edelim. Hocam şöyleki, 1 saat önce yeni bir diziye başladım. Breaking Bad. Kendisinin ilk bölümünü izledim, dedim bari hakkında biraz birşeyler yazayım, öyle giriştim bloga. Etrafımdaki insanlar çok feci övüyordu kendisini. Kime başlasam mı diye sorsam, "hacı hemen giriş" cevabını alıyordum. Sabahın bu saatinde yapcak iş olsa olsa dizi izlemek olur dedim, vurdum ilk bölümü. Gayet de hoşuma gitti. Pilot olmasının verdiği bir durağanlık var diycem, diziyi izleyenler siktir lan durağan denir mi o episodea diye atlıyacaklar üstüme. Haklılar da bir yerde. Fakat ne yalan söyleyeyim, dizi ileride çok daha can yakıcı olacakmış gibi duruyor ve iple çekiyorum o bölümleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilen bilir, uzun diziler izlemeyi sevmem. Favorim 20 dakikalık komedi dizileridir genelde. Misal nedir bunlar, Family Guy'dır, Scrubs'dır, How I Met Your Mother'dır, falandır, filandır. Gider de gider kendileri. Fakat "&lt;a href="http://selamon.blogspot.com/2009/03/mimlenmisim-v2.html"&gt;Mimlenmişim v.2&lt;/a&gt;" başlıklı yazımda da bahsettiğim gibi, bunu kırabilen yalnızca Six Feet Under vardı, sanırım yepis yeni dizimiz de Breaking Bad olacak. Kendisine yüksek bir güven duyuyorum ve ileriki episodelarda bu güvenimi boşa çıkartmamasını pek bir arzuluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönemi kaparken diye başladığım yazı bildiğin dizi yazısına döndü ama, e malum, dizinin verdiği gazla yazıyorum bunları. Doğaldır bir şekilde buna evrilmesi. Ayrıca evet, evrim teorisi önemli, inanıyoruz kendisine. Yani tutupta "yaratıcı"ya inancak halim yok şu devirde. Neyse, konuyu iyiden iyiye sapıtmadan bu postumu da burada bitiriyorum efendim. 3 kuvvuallah 1 elhamla sizleri uğurlarken, Tayyip'ime de göz kırpıyorum. Hadi hoşçakalın, episode 2 beni bekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;p.s.: dizinin çok hoşuma giden bir iki afişi vardı, dedim bari en basic olanını kullanayım. Gördüğünüz üzere kullandım. İsterseniz &lt;a href="http://images.google.com.tr/images?q=breaking+bad&amp;amp;btnG=Search+Images&amp;amp;hl=en&amp;amp;client=firefox-a&amp;amp;rls=org.mozilla%3Aen-US%3Aofficial&amp;amp;um=1&amp;amp;sa=2"&gt;şuraya&lt;/a&gt; tıklayarak kendinizi Google'ımızın o engin image arama dünyalarında Breaking Bad görselleri araken bulabilirsiniz. Bu da benden size dev hizmet olsun hadi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-6882907659185216194?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/6882907659185216194/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/06/donemi-kaparken.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/6882907659185216194'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/6882907659185216194'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/06/donemi-kaparken.html' title='Dönemi Kaparken'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Si8TiRTBKnI/AAAAAAAAAGY/06K-ONtejio/s72-c/breaking-bad-20080118045840840.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-519772039345564031</id><published>2009-06-07T22:15:00.002+03:00</published><updated>2009-06-07T22:22:38.033+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişisel zırvalar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blogger'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beyin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kütürdeme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tayyip'/><title type='text'>Yazmazsam çatlarım...</title><content type='html'>Pek sevgili bir okul arkadaşım blog tutmaya başladı. Sadece adıyla dahi yüzde bir hoşnutluk gülümsemesi yaratmayı başarıyor. &lt;a href="http://diyalektikasyon.blogspot.com/"&gt;Diyalektik! Soğuk İçiniz...&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşın blogunun buraya konu olmasının sebebi ise vallahi reklam mevzusu değil. Bambaşka bir olay mevcut. Ha tabi girer okursanız siz kazanırsınız, o ayrı mesele. Neyse. Bloga ilk başladığım zamanlarda minimal bir postum vardı, "&lt;a href="http://selamon.blogspot.com/2009/01/ktrdet-beni-blogger.html"&gt;Kütürdet beni blogger&lt;/a&gt;" başlıklı. Blogger'ın onay kodlarıyla hafiften bir taşak geçmece yazısı. E tabi ben miyim dalga geçen, ağzıma sıçtı bugün blogger. Bahsettiğim blogdaki son yazı AKP ile alakalı. Ben de o yazıya bir yorum gireyim dedim. Peki yorum girmem için blogger'ın benden istediği onay kodu neydi? Şuydu efendim; quaran! Ben daha bir şey demiyorum. Google bile çözmüş AKP'nin iç yüzünü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazmasaydım çatlardım, yazdım rahatladım. Hoşçakalınız efendim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-519772039345564031?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/519772039345564031/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/06/yazmazsam-catlarm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/519772039345564031'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/519772039345564031'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/06/yazmazsam-catlarm.html' title='Yazmazsam çatlarım...'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-1643557634343259859</id><published>2009-06-07T03:01:00.004+03:00</published><updated>2009-06-07T03:25:43.623+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blogger'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tatil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='road trip'/><title type='text'>Bu da böyle işte...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SisI5osscBI/AAAAAAAAAGQ/UZPPpcO0EFM/s1600-h/fethiye.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SisI5osscBI/AAAAAAAAAGQ/UZPPpcO0EFM/s400/fethiye.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5344375169075671058" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Efendim ankete katılan herkese teşekkürler. Sonuçlandı kendisi bugün. 17 kişi oy vermiş sağolsun. Kıran kırana bir seçim süreci oldu. Sorumuz "Yeni template gelsin mi?"ydi. Çıkan cevap "Yok hacı böyle iyi" oldu. Ne yalan söyleyeyim, bu cevap çıktığı için pek mutluyum. Bir ara gaza gelmiştim değiştireyim filan diye ama, nasıl üşendim sonra anlatamam. "Değiştir hocam hemen bu ne böyle" cevabı çıksa ağlaya ağlaya değiştirecektik şablonu, çıkmadı, mutluyuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırada ise yeni bir anketimiz var. Geçenlerde öyle mal mal nette gezerken bloguna rast geldiğim, buraları da yorumlarıyla şenlendiren &lt;a href="http://bakpostacigidiyor.blogspot.com/"&gt;güzel bir insan&lt;/a&gt;dan özendim, yorumlar pop-up pencerede mi açılsın, yoksa olduğu gibi mi kalsın? Pop-up pencerede açılınca, blogun ana sayfasını terk etmeden yorum işini rahatça halledebiliyor insan. Fakat şuanki halinde de yazıyla daha bir bütünleşiliyor, girilecek yoruma daha iyi konsantre olunuyor gibi düşünüyorum. Sizin de konu hakkındaki fikirlerinizi öğrenip, blogumuzu ona göre yeniden şekillendirelim efendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada dönemin de bitmesiyle, yol planlarına başladım ben yine, yakın gelecekte görürsünüz buralardan Selamon'un tatil planlarını. Geçen seferki "&lt;a href="http://selamon.blogspot.com/2009/04/sgnamadm.html"&gt;road trip&lt;/a&gt;" bir hayli eğlenceliydi, bu seferki daha tatil kafasıyla ama pek tabii tatile getirilmiş bir Selamon yorumuyla. Haftaya filan bahsederim planlardan. Şimdilik yukarıdaki fotoğraflarla idare edin efendim, gideceğim yeri de söylemiyorum, süpriz olsun. Hehe. Deniz, kum, güneş, doğa hasretiyle yanan herkesi pek bir aşkla ve aynı hasretlerle kuçaklıyor, öpüp kaçıyorum efendim. Hadi hoşçakalın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-1643557634343259859?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/1643557634343259859/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/06/bu-da-boyle-iste.html#comment-form' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/1643557634343259859'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/1643557634343259859'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/06/bu-da-boyle-iste.html' title='Bu da böyle işte...'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SisI5osscBI/AAAAAAAAAGQ/UZPPpcO0EFM/s72-c/fethiye.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-2660112115890583624</id><published>2009-06-05T16:48:00.003+03:00</published><updated>2009-06-05T17:17:17.755+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Frank Rijkaard'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bülent korkmaz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray'/><title type='text'>Yönetime bak sen hele</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Siko430o79I/AAAAAAAAAFs/AP6UZuMqCzI/s1600-h/8826__176splash-rijkaard.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 173px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Siko430o79I/AAAAAAAAAFs/AP6UZuMqCzI/s400/8826__176splash-rijkaard.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5343847390374326226" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Blogda çok fazla futbol yazan bir insan değilim. Her ne kadar Galatasaray hayatımda oldukça önemli bir yere sahip olsa da, tutupta internette futbol analizi yapacak bir kafam yok. Zaten o işi yapan bir sürü insan var, aralarında &lt;a href="http://acetobalsamico.blogspot.com/"&gt;Aceto Balsamico&lt;/a&gt; gibi efsaneleşmiş isimler de var... O sebeple hiç haddim olarak görmüyorum bu futbol konuşma işini. Anca işte öyle eş dost arasında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat bugün uyanıp bilgisayara baktığımda bizim blogda daha önce de adı geçen, Mersin'in iftihar kaynağı genç, &lt;a href="http://doruk.gunduztarifesi.org/"&gt;Doruk&lt;/a&gt; msnden şöyle bir mesaj sallamış: "Abi Rijkard transferi hakkında ne düşünüyorsun, Bülent hakkında söylediklerin bir bir tutmuştu". E tabi bunu görüp gaza gelmemek mümkün değildi. Ahanda ben de gaza geldim, ufaktan bir futbol yazısına giriştim bile. Açıkçası burdan sonrasını futbolla ilgili olmayan arkadaşlar okumasa darılmam, bunu da söyleyip geçiyorum konumuza.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herşeyden önce Bülent'in, Büyük Kaptan'ın Galatasaray'ın başına geçişini yorumlamak kolaydı. Yapılması gereken tek şey objektif düşünmekti. Evet Bülent Büyük Kaptan'dı, evet Bülent Galatasaray seyircilerinin gurur kaynağıydı, evet Bülent'in tek başına oynadığı Avrupa kupası maç sayısı, Fenerbahçe takımından fazlaydı ama, Bülent iyi bir teknik adam hiçbir zaman olamadı. Galatasaray'a gelmeden önce görev yaptığı kulüplerde kısa süreli görevler almıştı ve başarılı olamadığı gün gibi aşikardı. Bu tecrübesizliği ve backgrounduna rağmen başarılı olacağına inananların tek dayanağı, kendisinin büyük Galatasaraylı'lığıydı. Açıkçası başarılı olmasını ben de çok isterdim ama, olamayacağını başından beri biliyor ve söylüyordum, ne yazıkki olaylar beni haklı çıkardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün ise Galatasaray yönetimi bombasını patlattı. Houllier, Ramon, Le Guen filan derken bir baktıkki takımın başına efsane oyuncu, başarılı teknik adam Frank Rijkaard geçmiş. Kariyerine diyecek en ufak lafım olmaz. Muhteşem bir futbolculuk geçmişi, önemli noktalarda pişirilmiş bir teknik adamlık kariyeri, Barça'yla iki La Liga, bir İspanya Süper kupası. Hiçbirşey denemez. Fakat bu ülkeye kimler geldi öyle hiçbirşey denemiyecek de, piç edildi gönderildi. En basiti Del Bosque. Adam Türkiye'ye Şampiyonlar Ligi kupası kazanmayı başarmış, yıllarca Real Madrid'i yönetmiş hoca olarak geldi, ardından tef çalınarak kovalandı. Şu anda İspanya milli takımının başında. Eric Gerets Galatasaray'daki karakterli yönetimine rağmen takımdan uzaklaştırıldı, Marsilya'nın başında Fransa'da yılın teknik adamı ödülünü aldı. Bunlar ilk aşamada aklıma gelen örnekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu örnekleri vermemin sebebi şuna değinmek: Türkiye'de başarının anahtarı kariyeriniz ya da futbolu ne kadar bildiğiniz değil! Örneğin Galatasaray'da başarının anahtarı, Adnanlar'la iyi anlaşmaktan geçiyor. Bu noktada yönetimin Rijkaard tercihi de cesur. Fakat nazımız, sözümüz geçsin diye Skibbe'yi, Bülent'i takımın başına geçirdiklerinde gördülerki, bu iş böyle yürümeyecek. Artık karşılarında kendilerini işine karıştırmayacak çok kariyerli ve önemli bir teknik adam duruyor. Üstelik, yanında Neeskens'le. Neeskens'in önemine ben değinmiycem, Aceto onu gayet iyi yapmış, gidin işi bilen birinin kaleminden-keyboardundan- okuyun, ben hiç sizin için olayı laf kalabalığına boğmayayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madem laf kalabalığıyla boğmuycaz dedik, dönelim ana konuya. Rijkaard başarılı olur mu? Olur arkadaşım, niye olmasın. Elinin altında Kewell, Turan, Lincoln, Baros gibi inanılmaz bir forvet hattı var. İleri uca ve defans dörtlüsüne yapılacak takviyelerle cillop gibi bir takım olur bu Galatasaray. Geriye Türkiye'nin çamurlu sularına bulanmadan takımı yönetmek kalıyor. Bu noktada Rijkaard'ın ve Neeskens'in yönetime pabuç bırakmıyacağına eminim. Medyanın tutumu ise ne şekilde olucak hep beraber görücez. Fakat şu kesinki, haber duyurulduğundan beri tüm medyada şaşkınlık ve saygı bir arada. Bu noktada da şanslı görülüyor yeni teknik adamlarımız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç itibarı ile, 2-3 takviyenin yanına, biraz da şanslı kuralar çekersek, UEFA'da yarı final, ligde ise mutlak şampiyonluk bekliyorum Galatasaray'dan. Peki bunu bir Galatasaray taraftarı olduğum için mi söylüyorum? Elbette hayır. Tüm bunları gerçek bir futbol sever olarak, yıllardır takip ettiğim olayların getirisi olarak söylüyorum. Umarım söylediklerimde tıpkı Bülent örneğinde olduğu gibi, bu sefer de haklı çıkarım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-2660112115890583624?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/2660112115890583624/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/06/yonetime-bak-sen-hele.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/2660112115890583624'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/2660112115890583624'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/06/yonetime-bak-sen-hele.html' title='Yönetime bak sen hele'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Siko430o79I/AAAAAAAAAFs/AP6UZuMqCzI/s72-c/8826__176splash-rijkaard.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-2400301349719606961</id><published>2009-06-04T14:06:00.003+03:00</published><updated>2009-06-04T14:27:51.370+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Rammstein'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Obama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Amerika'/><title type='text'>Obama Is My Rock Star</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SievsAnzt7I/AAAAAAAAAFk/TRe-AXjHpEs/s1600-h/obama-fuck-yeah.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 344px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SievsAnzt7I/AAAAAAAAAFk/TRe-AXjHpEs/s400/obama-fuck-yeah.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5343432653514454962" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Beyefendi biraz önce Kahire'de bir konuşma yaptı. Oturdum, üşenmedim izledim. Tabi o sırada yemek yiyor olmam ve lokmaları çiğnerken beynimi boşaltıcak görüntülere ihtiyaç duyuyor olmam da izleme kararı almamda etkendi. Bir yandan arnavut ciğerimi lüplettim, öte yandan yoğurdumdan bir çatal aldım, ekmeğimi ısırıp Obama'yı izlemeye başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhtemelen Kahire'nin en büyük salonuydu Obama'nın konuşmasını yaptığı salon. Klasik mimariye sahip, hoş bir görüntüsü vardı. Amcam içeri girerken bir alkış, bir kıyamet. Öyle girişleri ya rock starların konserlerinde ya da işte anca Obama'nın konuşmalarından önce izleyebiliyorsun. Anlamadım neden Kahireliler Obama'yı o kadar sevmiş ama, yazımın başlığını çıkartmamı sağladılar, sağolsunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bu yazıda benden derinlemesine bir Obama konuşması analizi bekliyorsanız, vallahi çok beklersiniz. Analiz yapacak enerjiyi kendimde bulsam, gider yazmam gereken siyasal psikoloji yazılarını yazarım, blogla mlogla hiç uğraşmam, dersimden şahane A çakarım. Fakat işte, o işi zerre yapasım olmadığı için, oturdum bloga bunları yazıyorum. Aslında bir bakıma siyasal psikolojiyle de alakalı bu konu. Dönem boyunca derste öğrendiklerimi düşünüyorumda, gerçekten o disiplinler içerisinde zevkle araştırılacak bir mevzu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse efendim, çıktı Obama ne yaptı, daha konuşmasının ilk dakikalarında dayadı Kurandan alıntıyı, dayadı benim de ailemde müslümanlar varı. Maksat ne? Kahireli kendisini daha çok alkışlasın, müslüman kendisine daha bir hayran kalsın. Niye istiyor bunu? Çok mu önemli sizce Kahireliler'in Amerika hakkında ne düşündüğü? Ya da gerçekten Obama barış yanlısı mı? Ne, evet mi cevabınız? Yok artık, o kadar da olamazsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün dünyanın en önemli mevzusu pazar. Amerika, malını satçak pazarın peşinde. Asya'yı, Avrupa'yı çoktan kaptırdı Amerika. Elde bir Orta Doğu, bir Afrika kaldı. Buralar ise pazar olma özelliklerini henüz kazanmış değil. Irak savaşı neden çıktı sanıyorsunuz? Petrol için mi? Komik olmayın lütfen, Irak savaşının tek amacı Orta Doğu'yu da pazar haline getirmekti. Irak'ın işgali Orta Doğu diktatörlerini yerinden edip, o bölgelerde serbest pazar yanlısı ekonomileri inşa etme amaçlıydı tamamen. Bütün bu İslam dünyası konuşmalarının da sebebi bu. Hatta Obama'nın Amerika'da başkan seçilmesinin tek sebebi bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın, gittiği her yere methiyeler dizip öyle ayrılıyor Obama. Kahire'de modernin ve geleneğin muhteşem birlikteliğinin eseriymiş. Yürü be, ne ağdalı laflar ama. Tüm dünyada bir Obama hülyası. Twitter'a da yazdım, bu sene ne Obama yaptı be! Herkes Obama'yı barış yanlısı sanıyor, oysa Hillary başkan adaylığı için Obama'yla kapışırken, Irak'tan derhal çekileceğini, Amerikan askerlerini yurda döndüreceğini söylüyordu. Obama ne diyordu? Irak'tan generallerin tavsiyeleri doğrultusunda kademeli çekilme, Irak askerlerini Afganistan'a aktarma ve yeni Orta Doğu müdahaleleri için hazır bekletme. Hey yavrum hey. Bugün Kahire'de Afganistan'da fazla kalmıycaz dedi. Eh, kaç yıldır ordalar, sıkıldı tabi çocuklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, fazla uzatmak istemiyorum. Zira bu blogu tutmaktaki amacım kimseye siyaset dersi vermek, ya da görüşlerimi empoze etmek değil. Eğlenmek için tutuyorum ve sizlerinde buraları okurken eğlenmesini istiyorum. Konu uzadıkça sıkıcı olacak. Fakat şunu da demeden geçemiycem, A.B.D.'de başkan neredeyse bir hiç. Koca koca şirketler hayvan gibi lobiler kurmuş, dış politikanın v.s.nin hatları çoktan çizilmiş. Başkanlar anca zurnanın son deliği. Obama filan derken, kanmayın Amerika'nın yalanlarına. Amerika'nın yalanları, aşağıdaki Rammstein videosunda. We're all living in America, America is wunderbar... Oh yeah baby...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/4w9EksAo5hY&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/4w9EksAo5hY&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-2400301349719606961?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/2400301349719606961/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/06/obama-is-my-rock-star.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/2400301349719606961'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/2400301349719606961'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/06/obama-is-my-rock-star.html' title='Obama Is My Rock Star'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SievsAnzt7I/AAAAAAAAAFk/TRe-AXjHpEs/s72-c/obama-fuck-yeah.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-3359780257359911741</id><published>2009-06-03T16:12:00.002+03:00</published><updated>2009-06-03T16:37:53.388+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişisel zırvalar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadife sokak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadıköy'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Taksim'/><title type='text'>Gidinin Kadıköy'ü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SiZ8hOaAt8I/AAAAAAAAAFc/ugVuYFoT6ds/s1600-h/20071022094712daiteojw3ijkfbb1iunnq4uw_1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 240px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SiZ8hOaAt8I/AAAAAAAAAFc/ugVuYFoT6ds/s400/20071022094712daiteojw3ijkfbb1iunnq4uw_1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5343094918166394818" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bundan en son 1 ay önce gitmiştim, 1 Mayıs sonrası, Taksim dönüşü Ömer Abi'nin yanına uğrayıp iki bira içmek için. Haliyle gezememiştim. En son sokaklarında gezindiğimden beri nerden baksan olmuştur 3-4 ay. Dün nihayet yeniden Kadife Sokak'taydım, yeniden Kadıköy kafalarındaydım. Ulan nasıl da özlemişim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'u bilenler, ya da bilmese de hakkında fikir sahibi olanlar diyecek şimdi, ulan İstiklal var o kadar ne Kadıköy Kadıköy diye miyavlıyosun... Fakat kafaları bambaşka be abi. Uzun zamandır Taksim'den çıkmıyordum, sokaklarında yürürken hiç işte benim sokağım tadını yakalayamıyorsun. Oysa Kadıköy'de öyle mi? Yere yatıp parke taşlarını öpesim geldi gece bir başıma eve dönerken. (Ha gerçi yiğidi öldürüp hakkını yemeyelim, Taksim'de de yerini bilirsen ucuza güzel içiyorsun be, Kadıköy'de o şansın pek yok.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E tabi bir de nostaljik bir yapısı var benim için Kadıköy'ün. Nihayetinde göt kadar çocukken İstanbul'a taşındığımda ilk gidip gelmeye başladığım yerdi. 13-14 yaşında haftasonları sinemaya gidişlerimi, 15-16 yaşlarında sinema kesmemeye başlayınca nasıl da Teacher's Pub'ın müdavimi kesildiğimi filan hatırladıkça daha da bir seviyorum Kadıköy'ü. Kolay değil lan, sizin hiç 7 yıldır giderim hacı dediğiniz bir bar oldu mu? Benim oldu, aşırı huzurluyum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi bi de yok kilise önü, yok Rum Okulu, Moda 1, Moda 2 gibi çeşitli sokakta içme mekanları var. Oralarda 17-18 yaşlarımızın gözdesiydi. 10 larca kişilik gruplar halinde gezerdik filan. Kadıköy'de herkes herkesi tanıyor malum, bir başlardın 3 kişiyle şuraya gidiyoruz diye, gidene kadar bakmışın 10 kişi olmuşsun. Olmasan bile orada birileri vardır, bir şekilde olursun. Yaş ilerledikçe o kafalar azaldı tabi ama, azalmadığı dönemdeki o damakta bıraktığı tad da bambaşka.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle işte, dün Kadıköy'deyken ne kadar özlediğimi fark edince bunları yazmadan edemedim. Kadıköy'ü seviyoruz efendim. Sevmeyene de itinayla sevdiriyoruz, buyrun beklerim her zaman. Ayrıca yazı için fotoğraf ararken fark ettimki, doğru dürüst bir Kadife Sokak (a.k.a Barlar sokağı) fotoğrafı yok nette, bir  ara gidip ben çekeyim bari. Neyse, hadi öpüldünüz efendim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-3359780257359911741?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/3359780257359911741/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/06/gidinin-kadkoyu.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/3359780257359911741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/3359780257359911741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/06/gidinin-kadkoyu.html' title='Gidinin Kadıköy&apos;ü'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SiZ8hOaAt8I/AAAAAAAAAFc/ugVuYFoT6ds/s72-c/20071022094712daiteojw3ijkfbb1iunnq4uw_1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-4740522064216312392</id><published>2009-05-29T01:34:00.001+03:00</published><updated>2009-05-29T01:35:34.660+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişisel zırvalar'/><title type='text'>Şöyle....</title><content type='html'>Yüzümün önünden saçları, sadece bira alacağım zaman kaldırmayı seviyorum. Saçımla beraber bira tükürmenin tadına doyamıyorum. Do some crazy diyor, bu minimal postu da burada bitiriyorum!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-4740522064216312392?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/4740522064216312392/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/05/soyle.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4740522064216312392'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4740522064216312392'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/05/soyle.html' title='Şöyle....'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-4512159286714240589</id><published>2009-05-28T22:19:00.005+03:00</published><updated>2009-05-30T22:19:46.226+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='scottish'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='irish'/><title type='text'>Celtic kafası...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sh7n5-isEnI/AAAAAAAAAFU/JIieas9wqO8/s1600-h/3389826748_fd4cdda058_m.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 240px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sh7n5-isEnI/AAAAAAAAAFU/JIieas9wqO8/s400/3389826748_fd4cdda058_m.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5340961191335039602" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Irish kafalarını seviyorum. Biraya olan aşkları, o güzel aksanları, müzik kafaları filan, hep hastasıyım. Scottish kafasını da seviyorum. Aksan filan onlarda da şahane. Sanarım ben bu Celtic kafalarına hastayım. Hatta bak şimdi geldi aklıma, sanırım Scottishleri ve Canadianları birbirine çok benzeten bir kafadayım. Ha şimdi deseniz söyle niye benzettin, onu da söyleyemeyecek kafalardayım. Anlıyacağınız çok hoş kafalardayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi diyeceksiniz nerden geldin bu kafalara, şurdan geldim efendim. İnternette Irish Drinking Song diye aratıp bulduğum tüm şarkıların hastasıyım. Irish müziğe böyle böyle kaynadım. Geçenlerde de nette Irish Drinking Punk Songs diye bişey yakaladım, ona da hasta kaldım. Drunken Lazy Bustard diye şarkı vae lan, şahane. Size de tavsiye edeyim diye giriştim bu yazıya. Doğru yerlere tıklayabilirsem aşağıya bir örnek koyucam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de yazıyı yazarken aklıma şöyle birşey geldi. Şundan şahane tişört olmaz mı: önde AMAN SABAHLAR OLMASIN yazacak arkada da E artık olduğu kadar. Bence olur lan. Pek bir enfes olur hemde. Kendisini bunlardan istiyorum listesini huzarlarınızda ekliyorum efendim. Ekledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıda okul grupları konseri var, kampüs yine hoplamalarda zıplamalarda. Ben de gidip müsadenizle Iron Maiden Tribute grubunu yakalıycam. Headbang filan, şahane stress atmaca. Bu sebeple müsadenizi alyım efendim, öpüyorum herbirinizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dropkick Murphies: Finnegans Wake&lt;br /&gt;&lt;object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://fpdownload.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=8,0,0,0" id="divplaylist" width="335" height="28"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=7511593-e96"&gt;&lt;embed src="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=7511593-e96" name="divplaylist" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" width="335" height="28"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Mahones - Drunken Lazy Bastard&lt;br /&gt;&lt;object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://fpdownload.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=8,0,0,0" id="divplaylist" width="335" height="28"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=7511585-1e4"&gt;&lt;embed src="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=7511585-1e4" name="divplaylist" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" width="335" height="28"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;p.s: Irish hatunları da şahane lan. Bkz.: Üstteki fotoğraf.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;p.s.: Yazıya başlık koymayı unutmuşum, daha bugün fark ettim, insan bir uyarır yahu :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-4512159286714240589?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/4512159286714240589/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/05/irish-kafalarn-seviyorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4512159286714240589'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4512159286714240589'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/05/irish-kafalarn-seviyorum.html' title='Celtic kafası...'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sh7n5-isEnI/AAAAAAAAAFU/JIieas9wqO8/s72-c/3389826748_fd4cdda058_m.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-2711163067807515750</id><published>2009-05-24T22:47:00.005+03:00</published><updated>2009-05-24T23:30:58.339+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='grim fandango'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tembellik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blogger'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgisayar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şenlik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='braid'/><title type='text'>Bilgisayar oyunları kafası</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShmueAKn1CI/AAAAAAAAAFM/pxndQrIjlJE/s1600-h/grim-fandango_box_front_1600x2012.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 318px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShmueAKn1CI/AAAAAAAAAFM/pxndQrIjlJE/s400/grim-fandango_box_front_1600x2012.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5339490663688295458" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Efendim aslında başlıktan da belli olabileceği gibi, bu yazıda biraz bilgisayar oyunlarıyla olan ilişkimden bahsedesim var fakat, girizgahta bir hayli konu dışı yazıcam, ahanda yazıyorum. Öncelikle şunu söyleyeyim, manita mevzusu konusunda kimseden yorum gelmemesi şaşırtıcı geldi bana. Birazda insanların bu konudaki görüşlerini merak ediyordum, konuyu bloga taşıma sebeplerimden biri de buydu. &lt;span style="font-size:85%;"&gt;-Ulan o değilde yazıya büyük bir hevesle girdik, annem telefon etti, adsl bozulmuş, teknik desteği aramış, evdeki bilgisayarla yapıyor birşeyler adsl teknik desteğin yönlendirmesiyle ama, hadi bakalım, inşallah sağlam çıkar alet. Onu da geçtim, yazı kontrasyonum pek fena dağıldı-&lt;/span&gt; Fakat anlaşılan pek üzerine görüş bildirilesi bulunmadı konu. Dert değil pek tabii.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun dışında biraz da şenlik kafalarından bahsedesim var. Perşembe akşamından beri ilk defa ayığım, madem ayığım o zaman blog yazayım dedim. Perşembe Okan Üniversitesi'nin şenliğine gittik, Nil vardı. Fenaydı. Nil iyiydi de, şenlik leşti. İnsan sayısı az, olan insanın kalitesi yüksek değil filan, tekrardan Sabancı'da okuduğuma mutlu oldum. Ha tabi bi de Okan'ın içeriye biletsiz almayız demesi ama 50 metre ilerdeki tellerden okula pek rahat girilebilmesi. Bütün güvenlik ekibinin festival sebebiyle telleri melleri bırakıp konser alanında olması filan, Okan güvenlik stratejilerini bir gözden geçirsin. Cuma ve cumartesi ise bizim şenlik vardı. Cuma kafa o kadar güzeldiki Özgün konserinde dahi hayvanlarcasına kopmanın hazzını yaşadım. Zaten kayış bir yerden sonra öyle bir koptuki, black-out gecenin uzunca bir kısmı. Neyse, cumartesi ise heyecana devam. Cumartesi Jukebox, Hande Yener, Duman ve Mirkelam vardı. Hande Yener'de sike sürülecek ses olmadığı bir kez daha kanıtlanmış oldu. Jukebox ve Mirkelam pek eğlendirdi, Duman ise kendini pek geliştirmiş, son albümden çaldıkları parçaların müzikaliteleri pek iyiydi. Takdir ettim. Ayrıca sahneleri özlemişim, onu da fark ettim. Kaan'ın Seattle kafaları. Neyse, sabah 6da uyumak suretiyle işin cumartesi gününü de aradan çıkardık. Pazarı da cumartesiden geçen tedarikle atlattık, ahanda işte şu anki kafamla blogu döşüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şenlik kafaları böyleydi, şimdi geri dönelim bilgisayar oyunları mevzusuna. Malum bilgisayar oyunları filan burdan bahsettiğim birşey olmadı hiç. Fakat bugün bir arkadaşın gazıyla Braid ve Grim Fandango'ya sardımki, müzikte olduğum gibi oyun deryasında da feci oldschool olduğumu kendime yeniden kanıtlamış oldum. Braid yeni bir oyun. İnanılmaz başarılı bir arcade. &lt;a href="http://braid-game.com/"&gt;Şuraya&lt;/a&gt; tıklayıp deneme sürümünü indirip bir oynamanızı tavsiye ederim, fakat sanırım DirectX 9 yüklemeniz lazım. Yeni sürümler mevcut olsa da DirectX 9'un yüklenmesi gerekiyormuş bilgisayara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="300" height="200"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/uqtSKkyJgFM&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/uqtSKkyJgFM&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="300" height="200"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki video ise kendisinin trailerı, hikayenin muhteşemliği hakkında pek ipucu vermese de, en azından oyun hakkında önemli bir tat bırakıyor damakta. Oyunu buraya taşımamın diğer sebepleri ise son dönemde gördüğüm en yenilikçi oyun olmasının yanı sıra, inanılmaz keyifli çizimleri. Simple is the best mevzusunun muhteşem kullanımı. Zira oldschool olduğuma da ordan kanaat getirdim. Sene olmuş 2009, hala Baldur's Gate, hala Diablo, hala Grim Fandango, hala Half-Life. Sıkılmıyorum da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni oyunlara girişemiyor olmamın sebebi gerçi bir yerde donanım yetersizliği tabii. Fakat yeni oyun oynayasım olsa sıkı bir tasarrufla alınmıycak şey değil yeni bir bilgisayar. Bizim 4-5 yıllık kerata gayet iş görüyor hala. Neyse efendim, asıl bir de kendimi bir türlü anlamadığım şey, misal, Grim Fandango örneğinden gidelim. Oyun esnasında inanılmaz eğleniyorum fakat, oyunu açma konusunda acaip sürüncemede kalıyorum sürekli. Resmen oyun oynamaya dahi üşeniyorum. Aynı şey sinema filmleri için de oluyor. Tembelliğimin film izleyemez, oyun oynayamaz seviyeye gelmesine sanırım sinirlenmeye başladımki bunları yazıyorum. E tabi adventure oyunlarının ekstra yoruculuğu ve hatta Fandango evreninin ağır sürrealliği de buna etken tabii ama, ne bileyim, bana irdelenmesi gereken birşey gibi geliyor bu oyun oynamaya dahi üşenme durumum. Eh oturup kendi kendime konuşup oda arkadaşımın "deli mi lan bu" diye bana bakmasına sebep olmaktansa, dedim bloga yazayım, hem de şenliğin şunun bunun ardından bir yazı girmiş olup yeniden blog kafalarına koşturalım istedim. Koşturdum, mutluyum. Kalın sağlıcakla.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-2711163067807515750?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/2711163067807515750/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/05/bilgisayar-oyunlar-kafas.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/2711163067807515750'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/2711163067807515750'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/05/bilgisayar-oyunlar-kafas.html' title='Bilgisayar oyunları kafası'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShmueAKn1CI/AAAAAAAAAFM/pxndQrIjlJE/s72-c/grim-fandango_box_front_1600x2012.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-4678693421407525394</id><published>2009-05-21T13:06:00.005+03:00</published><updated>2009-05-21T13:40:17.461+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilişki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aldatma'/><title type='text'>Manita mevzusu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShUt9PqTigI/AAAAAAAAAEk/7XUdkHKnOtA/s1600-h/oktoberfest_3.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 300px; height: 287px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShUt9PqTigI/AAAAAAAAAEk/7XUdkHKnOtA/s400/oktoberfest_3.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5338223463516834306" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Lan piyasaya bakıyosun, feci manitalar var. Maşallah memleketim kızı nasıl bir evrim içersinden süzülüp geldiyse, pek bir güzeller bu ara. Baharın gelmesi ve hatta geçmesi de pek tabii beni bunları söylemeye itiyor olabilir, inkar edemem. Fakat arkadaş, birini tavlasan diğerine haksızlık olacak, ya da birini tavlasan aklın diğerinde kalacak. Yazık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir yaklaşımım var benim. Bir manitan var diye kendini diğer manitalardan soyutlaman anlamsız. İnsanlar bana sen aşkı yaşamamışsın hacı filan diye çıkışıyor. Neymiş efendim, aşkı yaşasam gözüm başkasını görmezmiş. Doyasıya siktir çekmek istiyorum kendilerine. Siktirimi çektikten sonra da üstüne soruyorum, biraz aşağıda "Selamon'a tişört yaptırmaca" diye bir post var. Hatta buyrun size post için direkt &lt;a href="http://selamon.blogspot.com/2009/05/selamona-tisort-yaptrmaca.html"&gt;link&lt;/a&gt;. E şimdi sen aşkı yaşamış insan, manitana delicesine aşık olsan da, elinde o bir litrelik bol köpüklü bira bardağıyla duran ve enfes göğüs dekoltesi veren sarışın ablaya yazmıycan mı? Cevabın hayır yazmıycamsa, ne biçim bir dünyan var lan senin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bunları okudukça "ulan ne abazaymış pis herif" diye düşünenler oluşuyordur aranızda. Oluşmasın efendim. Bu durumun abazalıkla filan alakası yok. Tamamen felsefi değerlerle olayın altını doldurabilirim. Hatta bu konuyu eşle dostla konuştuğum zamanlarda baya üşenmeyip bak şu psikoloğun şöyle bir lafı var filan diye de anlatıyorum. Size anlatmıycam tabi o kadar detaylı, üşeniyorum zira. Fakat şunu belirtmekte fayda görüyorum, insan evladı, özellikle de erkek tek eşliliğe programlanmış bir yaratık değil. -Bu noktada özellikle erkek dememin sebebi bir erkek olarak sadece kendimin, yani bir erkeğin dinamiklerinden haberdar olmamdır. Yoksa seksist bir tutumum filan yok, hatun da aynı şekilde düşünüyor olabilir ama o konuda yargıya varmak bana düşmez-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu illaha cinsel ilişki bağlamında düşünmeyin. Bir hatuna yazmanın dayanılmaz hazzını filan getirin aklınıza. Evde istiyorsa Liv Tyler beklesin. O hatunla tanışma faslı, güzel sözlerle onu etkileme kısmı, hatunun iltifatlarınıza karşı böyle gerdan kıra kıra konuşması filan. Hepsi güzel anlar. Siz hatuna kur yaparken kendi egonuzu dolduruyorsunuz, hatun beğenildiği için kendi egosunu dolduruyo. Baya bir "win win" durumu var ortada. Olayı ister yatağa kadar götür, ister ben gül yüzlümü aldatmam de o güzel muhabbetten sonra ayrıl ortadan. Nesi yanlış bunun? Buradan tutucu manitalara sesleniyorum, rahat bırakın lan insanları, bırakın erkek erkekliğini, kadın kadınlığını yaşasın. Yazıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu görüşlerimi her daim her yerde savunuyorum. Aldatmanın felsefi bir boyutu olduğunu, aldatan erkek ya da kadının derhal "suçlu" olarak algılanamayacağını herkese söylüyorum. Bunu söylediğim kızlar genelde benden kaçıyor. Haklı olabilirler, daha ilişkiye başlamadan seni aldatıcam diyen bir adam ürkütücü olabilir. Fakat işte yanlış algılıyorlar. Kimseyi aldatmıyorum ben, sadece hayatı yaşanması gerektiği gibi yaşıyorum. Aldatma v.s. olarak görülen şeylerin aslında ne kadar doğal insan reaksiyonları olduğunu savunuyorum ve bu savunumda haklı olduğuma dair de son derece katı bir düşünce sistemine sahibim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaldıki şu da bir gerçek, dünyanın en on numara manitalarından biriyimdir.  İlişkilerim daima uzun sürer, son derece centilmenimdir, iyi dinlerim, iyi konuşurum ve evet, götüm Kaf Dağı'nda falan filan. Kısaca benimle birlikte olan, belli bir zamanı paylaşan bir kız asla benden nefret ederek ayrılmamıştır. Ayrılma sebebimiz daimi olarak aynı, benim çabuk sıkılmam. Fakat buna rağmen beraber geçirilen süre iki taraf için de oldukça değerli olmuştur. E bu durumda ben Y'ye kur yapmışım, B'yi içmeye dışarı çıkarmışım filan gibi durumların ilişkiyi zedelemesi gereksiz değildir de nedir ama? Selamon'la beraberken on numara mutlu musun? Mutlusun. E bırak allah aşkına erkeğim elimden kaçıyor triplerini de rahatına bak. Hayır bir de tembel adamımdır, hayatta beceremem aynı anda iki kız idare etmeyi filan. Bırak bir gecede biraz ego tatmin etsin insan evladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle işte. Aslında bahar geldi geçiyor, etrafta cillop gibi manitalar salınıyor temalı bir yazı yazacaktım ama, parmaklar klavyeyle buluştumu benim konunun nereye gitçeği hiç belli olmuyor. Fakat önemli bir yazı çıkarttığımı düşünüyorum. Zira dünyanın her yerindeki her insanın kendince belli görüşleri olduğu bir konu üzerine kendime dair bir kaç cümleyi sizlerle paylaştım, rahatladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim bu seferlik de bu kadar diyor, "lan bahar ne ilginç mevsim" diye düşüne düşüne huzurlarınızdan ayrılıyorum. Erkek ya da kadın olmak fark etmez, cinsiyetinizin getirdiği güzellikleri sonuna kadar yaşayın efendim, bırakın bu gereksiz toplumsal kalıpları. Aha bu da son sözümdür konuyla ilgili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;p.s.: Lan bira ve kadın ikilisine bayılıyorum. Yukarıdaki fotoğraf Oktoberfest'ten. Yazıda link verdiğim posttaki fotoğraf da aynı yerden. Demek oluyorki çantayı hazırlayıp Almanya'ya gitmenin vakti gelmiş. In beer we trust ulan.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-4678693421407525394?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/4678693421407525394/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/05/manita-mevzusu.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4678693421407525394'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4678693421407525394'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/05/manita-mevzusu.html' title='Manita mevzusu'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShUt9PqTigI/AAAAAAAAAEk/7XUdkHKnOtA/s72-c/oktoberfest_3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-7352859994262130279</id><published>2009-05-16T22:32:00.003+03:00</published><updated>2009-05-16T22:47:21.929+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FRP'/><title type='text'>Selamon dinlemece</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sg8Xra3gyBI/AAAAAAAAAEc/MEDGuLCDcvY/s1600-h/n639855292_6847316_4542439.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 283px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sg8Xra3gyBI/AAAAAAAAAEc/MEDGuLCDcvY/s400/n639855292_6847316_4542439.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5336510118171297810" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Efendim afişten de belli olabileceği gibi, bu yazı aslında bir nevi reklam yazısıdır. Bildiğin salı günü djlik yapıcam Thales Bar'da, onun reklamını yapıyorum. Ha ama reklam meklam derken, ufaktan bir de müzik yazısı çıkartır mıyım? Yok lan, ne çıkartıcam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Thales'teki programımın adından da belli olabileceği gibi, olayımız rock and roll efendim. Salı günü 70ler ve 80lerin asi sesi dolacak Thales'in içine. Seviyorsanız beklerim. Hoş sevmiyosanız da beklerim, en azından bir uğrar iki bira içersiniz, nedir yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha bi de bugün &lt;a href="http://www.bilim-kurgu.org/"&gt;İTİCON&lt;/a&gt;'daydım, bir hayli zaman sonra DND oynadım. Özlemişim. Böyle clericli, wizardlı, rougelu, fighterlı tam klasik frp partisiydi. DM birgün de bitmeyeceği için olayı iki güne yaymış, en son bir odada mumyanın biriyle baş başa kaldık, devamı yarın sabaha. Mumyada taşaklı yaratıktır DND evreninde, birimizin götünü kesmesse oh ne ala.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak şimdi konu konuyu açtı, nerden nereye aktı. Türkiye'de frp niye küçük bir kesimde sıkışıp kalmış durumda lan? Ankara'da, İzmir'de, İstanbul'da conventionlara gidip duruyorum, yüzler hep aynı ulan. Etrafıma bakıyorum, frp oynayan insan sayısı kısıtlı. Oysa çok da güzel bir oyun yahu. Rol yapmaca desen içinde, hayal gücü desen içinde, strateji filan kasayım desen içinde. Fakat yok arkadaş, bir türlü yayılmadı oyun ülke sathına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de sterotype durumumuz var tabi. Uzun saçlı mısın, rock/metal hayranı mısın, frp insanısın o zaman. Gerçi öyle olması hoşuma gitmiyor da değil hani, ne lan o, Eminem dinleyen frpci mi olurmuş, görsem vururum vallahi ağzına ağzına. Neyse, öyle işte, yazının sonunu bağlamakla uğraşamıycam, zira garip bir yazı oldu zaten. Bi de şahane karpuz var, biraz daha gecikirsem şahane karpuz olmayacak içerde gibi korkulara sahibim. Gidip karpuz yiyip eurovision izleyeyim, göbeğimi filan da kaşırım, oh şahane. Hadi öptüm anacım hepinizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;p.s: Ermenistan'ın şarkısının sesi geliyor bu arada içerden, beğendim lan, güzel yapmışlar)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-7352859994262130279?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/7352859994262130279/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/05/selamon-dinlemece.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/7352859994262130279'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/7352859994262130279'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/05/selamon-dinlemece.html' title='Selamon dinlemece'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sg8Xra3gyBI/AAAAAAAAAEc/MEDGuLCDcvY/s72-c/n639855292_6847316_4542439.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-4732544542075283794</id><published>2009-05-13T15:10:00.004+03:00</published><updated>2009-05-13T15:52:53.122+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bira'/><title type='text'>Selamon'a tişört yaptırmaca</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SgrChe1PIOI/AAAAAAAAAEU/yTyBQO7JS1A/s1600-h/35hpws6.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 351px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SgrChe1PIOI/AAAAAAAAAEU/yTyBQO7JS1A/s400/35hpws6.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5335290589041598690" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sağ alt tarafta twittiyorum malum, ben twitter'a yazıyorum, çat orda çıkıyor. Güzel birşey blog ve twitter'ın böyle senkronize olması, seviyoruz. Neyse, takip ediyorsanız işte orayı, geçenlerde bir yerlerden bulduğum birayla alakalı sözleri paslamıştım. O sözlerin gözlerden kaçmasını istemem, beni bir hayli eğlendirmişlerdi, e sizi de eğlendirirler muhtemelen. Hem gülelim eğlenelim lan, nedir yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii bunun dışında bir başka amacım daha yok değil. Bu sözler aracılığıyla bir nevi bir bunlardan istiyorum listesi oluşturmak. Hani doğum günüme daha 3 aya yakın bir süre var ama, sizin içinizden gelir, bana hediye almak istersnizi filan, aşşağıdaki özlü sözlerimizden bana tişört yaptırabilirsiniz efendim, katiyen hayır demem. Tabii ben tasarımcı değilim, bana kalsa düz siyahın üstüne beyazla ampül gibi yazdırırım o yazıları, tüm tasarımım bundan ibaret olur. Olurda siz böyle tasarım filan patlatıp da bir tişört yaptırıp bana armağan ederseniz, oha tadından yenmez. Olmayacak duaya amin diyor, birayla ilgili o güzel özlü sözlerimize geçiyorum efendim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;span class="status-body"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="entry-content"&gt;rehab is for quitters" (favorim hehe)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="status-body"&gt;&lt;span class="entry-content"&gt;"she looked good. last night."&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="status-body"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="entry-content"&gt;"i am gonna get drunk and be somebody"&lt;br /&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="status-body"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="entry-content"&gt;i am not alcoholic i am drunk alcoholics go to meetings."&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="status-body"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="entry-content"&gt;"i won't come home drunk i wont come home drunk iwillant com home drunk iwilna brom hom dunk iwina dunk hum brump."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;"&lt;span class="status-body"&gt;&lt;span class="entry-content"&gt;beer is the reason i wake up in the morning"&lt;br /&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="status-body"&gt;&lt;span class="entry-content"&gt;for beer I'm working for beer I'm fighting for beer I'll do Whatever I have to" (Korpiklaani'nin "Beer Beer" şarkısından)&lt;br /&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="status-body"&gt;&lt;span class="entry-content"&gt;Fuck you I'm drunk and I'll going to be drunk till next time I drunk" ("Fuck you I'm Drunk" adlı Dropkick Murphies şarkısından)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahanda böyle. Muhtemelen tişört hediyesi gelmez ama, ben size bir kaç tane pek güzek drinking song armağan edeyim, şen şakrak olalım buralarda. Tepeyede şöyle güzel bir bira resmi bulurum şimdi, oh daha güzeli var mı be? Bira denen şey insanı ne mutlu kılıyor, seviyoruz kendisini. Hadi gittim, size şarkılarla keyifli dakikalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korpiklaani - Beer Beer&lt;br /&gt;&lt;object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://fpdownload.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=8,0,0,0" id="divplaylist" width="335" height="28"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=7367666-dab"&gt;&lt;embed src="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=7367666-dab" name="divplaylist" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" width="335" height="28"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Flogging Molly - Drink And Fight&lt;br /&gt;&lt;object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://fpdownload.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=8,0,0,0" id="divplaylist" width="335" height="28"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=7367656-2b9"&gt;&lt;embed src="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=7367656-2b9" name="divplaylist" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" width="335" height="28"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bard's Tale - Beer Song&lt;br /&gt;&lt;object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://fpdownload.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=8,0,0,0" id="divplaylist" width="335" height="28"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=7367648-116"&gt;&lt;embed src="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=7367648-116" name="divplaylist" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" width="335" height="28"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dropkick Murphies - Fuck You I'm Drunk&lt;br /&gt;&lt;object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://fpdownload.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=8,0,0,0" id="divplaylist" width="335" height="28"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=7367637-0e0"&gt;&lt;embed src="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=7367637-0e0" name="divplaylist" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" width="335" height="28"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-4732544542075283794?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/4732544542075283794/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/05/selamona-tisort-yaptrmaca.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4732544542075283794'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4732544542075283794'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/05/selamona-tisort-yaptrmaca.html' title='Selamon&apos;a tişört yaptırmaca'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SgrChe1PIOI/AAAAAAAAAEU/yTyBQO7JS1A/s72-c/35hpws6.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-1820138629080603851</id><published>2009-05-11T00:02:00.006+03:00</published><updated>2009-05-11T00:30:07.221+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blogger'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şemsi Tortor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='twitter'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yurt'/><title type='text'>Hadi bakalım...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SgdHI-94qFI/AAAAAAAAAEM/j0dUlN9v7wg/s1600-h/n729733008_839283_3366.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SgdHI-94qFI/AAAAAAAAAEM/j0dUlN9v7wg/s400/n729733008_839283_3366.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5334310503310731346" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Bugün akşamüstü bizim &lt;a href="http://dev.privatesozluk.com/"&gt;sözlüğün&lt;/a&gt; sevilen genci &lt;a href="http://doruk.gunduztarifesi.org/"&gt;Doruk&lt;/a&gt;'la muhabbet etmekteydim. Zamanında site kurucam filan diye gaza gelmiş bu, gitmiş gunduztarifesi.org adresini satın almış. Benim de kaç zamandır aklımdaydı, lan selamon.com'u alsam mı diye. Tabi bir yandan da merak etmiyor değildim, alıp ne yapıcaktım, götüme mi sokucaktım filan, aklımda dönüp duruyordu bu fikirler. Sordum Doruk'a dedim lan alıyım mı selamon.com'u? Abi dedi durduğun hata. Bu bana böyle gazı verince baktım fiyatlar da uygun, dayanamadım aldım http://www.selamon.com adresini. Hepimize hayırlı olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik domain masking için kullanıyorum sadece kendisini. Tıklanıldığı zaman blog açılıyor. Yalnız yakın gelecekte -tabi ben yakın gelecek diyorsam bu normal insan zamanında yıllar sonraya tekabül edebilir- şöyle basit, şirin bir anasayfa yapıp &lt;a href="http://twitter.com/Selamon"&gt;twitter&lt;/a&gt;, blog ve &lt;a href="http://selamon.deviantart.com/"&gt;deviantart&lt;/a&gt;'a link veresim var. Milleti bu üçü için ayrı ayrı darlamaktansa, direkt "www.selamon.com"un reklamını yaparım, cillop gibi akar gider işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya işte öyle. Okuldayım şimdi. Atladım benim emektar VosVos Şemsi Tortor'a geldim okula. Yukarıdaki de kendisinin fotoğrafı. Sözüm ona sabaha yetiştirmem gereken paperı daha rahat kafayla yazıyım filan diye geldim okula ama, tıpkı bu blogun ilk yola çıktığı gündeki gibi, papera başlamamak için böyle abidik gubidik saçmalıyorum işte burda. Siz de okuyosunuz filan. Ne güzel lan. Çok geç yakaladım blog kafasını ama, sevdim vallahi. Neyse, yeni alan adımız yeniden hepimize hayırlı olsun diyor, aynen kaçıyorum. Öptüm anacım.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-1820138629080603851?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/1820138629080603851/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/05/hadi-bakalm.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/1820138629080603851'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/1820138629080603851'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/05/hadi-bakalm.html' title='Hadi bakalım...'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SgdHI-94qFI/AAAAAAAAAEM/j0dUlN9v7wg/s72-c/n729733008_839283_3366.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-1951918230222482999</id><published>2009-05-10T01:19:00.008+03:00</published><updated>2009-05-10T02:27:27.492+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bush'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Marx'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Devrim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Amerika'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Komünizm'/><title type='text'>Sabahlara kadar Marx anlatasım var</title><content type='html'>Uzun zamandır blogda sadece video paylaşamı yaptığım bir giri yayınlamamıştım. Blog yazmaya ilk başladığım dönemlerde yapıyordum bunu arada sırada. Gerçi daha 3 ay ya oldu ya olmadı yazmaya başlayalı. Blogu düzenli okuyanlar hatırlar işte, işin bu kısmını uzatmanın gereği yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyu niye açtığıma gelecek olursak, bugün Facebook'ta inanılmaz bir video yakaladım. Okyanusun ötesindeki, yeni kıtadaki insanların yaptığı bir mevzu. Bush'la dalga geçmişler. Bush'la dalga geçilmesi alışılmadık bir konu değil, fakat bu gerçekten muhteşem olmuş. İlk izlediğimde bir hayli gülmeme sebep oldu. Buyrun, önce videoyu gömeyim, sonra sözlerime biraz daha devam edicem:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="265"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/borKYdehWs8&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/borKYdehWs8&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="400" height="295"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüldüğü üzere kelimenin tam anlamıyla epik! İlk başta amacım sadece videoyu yayınlamaktı. Fakat sonra içme bir kurt düştü, Fenasi'nin pek popüler blogu &lt;a href="http://www.5posta.com/"&gt;5posta&lt;/a&gt;'nın da son yazısı internet özgürlükleri filan olunca ve ben de bu yazıyı yazmadan önce onu okuyunca, depreştim, sadece videoyu yayınlamakla yetinmemeyi seçtim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baştan söyleyeyim, buradan sonra okuyacaklarınız tamamiyle yüzeysel bir iki tespitten ibaret. Okuyasanız yoksa okumayın, darılmam. Fakat arkadaş, ne kadar laf söz etsem de, yıkmak için uğraştığım düzenin salt temsilini gerçikleştirse de, Markxist gözlüğü bir kenara attığımız zaman Amerika'yı demokrasinin gerçek kalesi olarak görmemek elde değil. İşte tam bu noktada da, demokrasinin işe yaramazlığını anlamamak mümkün değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurtuluş demokraside, demokrat olalım dünyanın amına koyalım, ah bir şu demokrasiyi anlasak diyen siz güzel insanlara sesleniyorum efendim. E al işte, dünyanın en demokratik ülkesi Amerika. Adam bir seçimde 20'nin üzerinde değişik makam için oy kullanıyor, senin Türkiye'de en çok mühür bastığın seçim yerel seçim, onda da en fazla 5 kere mühür basıyorsun. Adamlardaki seçmen, oy hakkı, hede hödö kültürünü sen düşün. Adam ulusal televizyonunda başkanına göt diyebiliyo, isteyen nazi partisi, isteyen komünist parti kuruyo, kimsenin sesini çıkarttığı yok. Hatta Hasan Bülent Kahraman'da demişti bir dersinde, dünyada demokrasiyi uyguladığı iddia edilebilecek tek ülke Amerika diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E ne oldu? Hani demokrasi çözümdü. Demokrasinin kalesinde evsizlik ulusal kültürün bir parçası halini almış. Açlık sınırındaki insanlar o kadar çokki olağan gözle bakmaktan başka bir şey yapan kalmamış. Ülkenin en önemli sosyal yardım grupları kiliseler haline gelmiş. Finans sistemi çökmüş, tüm dünyaya karşı dik olan tek süngüsü petrol kalmış. E sikiyim ben böyle ülkeyi. Ha diyeceksiniz ki abi bak Avrupa. Sokarım Avrupa'sına. Daha dün Fransa'da banliyöler ayaklanıp yakmadı mı arabaları? Siz sanıyor musunuzki adamların tek derdi azınlık olduğu için aşağılanmasıydı. Açtı yahu adamlar. La Haine adlı filmi izlemişsinizdir hepiniz, benim yeniden anlatmama gerek yok. Ha izlemediyseniz de lütfen bir izleyin, bir bakın o gıpta ettiğimiz Avrupa'nın banliyödeki hayatlarına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki çözüm mü ne? Ne olacağdı, devrim elbette. Baya bildiğin sosyalist devrim hemde. Sakın bana insanın doğasına filan aykırı diye gelmeyin. Necmi Erdoğan'ın editörlüğünü yaptığı "Garibanlık Halleri" adlı akademik çalışmayı bulup okuyun. Bulamazsanız bana söyleyin ben elimde pdf'i olan kısımları bir yere upload edeyim. Daha fazlasını isteyenin kaypak orta sınıf olduğunu bir daha görün.* İnsanların sadece başına sokabilecekleri bir ev ve sağlıklı yaşayabilmerine yetecek yiyeceği hayatın nirvanası olarak algılamak zorunda bırakıldıklarına şahitlik edin. Yazdıkça sinirlendim lan. Fakat düşündükçe de sinirlenmemek elde değil. Nasıl bu kadar vurdum duymaz bir insanlık oluştu tüm dünyada aklım almıyor. Liberalizm bu kadar mı boyadı insanlığın gözünü? Ne yapalım canım ölsünler açlıktan demek bu kadar mı kolay geliyor herkese?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim aklım almıyor ey okur. Marx kalkmış neredeyse 200 yıl önce söylemiş, ancak bu böyle gitmez demiş, sömürü devam etmez demiş. 200 yıldır insanlık bu kadar mı kör kalır, bu kadar mı sağır kalır bu muhteşem filozofun söylediklerine? Gerçekten kavrayamıyorum. Sabahlara kadar oturup birilerine Marx anlatıp tekrar tekrar bu tarifsiz ideolojiye hayran kalmak istiyorum. E ama dinlemiyeceğinizi de iyi biliyorum. O yüzden bu yazıyı da burada bitiriyorum. Dediğim gibi, bunlar tamamiyle yüzeysel bir kaç tespitti. Gerçi önce bir video paylaşımından tespite, ordan da iç dökmeye döndü ama, bir anda böyle bir dinamizm kapladı içimi, yazı akıp gitti, burda da bitti. Hadi öptüm.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-1951918230222482999?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/1951918230222482999/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/05/sabahlara-kadar-marx-anlatasm-var.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/1951918230222482999'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/1951918230222482999'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/05/sabahlara-kadar-marx-anlatasm-var.html' title='Sabahlara kadar Marx anlatasım var'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-7994542814046937043</id><published>2009-05-09T03:43:00.005+03:00</published><updated>2009-05-09T04:11:24.625+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blogger'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='twitter'/><title type='text'>Twitter kafası</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SgTXqr_ZLPI/AAAAAAAAAEE/WYMtW3Ofdso/s1600-h/twitter-hashclouds.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SgTXqr_ZLPI/AAAAAAAAAEE/WYMtW3Ofdso/s400/twitter-hashclouds.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5333624987076603122" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İçimde ne fırtınalar kopuyordu bulaşsam mı şu "twitter" sikine bulaşmasam mı diye.... sağ alt tarafa doğru bakacak olursanız göreceksinizki, bulaştım amına koyim. Daha fazla karşı koyamadım webin bu bir anda patlayan yıldızına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi tabi haklı olarak "ulan bulaştın da bize mi bulaştın a sikik, twitteceksen git efendi gibi twitt, ne ütülüyosun kafamızı" diyosunuzdur bana oralardan. Fakat öyle deme sevgili okur. Uzun zamandır aklımda "twitter kafası" başlıklı bir yazı yazma fikri vardı. Bu blogu okuyanlara, yani sizlere sormak istiyordum, twittsem mi, twittmesem mi diye... sorana kadar twittmeye başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki neden bunu size sormak istiyordum? Çünkü bir takım endişelerim ve motivasyonlarım vardı bu konuyla ilgili. Mukayese esnasında yardımınızı arzuluyordum. Temel korkum şuydu, "ulan ya ben bu twitter bokuna fazla sararsam da blogu boşlarsam?". Buna karşın temel motivasyonum ise şöyle birşeydi: "Bazen aklıma bir, bilemedin iki cümlelik şeyler geliyor. Ulan bundan blog yazısı çıkmaz diyip hiç buraya gömmüyorum. Bu gömemediklerimi gömmek için bir mecraya ihtiyacım var, twitter bana bu alanı yaratır düşüncesindeyim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım motivasyonum, korkuma baskın çıktı. Ya da hadi daha gerçekçi olayım, sabahın 3 küsüründe yapçak birşey bulamayınca bünye twitter'a sardı. Bu arada bilmeyenler için bir de twitter'ın ne olduğunu bildirelim. Efendim bu olay "what are you doing right now?" sorusuna cevap arayan bir olay. Her post için 160 karakter sınırınız var. Böyle kısa ve öz yazıp gömüyorsunuz. Tabi ben şimdi böyle primitif anlatınca pek iştah açıcı gelmedi size, biliyorum. Fakat korkma ve &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Twitter"&gt;tıkla&lt;/a&gt; sevgili okur, Wikipedia'nın o güzel deryasında, bir de twitter'a doğru kürek çek. İlginç ayrıntılar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi onu bunu bırakalım da, hayatımın en bütünlükten uzak ve devrik yazılarından birini ürettiğim şu anları şöyle birşeyle bitirelim. Bu yazıyı okuyan herkes, zahmet olmazsa, yazının yorumlar kısmına, eğer varsa twitter "username"lerini yazsın. Madem buralardan takip ediyoruz birbirimizi, bir de oralardan bakalım neler varmış eteğin altında. Olmayanlar da, eğer lütuf ederlerse, twitter hakkında neler düşünülüyorlar, bir çıtlatıversinler yazının yorum bölümüne. Böyle interaktif bir şekilde bitirelim, ben de artık gideyim. Saçma sapan bir yazı oldu zaten. Hadi öperim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-7994542814046937043?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/7994542814046937043/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/05/twitter-kafas.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/7994542814046937043'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/7994542814046937043'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/05/twitter-kafas.html' title='Twitter kafası'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SgTXqr_ZLPI/AAAAAAAAAEE/WYMtW3Ofdso/s72-c/twitter-hashclouds.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-138725960236804540</id><published>2009-05-08T22:27:00.005+03:00</published><updated>2009-05-08T23:48:08.861+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='1 Mayıs'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roll Bando'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Taksim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Komünist'/><title type='text'>Ortaya karışık</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SgSLQl0N5yI/AAAAAAAAAD8/XTK1Lfc4urQ/s1600-h/alanagider2-2009-04-18.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 288px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SgSLQl0N5yI/AAAAAAAAAD8/XTK1Lfc4urQ/s400/alanagider2-2009-04-18.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5333540975858804514" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ulan yazmıyorum yazmıyorum, sonra yazmadım diye kendime kızıyorum. Hayattaki düzensizliğimi bloga da taşıyorum. Hayır istiyorumki fişek gibi olsun buralar, her gün birşeyler girilsin, en azından haftada 2-3 yazı konsun filan ama, ulan arkadaş ben daha doğru dürüst okulumu okuyamazken, doğru dürüst blogu nasıl tutayım, ben de haklıyım tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi başlıktan da anlaşılacağı üzere, bu yazımızın belli bir konusu yok. Ortaya karışık çekicez. Usta çek ortaya bir karışık ızgara. Yanına da rakı açtırırız, şöyle koyu kıvamlı, bol kaymaklı da bir yoğurt. Bol sulu bir çoban salatıya da çekip kızarmış ekmekleri bandık mı var ya, tadına doyum olmaz. Aha mallığa bak lan, kendi kendime ağzımın suyunu akıttım. Babadan uzak olmanın bir dezavantajı da işte, mangal muhabbeti çok dönmüyo. Baba geliyim oralara da bir mangala çıkalım be.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O değil de, 1 Mayıs'ta gerçekten 1 Mayıs alanındaydık, Taksim'deydik lan. 2007 ve 2008 mücadelelerinin ardından bu sene 1 Mayıs'ın tatil günü olması kazanımımız olmuştu. Elbette bununla da yetinmedik, yine binlerce insan yek vücud olup, bizim olup da bizden alınmaya çalışılan Taksim Meydanı'nı geri kazandık. Çok mutluyum lan okur. 32 yıl sonra Taksim'deki ilk kitlesel 1 Mayıs eyleminin katılımcıları arasındaydım. Bariz toruna torbaya anlatırım ben bunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taksim demişken, bir zahmet &lt;a href="http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=23508"&gt;şu&lt;/a&gt; linke de bir bakarsanız, yukarıdaki enfes fotoğrafın detayını öğrenebilirsiniz. "Yaratıcı Devrim Atölyesi" adlı grubun oldukça başarılı bir Taksim uygulaması kendisi. Detaylar verdiğim linkte, ben daha fazla uzatmayayım. Zira burdan bir başka oldukça başarılı çalışmaya geçicez... Ne mi o çalışma, ahanda şu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="300"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=4423135&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1"&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=4423135&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="300"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/4423135"&gt;biber&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/user1682223"&gt;mas kara&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com/"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;Efendim yukarıda gördüğünüz video, Roll Bando adlı grubun "Biber Dolması" şarkısının videosu olmakta. Grubun gerçekten başarılı parçaları mevcut. Hazır 1 Mayıs filan demişken, işin içine bir de bu şekilde çaktırmadan -oha nereye çaktırmadan, bariz göze soka soka- grup tanıtımı yapayım dedim. Grubu ben de çok yeni tanıyorum. Yukarıdaki video Facebook'ta dönüyordu, çok beğendim, üşenmedim araştırdım. Haliyle herşeyi bulan Google bunu da bulmakta pek zorlanmadı. Ahanda size grupla ilgili daha detaylı bilgi alabileceğiniz &lt;a href="http://www.reverbnation.com/rollbando"&gt;link&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eh bu seferlik de bu kadar efendim. Aklımda bir iki konu daha var. Onları bu yazı da kullanmayıp haftanın ilerleyen günlerine yaymak istiyorum. Böylelikle hem daha rahat okunan, daha kısa yazılar yazmış olurum, hem de yazma aralıklarım çok uzamaz. &lt;a href="http://forzaimigrantpunk.blogspot.com/"&gt;Maksimov&lt;/a&gt; da tavsiye etmişti bunu, hatta şey demişti; "kısa ve sık yazsan, mermi tadında olsa" demişti. Güzel şeyler diyen bir insan zaten kendisi. Neyse, yeter bu kadar. Öpüyorum efendim hepinizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;p.s.: Ulan o değilde, şu son 1 Mayıs'ta anıtın o güzel halinin, hani çeşitli gruplara mensup yoldaşların bayraklarıyla anıta çıktığı o muhteşem halinin bir türlü fotoğrafını bulamıyorum ya, benim de içimi o yakıyor be sevgili okur. Bulursan o fotoğrafı ve benimle paylaşırsan tadından yenmezsin biliyorsun di mi? Bilmiyorsan da bil derim ve giderim. Hadi hoşçakalın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-138725960236804540?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/138725960236804540/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/05/ortaya-karsk.html#comment-form' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/138725960236804540'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/138725960236804540'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/05/ortaya-karsk.html' title='Ortaya karışık'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SgSLQl0N5yI/AAAAAAAAAD8/XTK1Lfc4urQ/s72-c/alanagider2-2009-04-18.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-7644901274776729763</id><published>2009-04-30T15:10:00.003+03:00</published><updated>2009-04-30T15:20:05.749+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='1 Mayıs'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eylem'/><title type='text'>1 Mayıs - İşçinin Emekçinin Bayramı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SfmWUlWLbgI/AAAAAAAAAD0/yJ6Sjcf1mBI/s1600-h/1mayis77.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 273px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SfmWUlWLbgI/AAAAAAAAAD0/yJ6Sjcf1mBI/s400/1mayis77.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330456914336378370" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yarın 1 Mayıs ve bizler 1 Mayıs'ta 1 Mayıs alanındayız. 2 yıldır verdiğimiz mücadele, bu sene 1 Mayıs'ın tatil edilmesiyle sonuçlandı. Taksim ise hala bize yasakmış. Yasağı koyanlar, alanı korumak için 10 binlerce polisi, binlerce askeri yine alana yığmaya başlamış. Hiç uğraşmasınlar, yarın yine Taksim meydanındayız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da böyle kısa ve öz bir yazımdır. Yarın hepinizin alanlarlada olması dileğiyle, hoşçakalın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="320" height="265"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/dZ-bE3akgjQ&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/dZ-bE3akgjQ&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="320" height="265"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-7644901274776729763?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/7644901274776729763/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/04/1-mays-iscinin-emekcinin-bayram.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/7644901274776729763'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/7644901274776729763'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/04/1-mays-iscinin-emekcinin-bayram.html' title='1 Mayıs - İşçinin Emekçinin Bayramı'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SfmWUlWLbgI/AAAAAAAAAD0/yJ6Sjcf1mBI/s72-c/1mayis77.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-8722733372845164797</id><published>2009-04-28T19:37:00.003+03:00</published><updated>2009-04-29T00:35:08.396+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eskişehir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='metucon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='istanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ankara'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='road trip'/><title type='text'>Sığınamadım</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sfd2JBAtdVI/AAAAAAAAADs/04RHIz44Eo0/s1600-h/hitchhiker.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 265px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sfd2JBAtdVI/AAAAAAAAADs/04RHIz44Eo0/s400/hitchhiker.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5329858581278586194" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Eh malum, bir önceki yazının başlığı sığınamıyorumdu. O başlığın üzerine ve hatta o yazının üzerine sanırım en uygun başlıkta ahanda bu yukardaki olurdu. Sığınamadım efendim. Duramadım yerimde. Kurdum kendimi, kudurttum kendimi, en sonunda yollara bir vurdum, pir vurdum. Çok şehir gezmedim aslında, sadece Eskişehir ve Ankara ama, biriktirdiğim anılara baktıkça, toruna torbaya anlatacak bir sürü hikaye çıktı be. Güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır şimdi hepsini burada tabiiki anlatamıycam size, zira o kadar çok şeyi yazmak mesai gerektirir. Ankara'ya ilk vardığımda sadece Eskişehir ayağını anlatayım dedim de bir arkadaşa, yok, ömrümden ömür gitti. Düşünün bir de onun üzerine Ankara ayağı eklendi filan. Üstüne üstlük malum burası gereğinden fazla kamusal, girmeyelim çok fazla derine. Yol hikayelerinin daha derinlikli anlatılarını isteyenler olursa, zaten eminim bir şekilde ulaşır bana. Ben şimdilik biraz ana hatlarına deyineyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu road tripin zaten binbir türlü şeye gebe olduğu daha yola çıkacağım günün sabahından belliydi, okuldan Kadıköy'e giden servisi kaçırdım. E onu kaçırınca ne oldu? İstanbul il sınırına 1.4 km mesafedeki kampüsten, yanımda Çek bir hanım kızımızla -Tereza- evime varmak için toplu taşımayı kullanmak durumunda kaldım. Biz geçtiğimiz mahallelere, geçtiğimiz mahalleler de bir Çek kızı ve küpeli bir erkeğe alışık olmadığı için hafif kültür şoku tandanslı yaklaşımlar yaşanmadı değil. Neyse efendim, nihayetinde kıza İstanbul'un hiç göremeyeceği yerelerini göstererek vardık benim eve. Fotoğraf makinemi alıp bir koşu trene yetişmekti amaç. Beni tanıyanların çok rahat bir biçimde tahmin edebileceği gibi, yetişemedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elde trende içmek uğruna alınmış poşet poşet alkolümüz, bir Çek hatunu, bir de değişmez road trip eşlikçim Hazar kala kaldık istasyonda. Eh, sikilmiş götün davasını yapmayalım dedik tabi, akıllı insanlarız ne de olsa, 12.00'den sonraki ilk tren olan 14.30 trenine bilet almaya karar verdik. Ben biletleri alırken sırada arkamda duran bir kızımızla daha tanıştım. Baktım o da Eskişehir yolcusu, o da kaçırmış 12.00 trenini, dedim işte muhabbetli insan belli ediyor direkt kendini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanıştık biz tabi derhal bu kızımızla, muhabbet filan, dedim gel burda bekliyeceğine 2.5 saat, gidelim sahilde içelim hep beraber. Dedi olur. E olur diyince indik sahile başladık hep beraber içmeye. Yeni arkadaşımızda Eskişehir'den İstanbul'a bir trip yapmış, geri dönme peşinde. İçmece filan derken, dedik artık bu treni de kaçırmayalım, istasyona geri döndük. Trenimize bindik, Hazarla beraber 2 kişi olarak planladığımız road trip bir anda oldu mu sana 4 kişi? Vallahi oldu. Ha ama güzel de oldu, itirazım yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bol bol muhabbet sohbet, bol bol alkol, trende tanışılan ilginç bir Eskişehirli genç filan derken, bir bakmışızki Eskişehir'e gelmişiz. Kondüktör vagonları gezip Eskişehir derken adeta inanamadık, yol nasıl bu kadar hızlı geçti kavrayamadık ama, bir şekilde vardık işte. Eskişehir'de iner inmez Tereza'yı hızlı trenle Ankara'ya yollamaktı amacımız, zira kendisinin planı o yöndeydi. Fakat tabii trende sarhoş olması planlar arasında değildi. Dedi ben böyle gidemem Ankara'ya. Zorla göndericek halimiz yok, 22 sularındaki diğer hızlı trene bilet aldık, iyi dedik gel o saate kadar takıl bizle sonra gidersin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoldu, alkoldü filan derken acıktık tabi biz. Sağolsun yeni arkadaşımız dedi gelin şu börekçi güzeldir, gittik. Fakat nasıl asılıyoruz böreğe belli değil. Güzeldi o börekçi amca, burdan sevgilerimi gönderiyorum kendisine. Sevgilerimi aldıysa, geçiyorum hikayenin kalanına. Şimdi biz Eskişehir'e indik ama, tabi yol bilmiyoruz iz bilmiyoruz filan, sağolsun yeni yol arkadaşımız bizi kalacağımız eve götürmeyi kabul etti. Başladık yürümeye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım Eskişehir'in en güzel yanlarından biri bu, her yere yürüyerek gidilebiliyor lan, bayaa başarılı bir özellik. Yürüdük mürüdük, vardık biz kalacağımız yere. Yeni arkadaşa dedim hayatta bırakmam. Dedi yahu evime gideyim, evim var barkım var, dedik olabilir, fakat gel bi misafirimiz ol. Neyse, o gece de öyle başladı. Bir ara Tereza'yı trene bindirip geldi Hazar filan. Kaldık 4ümüz. 4ümüz dediğim yeni arkadaşımız Gizem, Eskişehir'de misafir olduğumuz arkadaşımız Emre, Hazar ve ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhabbet bu 4lüyle gece 1e kadar filan sürdü yamulmuyorsam, sonra Gizem gitti. Alkol filan ne varsa tüketmişiz tabi bizde de kafalar iyi. Saat 3 gibi lan işkembe dedim, Hazar harbi lan işkembe dedi, o anda uyuyan ev sahibimiz Emre işkembeyi duyunca evet lan işkembe diyerek uyandı filan. Başladık sabahın 3ünde işkembe aranmaya. Eskişehir'in en iyisi Onur İşkembe'dir, o da garın ordadır dediler ama, tabi bizim sabahın 3'ünde oraya yürümeye niyetimiz yok, Urfalı 7 Kardeşler diye bir yer bulduk. Daha doğrusu bulmadık, Emre zaten var olduğunu biliyordu, biz sadece işkembe sattığını keşfetmiş olduk. Onu bunu bilmem de, o çorbaları içince bir hayli mutlu olduk, o mutlulukla eve dönüp yatıp uyuduk. Hatta, Hazar ve ben uyuduk, Emre sabaha kadar heykel yapıp okula gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskişehir'deki ilk gece böyle gelip geçti. Yuh, yazana kadar imanımı da gevretti. Bak kararsız kaldım şimdi devamını yazsam mı yazmasam mı? İnsan yoruluyor hafız. Zaten karnım aç. Arkadaşı aradım, hazırlansın bi yemeğe gidelim. Döndüğümde belki devam ederim. O hazırlanana kadar biraz daha anlatıyım hadi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğlen sularında uyandık. Tabi karnımız aç hayvancasına. Emre'de geldi o sıralarda. Ben de Eskişehirli bir diğer arkadaşı -Deniz- aradım, dedim hazır buradayız, buluşalım. Gittik önce yemeğimizi yedik. 3ümüzde İstanbullu olunca, İstanbulluğumuz tuttu tabi, Taksim Büfe diye bir yerde indirdik mideye kumruları. Sonra ver elini Sokak Bar. Deniz orda, yanında Murat diye bir arkadaşı. Muhabbet sohbet filan. Emre ben çok yorgunum diye eve döndü, biz kaldık orda. Akşam 10a kadar filan Sokak Bar'daydık sanırım. Arada sırada Metucon'dan v.s. tandığım Eskişehirliler'le karşılaştım orda içerken filan. Fakat en önemli husus sanırım İpek'le tanışmam oldu. İpek denen insan, baya böle insanlar üstü bir insan filan. Resmen aşık olunsun diye yaratılmış. Pek 10 numara bir varlık. Neyse, ordan çıktık gittik Ares diye bir bara. Canlı müzik filan, bol bol kafa salladık. Eskişehir seyircisi çok sikkoymuş, zerre kafa sallmıyormuş onu görmüş olduk filan. O geceyi de böylece devirdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskişehir'de 3. gün. Uyandığımızda Emre evde yoktu. Taksim Büfe'yi arayıp sipariş istedik. Yemekler yendi. Duşlar filan alındı. Bir ara Emre geldi. Akşama kadar Emre'yle muhabbet sohbet, akşam dedik hadi birader dışarı. Emre, abi ben yorgunum siz takılın filan deyince, biz iki İstanbullu daldık Eskişehir sokaklarına. İpek'in izin günüydü. Haliyle Sokak'a gitmesek de olur düşüncesi var akıllarda. Fakat tabi bilinen de başka yer olmayınca dedik bir gidelim. Aaa bir baktık İpek orda içiyor. Gittim yanına, muhabbet sohbet filan. Dedi rock/metal aranız iyiyse Piccolo'ya gidin siz. İşte o tavsiyeyle yepyeni bir yola adım atmış olduk. Eskişehir'e her gittiğimizde muhakkak uğrayacağımız bir barla, Piccolo'yla tanıştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Piccolo'yu özel yapan pek birşey yok. Küçücük bir bar. Fakat içerdeki herkes bir metalhead kardeşliğine bürünmüş durumda filan. Bayaa bir muhabbet sohbet döndü. İşin en önemli yanı, Piccolo'da Guitar Hero III oynanabilmesi. Oyun resmen barı birbirine kaynaştırdı. Barın işletmecisi Özhan'la da şahane muhabbet kurduk filan. Sabah 2'de barı beraber kapattık. Orda tanıştığım arkadaşlarla o saatten sonra sanırım açık olan tek bara, yani Up and Down'a gittik. Daha içeri girer girmez enfes bir insan evladıyla daha, adını hatırlamadığım o muhteşem hatunla, Rastalı'yla tanıştım. Bak hala hatırladıkça yüzüm gülüyor. İçeriyle ilgili daha detaylı bilgi için lütfen yazara danışınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada yazının ortalarında bahsettiğim yemek mevzusunu gerçekleştirmiş bulunmaktayız. Benim emektar Şemsi Tortor -74 model bir Vosvos- bu hafta benimle. Madem benimle hemen okulun en güzel kızını yemeğe götürmem lazımdı. Evet evet, sırf belki burayı okur filan diye yağcılık yapıyorum şu an. Okusana lan, bak okulun en güzel kızı filan dedim. Hehe, neyse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle işte, Up and Down'ı da kapattık biz. Kapıda hemen hızlı bir gruplaşma, konuşmaca filan, planlar yapıldı başladık yeni arkadaşlarımızın evine doğru yürümeye. Sabah 6ya kadar filan takıldık o evde. Ulan baktık sabah olmuş, dedik bari gidip kendi evimizde yatalım. Ya ya, Emre'nin evini kendi evimiz kadar benimsedik. Gittik yattık evimizde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğlen sularında uyandık. Eskişehir'de son anlarımız. Dedik madem geldik, çiğbörek yemeden gitmeyiz. Önce garın orda bir yerde çiğbörek yedik. Beğenmedik, sonra meşhur Papağan'a gittik. Duvarda yazan müessesemizde çatal/bıçak bulunmamaktadır yazısına pek bir şaşırdık, ama çiğbörek lan işte, elle ye gitsin tandansına da soğuk bakmadık. Papağan'a gelmeden önce bir Sokak Bar'a uğrayıp İpek'e herşey için teşekkür ettim. Papağan'dan sonra da Piccolo'nun işletmecisi Özhan'a uğrayıp teşekkür ettim. Nihayetinde, Eskişehir günlerimi de böylece sona erdirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat dur durak bilir miyiz efendim, nereye biliyoruz? Hızlı trenle 1.5 saat civarında süren bir yolculukla vardık Ankara'ya. Hızlı tren hoşuma gitti bu arada. Gerçi bizim eski trenler kadar rahat değil ama, en azından film gösterimi filan var. Ha 1.5 saatlik yolculuğun son yarım saatinde film gösterimine başlamaları biraz ilginçti tabi, ona da değinmeden geçemiycem. Götler bi de mis gibi Asterix filmi açtı, izleyemeden indik, çok içimizde kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara'da inip metroyla Kızılay'a geçtik. Hazar'ın arkadaşı Hande bizi Şaman Bar'da bekliyordu. Gittik buluştuk. Orda da Meltem diye bir hatun kişiyle tanıştım, kafayı yiycek gibi oldum. 4 günde bu kadar harika 3 kızla tanışmak çok gelmişti bana. Bir şekilde akıl sağlığımı sağlam tuttum ama, zordu tabii bu durum. Şaman'da birer birşeyler içtikten sonra, kalktık ordan. Hande'nin arkadaşlarında kalmaya gittik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni ev sahiplerimizi pek sevdik. Bir hayli espirili, bir hayli keyifli çocuklar. Gece girdiğimiz 90lar tribi hele beni benden aldı. Ulan ne şarkılar varmış 90larda aklımıza kazınan. Ortada kuyu var yandan geç, el salla el salla, bum bum bum daldan dala uçtum v.s. neler neler geliyor aklımıza. Öyle böyle derken yine sabahı ettik, yattık uyuduk. Öğlen 2 gibi kalktık, hep beraber ver elini yeniden Kızılay. Kızılay'da yeni arkadaşlar, yeni içme anıları filan derken, ööööf. Çok uzadı lan, baydım. Hayır daha bir sürü işim var okulla ilgili yapmam gerken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, o gece Bahçelievler'de bir başka arkadaşımızda kaldık. Sabah istikamet ODTÜ. Haftasonu Metucon etkinliği vardı ODTÜ'de. İlk gün gittik frpmizi oynadık, oyunlar bitince Hazar'la gidip ODTÜ çimlerinde takıldık filan. Ben Gülce'yi gördüm. Yüzümde güller açtı. Gülce çok epik hatun lan. Vallaha. Senede bir görüyorum ama, her gün görsem yinede doyamam herhalde. Öyle güzel bir insan. Öyle işte. Geçelim. ODTÜ çimlerinin ardından hedef bu sefer Metucon kostümlü parti. Üşenip kostüm yapamayınca ben, ilk önce bir kağıda Göbek Adam yazdım, o kağıdı kaybedince de kostümünü unutan adam kostümüyle, yani bildiğin pantolon tişörtle ortalarda dolandım. O gece de ODTÜ'den arkadaşlarımız Buğra, Alican ve Mimar'ın evinde kaldık. Sağolsunlar, pek keyifli iki gece geçirdik bu 3lünün evinde. Hele pazar gecesi dönen saykonun tadı hala damağımdadır. Standart kuralı daha önceden bilmesine rağmen oyunu çözemeyen Buğra ve İlker'e selam ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son günde, Ankara'dan ayrılmadan önce bir de babama uğradım. Şahane ofis yapmış. Deri koltuklar filan, viskiyle karşıladı zaten. Baya şekil olmuş. Burdan kendisine yeni işi hayırlı olsun diyip, şu yazıyı bitirelim mi artık? Bence bitirelim lan. O ne anasını satıyım. Saat 20.00 civarında yazmaya başladım, 00.00 olmuş. Arada yemeğe gitmeler, odaya gelen arkadaşlar, aha bak şimdi de telefon geldi. Bir 10 dakika da öyle geçmiş. Neyse efendim, artık vallahi yeter. Bunaldım. Bitiriyorum. Zaten son gün yağmur mağmur yiyip grip olmayı da başardım. Artık şu okulun işlerine geri döneyim. Son olarak, muhteşem bir yol arkadaşı olan Hazar'a ve bütün bu yolculuğun son derece eğlenceli geçmesini sağlayan bütün Eskişehir ve Ankara insanlarına sonsuz teşekkürler. Road trip candır, yapın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;p.s.: Yanıma fotoğraf makinemi almama rağmen sadece 1 makara fotoğraf çektim. Daha fazlasını çekmeye bildiğin üşendim. Çektiklerimi de henüz tab ettirmedim. Tab ettirdikten sonra beğendiğim birşey olursa yukarıdaki karenin yerine eklerim. Fakat yukarıdaki kareyi de pek beğendiğimi belirtmek isterim. Hadi öptüm hepinizi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-8722733372845164797?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/8722733372845164797/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/04/sgnamadm.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/8722733372845164797'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/8722733372845164797'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/04/sgnamadm.html' title='Sığınamadım'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sfd2JBAtdVI/AAAAAAAAADs/04RHIz44Eo0/s72-c/hitchhiker.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-8956010065793765445</id><published>2009-04-13T03:37:00.003+03:00</published><updated>2009-04-13T04:21:07.885+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yol hikayeleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='git'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gezmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='road trip'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='otostop'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='seyyah'/><title type='text'>Sığınamıyorum</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SeKTeNRVT1I/AAAAAAAAADk/MBPfiSW5bX8/s1600-h/Hitchhiker%27s_gesture.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 315px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SeKTeNRVT1I/AAAAAAAAADk/MBPfiSW5bX8/s400/Hitchhiker%27s_gesture.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5323979856673066834" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dünyaya bakınca nasıl yerimde duruyorum hayret ediyorum arkadaş. Avrupas'ından Amerika'sına, Asya'sına, her bir kıtasındaki o apayrı yaşamları tatmadan evde oturmak çok garip. Türkiye içindeyken bile duramıyorum yerimde. Basıyorum sırt çantasına 2-3 tişört, hop ver elini tren, gez babam gez. Tek bir şehirde yaşamak yetiyor mu bana, yetmiyor mu çözemedim. Dünya üzerinde var olan veya olabilecek en güzel şehirde yaşıyorum, katiyen itirazım yok. Fakat yaşanabilecek ve ayak basılabilecek o kadar yer varken burada sabit durmayı da biraz garipsiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E şimdi tabi beni az çok tanıyorsan diyeceksinki, birader kıçını kaldırıp tuvalete gitmeye üşenen adamsın, nedir bu seyyah ayakların. Bilmiyorum. Gerçekten dünyanın en tembel adamlarını bir sıralasak deseler, herhalde beni ilk beşe koyarlar. Yok koymazlarsa kendi hataları olur, o benim bileceğim iş değil. Fakat iş seyahete gelince, aklım yerinden çıkıyor. Resmen yol yapmayı seviyorum arkadaş. O trenin koltuklarında, tıngır mıngır sallanarak uzağa gitmeye bayılıyorum. Fakat artık kalıbıma sığmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misal gezi dergilerine, ya da ne bileyim yol hikayelerine hep çok özendim. Kendi yol hikayelerimi de yarattım. Mutluyum bu açıdan. Fakat, arzu ettiğim o seyyah olabilmiş değilim hala. Misal "Git" diye bir dergi var, bilir misin o dergiyi ey okur? "Git: Leman Coğrafik Dergi"dir hatta tam adı. Timur Danış var onu çıkartan. Misal bir Timur Danış olmayı istedim hep. Dağcılığa ilgimin de asıl sebebi sanırım bu gezip görme meselesiydi. Gezdim gördüm, mutluyun o açıdan, fakat var bir eksiklik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözlükte (&lt;a href="http://dev.privatesozluk.com/"&gt;dev.privatesozluk.com&lt;/a&gt;) New York başlığını okurken geldi tüm bunlar aklıma. İnsanların NY ile ilgili bildiklerini paylaştıkları esnada, nasıl da daha çok kültürü, daha çok şehri, daha çok yaşamı tanımak istediğim geldi aklıma. Fakat işte içinden geçmek de yetmiyor. Gidip bin bir ayrı şehirde bin bir sene yaşayasım, sonra dönüp İstanbul'da ölesim var. Otostop çekerek Avrupa'yı gezesim var. Hayır hayal filan gibi gelebilir ama, yok arkadaş, değil. Erik diye bir adam vardı, 2007'de tanıştım yamulmuyorsam, İsveçliydi. Herif çatır çutur otostopla Avrupa'yı geziyordu. Hayır hikayesini dinledikçe iyiden iyiye özeniyor insan. Dur yahu bir de blogu vardı kendisinin, &lt;a href="http://bohemiancapitalist.blogspot.com/"&gt;The Bohemian Capitalist&lt;/a&gt;. Bir bakın derim, gerçi gerçekten çok uzun zamandır güncellemiyor, iyidir umarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle işte, otostopçu ruhum ayyuka çıktı sabahın 4ünde, sizinle de paylaşayım istedim. Biliyorum normalde pek böyle olmuyor yazılar, normalde kullandığım yazı dilinden biraz ağır oldu sanki, emin de değilim ama, umarım sıkılmadan okumuşsunuzdur. Atlayıp trene gidesim var yine bu aralar. Sırtımda çantam otostop çekesim var arabalara. Avrupa'yı karış karış gezip "&lt;a href="http://www.couchsurfing.com/"&gt;couch surfing&lt;/a&gt;" yapasım var. Yerimde durmayıp boyuna gezesim, sonra da İstanbul'a dönesim var. Ha peki neye bu isyan? Hiçbirşeye. Ya da, isyan mıdır yürümek? İçimde bir seyyah var sadece, ölmese de bizi mutlu etse. Ben daha ne diyeyim, yazı değilde taslak gibi oldu zaten. Anlatmak istediklerimi ne kadar anlatabildim bilmiyorum ama, yazdık işte birşeyler. Okuduğunuz için çok teşekkürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;p.s.: Biraz daha bekleyin bakalım, içimde bu duygu bu kadar hezeyana gelmişken, ben yerimde duramam. Selamon'un yol hikayeleri çok yakında blogda. Ha bir de, tanıyanlar ve düzenli okuyucular elbette tahmin edecektir ama, yazının başındaki o başparmak bana ait değil. Neyse, seviyorum burayı okuyan herkesi, öptüm efendim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-8956010065793765445?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/8956010065793765445/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/04/sgnamyorum.html#comment-form' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/8956010065793765445'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/8956010065793765445'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/04/sgnamyorum.html' title='Sığınamıyorum'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SeKTeNRVT1I/AAAAAAAAADk/MBPfiSW5bX8/s72-c/Hitchhiker%27s_gesture.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-7977851147291396322</id><published>2009-04-12T02:57:00.005+03:00</published><updated>2009-04-12T03:49:39.538+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişisel zırvalar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tristram shandy'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='the hitchiker&apos;s guide to the galaxy'/><title type='text'>Çok şey yazasım var....</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SeE6kGlJMxI/AAAAAAAAADc/c30w4XVNCyo/s1600-h/tmp_clip_image001.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 398px; height: 298px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SeE6kGlJMxI/AAAAAAAAADc/c30w4XVNCyo/s400/tmp_clip_image001.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5323600626444743442" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fakat öte yandan bir hayli de tembelim. Tembelliğimi de geçtim, bu kadar alakasız konuyu tek bir blog girisine sığdırmaya çalışırsam muhtemelen beynin yarısını klavye üzerine akıtırım. Ha yok akıtmazsam yeni bir Kafka, yeni bir Goethe, ya da ne bileyim işte yeni bir x (x yerine sevdiğiniz bir edebiyatçıyı koyunuz) ortaya çıkar. E daha şu genç yaşımda tutup dünyayı sarsacak, herkesi oturduğu yerde hop oturtup hop zıplatacak birşey yazmak istemediğime göre, ben bu yazmayı düşündüğüm mevzulardan birini yazıp geçeyim bu seferlik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız şu da varki, aklımda gezen binlerce tilkinin kuyruklarını birbirine bağlayıp toptan hepsini bir kenara fırlattıktan sonra yazmaya başlamak yerine, tilkiler hala aklımda gezerken yazıyorum bir kaç zamandır. O da sanırım garip bir stil oluşturuyor. Bakın yazının konusu hala belli değil misal şu an. Yazmak istediğim şeye hala karar vermiş değilim, sadece yazarak aktif bir düşünme seansı yaratıyorum kendime. Ya da artistliğin, götlüğün 10 numarasını yapıyorum ve şu anda senden delilercesine küfür yiyorum. Olabilir, yiyebilirim. Küfüre karşı değilim ey okur, küfür edilmeli bence. Arada görüyorum küfür yüzünden mevzular çıkıyor filan.... çok saçma. Misal geçen ben de ciddi bir tartışma yaşadım bu küfür mevzusu yüzünden. Geçen dediğim de NATO'nun 60. kuruluş yılı etkinliklerini protesto etmek ve NATO'ya hayır demek için toplandığımız 4 Nisan Kadıköy Mitingi. DSİPli'nin biri çıkıp gereksizlik yapmıştı yine, vay efendim çok küfür ediyormuşum, neymiş ben seksistmiy mişim? Hayır cinsiyet v.s. gibi konuları zerre takmayan bir insan evladı olarak seksist olarak nitelendirilmem de beni kızdırmaya çok müsait olsa da, asıl buna sinirlenmedim, herifin bir artist tavırlara girmesi, bir tepeden konuşmaya çalışması filan. Hayır sonra bunun ağzına sıçınca "üslubun yanlış" oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, asıl bahsedeceğim konu bu değildi. Fakat küfür mevzusu başka bir yazıda inatla, aşkla ele alınması gereken birşey. Küfürün estetiği ve geçerliliği tartışılmalı. Argo kültürünün zenginliği, söz edebiyatındaki, yazı dilindeki yeri, küfür edene seksist diyebilecek kadar kapalı görüşlü genç dimağların beyinlerine iyiden iyiye sokulmalı. Ulan bak sinirden konuya giremiyorum. Ya da konuya girmeyi zaten beceremiyorum ama bunu sinire bağlıyorum. Bilemem, geçtim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim asıl konuya. Gerçi bu kadar zırvanın altına asıl konuyu yazınca kaç kişinin dikkatini çekecek, bahsetmek istediğim şey nasıl arada kaynamadan okunacak filan merak etmiyor da değilim hani. Hala uzun yazıların okunmadığına dair derin endişelerim var. Hayır zaten şu bloga gelmiş şahıs hayvansal mesailerden, zorlu derslerden ya da delicesine bir içmenin sabahından kopmuş da gelmiş oluyor.... e ulan şimdi bir de benim paragraf paragraf yazımı mı okuyacak? İşte bu bana uzak bir ihtimal olarak görünüyor. Ha bunu deyip de yazının okunduğunu gördüğüm zaman nasıl hoşuma gidiyor, nasıl götüm kalkıyor o da başka bir yazının konusu. Hatta kendime not, bir yazı da ego mevzularına ayır. -evet hala &lt;a href="http://selamon.blogspot.com/2009/04/not-almann-onemi.html"&gt;küçük bir not defterim&lt;/a&gt; yok-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim bırakalım şimdi bu gelecek yazılara tavsiye işini de, girelim artık şu konuya... Onca satırın ardından hala asıl bahsetmek istediğimden ve hatta bırak asıl bahsetmek istediğimi, kafamın içinde hangisinden bahsetsem diye düşündüğüm konuların hiç birinden bahsedememiş olmaktan acı duyuyorum resmen şu an. Ha gerçi bir kaç yazımda referans verdiğim o güzel kitapta, &lt;a href="http://selamon.blogspot.com/2009/03/mezesi-muhabbet.html"&gt;"The Life and Opinions of Tristram Shandy, Gentleman"&lt;/a&gt; adlı yapıtta da kitabımızın ana karakteri olan Tristram Shandy ancak kitabın yarısından sonra filan doğmayı başarabiliyordu ve buna rağmen yüzlerce sayfayı keyifle okutuyodu. Olabilir yani, ne kadar alakasızlaşsan da yazı dilin sarıyorsa insanlar okuyor bir şekilde. Gerçi şimdi bunu böyle yazınca fark ettim, bayaa götü kalkıklık yapıp kendimde bir &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Laurence_Sterne"&gt;Laurence Sterne&lt;/a&gt; havası olduğunu demeye getirmişim gibi oldu ama yok be sevgili okur, göt yüksekliğim henüz o seviyeye ulaşmadı. Şimdilik dünya klasikleri arasına girememiş yazarlarla ölçüştürüyorum kendimi. (Yazar burada acaip derecede gülen yüz koymak istiyor, ama şu yazıda gülen yüz biraz abest durur gibi geldiği için bunu yapmayıp bir parantez açarak durumu anlatıyor. Çok çakal sayın okurlar bu yazar, el altından gömüyor gülen yüzü beynimize beynimize)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aman of. Bugünlük bu kadar yeter be sevgili okur. Kafamda gezen bin tilkiden birini seçip size anlatıyım diye başladım yazıya ama, konudan konuya, zırvadan zırvaya koştum. Bunca saçmalamanın ardından "hayat, dünya ve herşeye dair" o mumtazam sorunun cevabını versem bile kıçınızı dönüp ilgilenmeden gidersiniz, gayet iyi biliyorum bunu. Hayır zaten cevabı Douglas Adams'ın o inanılmaz serisi "&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/The_Hitchhiker%27s_Guide_to_the_Galaxy"&gt;The Hitchiker's Guide To The Galaxy&lt;/a&gt;"de var malum. Benden öğreneceğinize en azından O'ndan öğrenin. Hem öğrenirken iki gülersiniz, bilimkurgu filan derken hayal dünyanız gelişir, belki şehire bir film gelir, bir güzel orman olur anılarda, belli mi olur iklim değişir Akdeniz bile olur belki... Gerçi, biliyorum, şu yazıları okuyan adam, kesin o muhteşem seriyi de okumuştur ama, bloga kim giriyor kim çıkıyor belli değil sevgili okur, biz o yüzden yapalım uyarımızı ve bitirelim artık şu akıl sağlığı şüpheli yazıyı: &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Douglas_Adams"&gt;Douglas Adams&lt;/a&gt;'ın Otostopçunun Galaksi Rehberi adlı serisi, mutlaka okunması gerekenler listesindedir, okuyunuz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oh, hadi öptüm.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-7977851147291396322?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/7977851147291396322/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/04/cok-sey-yazasm-var.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/7977851147291396322'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/7977851147291396322'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/04/cok-sey-yazasm-var.html' title='Çok şey yazasım var....'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SeE6kGlJMxI/AAAAAAAAADc/c30w4XVNCyo/s72-c/tmp_clip_image001.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-4740063542468949100</id><published>2009-04-11T04:55:00.007+03:00</published><updated>2009-04-11T13:58:41.186+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Işıl Alben'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='derbi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='basketbol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Galatasaray Türkiye'dir</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sd_8rulWmTI/AAAAAAAAADM/SeyKedI27o8/s1600-h/9312__151splash_fibaeurocupwomen2009winner.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 173px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sd_8rulWmTI/AAAAAAAAADM/SeyKedI27o8/s400/9312__151splash_fibaeurocupwomen2009winner.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5323251112744491314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bayaa kararsız kaldım, 4-5 gün sonraki ilk blog yazı mı Galatasaray'a adamak ne kadar doğru diye, sonra mal mısın lan neyin kararsızlığı yaz gitsin dedim. Tabii bunu 3 bilemedin 5 saniye önce dediğim için, aklımda belli bir yazı düzeni yok. O yüzden yine Tristram Shandy tadında takılıcaz bakalım burarlarda. Ha tabi şimdi sen düzenli okuyucu olmadığın için hatırlamıyorsun Tristram Shandy'yi. Şşş, ordaki, sen de hiç böbürlenme, düzenli okuyucu olsan da büyük ihtimalle sen de unuttun. Hadi size büyük hizmet, &lt;a href="http://selamon.blogspot.com/2009/03/mezesi-muhabbet.html"&gt;tıklayın&lt;/a&gt; bakıyim. Azcık kültürünüz artsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi şimdi size kültürsüz dedim diye biraz sinirler gerilmiş olabilir, başlıkta açıkça Galatasaraylı adam başlığı, hele bir de Fenerliysen iyice sinirlerin oynamıştır şimdi senin... Oynasın arkadaşım, oynasın güzel kardeşim. Bizim kızlar yine tesadüfi bir başarıya imza attılar, Aziz'le arkadaşlarının aralarında yıllardır para toplayıp alamadıkları birşeyi, bir &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Avrupa kupasını&lt;/span&gt; kazandılar. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;GALATASARAY BAYAN BASKETBOL TAKIMI FIBA EUROCUP ŞAMPİYONU&lt;/span&gt;. Kahretmesin, nasıl bir kulüp yahu, tesadüfler yakalarını bırakmıyor, 3 Avrupa kupası ve 1 kıtalararası kupa müzelerinde pırıl pırıl parlıyor filan. Neydi o, hah: Sizin hayallerinizin bittiği yerde, bizim gerçeklerimiz başlar! İlkleri biz yaparız, tarihi biz yazarız! Daha da birşey demiyorum bu konuyla ilgili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız bayan basketbol takımımızla alakadar olarak, bu başarılarının dışında eklemek istediğim minik bir ayrıntı var. Ey sen yukarıdaki fotoğrada ortada yer alan kırmızı bilekli, sarışın, güzel insan. Ey Işıl Alben. Ey Galatasaray'ı delicesine seven ve bu sayede gönüllerimizi bir kez daha çalan. Ey şampiyon olduğumuz gece İstikal'de birden karşımıza çıkıp "Işıl ortaya üçlü çektir Cimbom'a" tezahüratlarını ikiletmeden üçlü çektiren kadın. Bence bir hamburger yemeliyiz karşılıklı, olmadı Çiçek'te güzel bir lüfer ısmarlıyım. Hayranınız tüm TekYumruk tayfası olarak. Hayır bakarsın lüferdi rakıydı derken hoş bir birliktelik olur filan, katiyen hayır demem, bilesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse artık. Tabi bir de derbi ateşi sarınca her tarafı, Facebook'da dönen videolarda Galatasaray, Fener eksenine çekildi. Fakat o videolardan öyle bir tanesi var ki, sanırım 2-3 günde onlarca değişik versiyonunu izledim, fakat doyamıyorum arkadaş izlemelere. Sarıyla kırmızıyla, anlımızın akıyla gelen o şampiyonluk, Fener'in son maçta elinden kaçırdığı şampiyonluk. Neydi yahu o öyle? Nasıl bir 16 dakikaydı o? Görüntüleri tekrar izledikçe hala yüreğim yerinden çıkacakmış gibi oluyor. Bu veslieyle de Sayın Gerets'e buradan selam gider mi? Bence gider. Galatasaray'ın gördüğü en önemli, en yürekli hocalardan biriydi bence, tarihimizde böyle bir isim bulunması da, insanı mutlu etmiyor değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya işte öyle. Malum yarın derbi var. Yine 2 saatliğine hayat futboldan ibaret olacak bizlere. Maça gidemiyorum, zira biletler çıktığı gibi tükenmiş, hoş tükenmese, yine de 60 lira veresim yoktu bir bilete. Hele şimdi karaborsaya 100 - 120 lira hayatta kaptıramam bir maç için. Bir TekYumruk ekip kahvaltısı, üstüne bir de yine ekiple çiçek içmesi, ardından eve kaçar otururum televizyonun başına. Yenersek oh ne ala, yenemezsek sikimden aşşağa Kasımpaşa efendim der bu yazıyıda burada bitiririm. Son olarak: ŞEREFTİR SENİ SEVMEK!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-4740063542468949100?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/4740063542468949100/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/04/galatasaray-turkiyedir.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4740063542468949100'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4740063542468949100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/04/galatasaray-turkiyedir.html' title='Galatasaray Türkiye&apos;dir'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sd_8rulWmTI/AAAAAAAAADM/SeyKedI27o8/s72-c/9312__151splash_fibaeurocupwomen2009winner.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-1220105107786716542</id><published>2009-04-06T04:29:00.005+03:00</published><updated>2009-04-06T04:37:44.340+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beyin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='boşluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bohem'/><title type='text'>Delirdim nihayetinde</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sdlcv3e_wpI/AAAAAAAAADE/FUYuJdC9X3I/s1600-h/homer-simpson-wallpaper-brain-1024.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sdlcv3e_wpI/AAAAAAAAADE/FUYuJdC9X3I/s400/homer-simpson-wallpaper-brain-1024.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5321386412132516498" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kafayı yedim, lezetliydi. Kulaklığım bozuldu, tek kulaklıkla müzik dinlemeye çalışmak deli ediciydi. Bir sürü fikir geldi aklıma, yazmak istedim, hepsini unuttum, oysa hepsi çok güzeldi. Evet hala küçük bir not defteri almadım, telefonun kayıt cihazına konuşmaktan haz duymadım. Bazen sesimi kaydettim bilgisayara, pek de fena bulmadım. Okula girdim tutunamadım, işe başladım vaktinde kalkamadım. Mütemadiyen sardım. Aslında 10 numara adamım ama derdimi anlatamadım. Kafayı yedim, tadından bir hayli hoşnut kaldım. Hadi artık gidip yatayım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-1220105107786716542?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/1220105107786716542/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/04/delirdim-nihayetinde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/1220105107786716542'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/1220105107786716542'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/04/delirdim-nihayetinde.html' title='Delirdim nihayetinde'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sdlcv3e_wpI/AAAAAAAAADE/FUYuJdC9X3I/s72-c/homer-simpson-wallpaper-brain-1024.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-5789275746099835765</id><published>2009-04-02T13:28:00.002+03:00</published><updated>2009-04-02T18:39:26.905+03:00</updated><title type='text'>Not almanın önemi</title><content type='html'>Başlığı görüp korkma çocuğum hemen. Derslerine düzenli gir, hocanı iyi dinle, sık sık not al tavsiyeleri vereceğim bir yazı değil kendisi. Manyak mıyım lan ben blogda saçma sapan ders tavsiyesi vereyim. Arada derslere bulaşıyorum ama yarattığı garip kafaları sana aktarabilmek adına bulaşıyorum ey okuyucu. Yoksa kimseye blog ortamında ders muhabbeti yapıp canını sıkasım yok. Hem nedir yani, askerlik anısı gibi değil mi biraz da üniversite anıları, kimi zaman pek sıkıcı olabiliyor filan. Konudan da usul usul kopuyoruz gibi sanki hani. Ne diyecektik yine nerelere geldik. Pıff, reflüm çok geriyor bu aralar beni. Sanırım kendisine bu kadar ters gidip tetikleyecek herşeyi yapmaktan vazgeçmem lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Of, uzamasın. Giriyorum konuya. Efendim ben bu yazar/çizer takımının neden not defteri olduğunu anlamış bulunuyorum. Ulan mal şu yaşa geldin yeni mi anladın diyecek olursanız, hayır efendim, yeni anlamıyorum fakat anlamaktan ziyade pratikte de görüyorum diyebilirim. Ya da hiçbirşey demem, bırakarım beni mal sansınlar. Ne uğraşıcam anasını satıyim, tohumunuza para mı verdim lan? Germeyin beni, o işi reflü yeterince yapıyo. Neyse, diyeceğim şudurki, gün içinde aklıma bir sürü yazı fikri geliyor. Sonra diyorumki günden güne yazıya çevirir eklerim bu fikirlerimi ben bloga. Fakat işte ne olduysa artık yaşlandık mı ettik mi bilmiyorum, bu fikirleri aklımda tutamıyorum. Ertesi gün olup blogun başına oturunca ne yazacağımı unutmuş bir halde kalıyorum. İşte bu sebeptendirki bir not defteri tadında birşeyler tutmaya karar verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklıma bir şeyler geldikçe, ilginç bir şeylerle karşılaştıkça çat çıkartıcam not defterini, tak alıcam notu. Şöyle küçük bir cep ajandası tadında birşey olsa yeter. Bu sayede hem daha dolu dolu yazabilirim, hem de lan ben dün ne düşünüyordum ne yazcaktım bu bloga, gerginliğinden kurtulabilirim. Evet efendim, hayatımda aldığım yeni bir kararı daha sizlerle paylaşmaktan aldığım huzurla ayrılıyorum bu yazımızdan da. İlerleyen günlerde hep birlikte görelim bakalım bu not alma işi nasıl etkileyecek blog yazılarını.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-5789275746099835765?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/5789275746099835765/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/04/not-almann-onemi.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/5789275746099835765'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/5789275746099835765'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/04/not-almann-onemi.html' title='Not almanın önemi'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-8177425655446799011</id><published>2009-03-31T16:13:00.004+03:00</published><updated>2009-03-31T16:38:12.561+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blogger'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diziler'/><title type='text'>Mimlenmişim v.2</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SdIcvnKhK5I/AAAAAAAAAC8/rEtoA6RoCiE/s1600-h/sixfeetunder.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 360px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SdIcvnKhK5I/AAAAAAAAAC8/rEtoA6RoCiE/s400/sixfeetunder.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5319345714170506130" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Efendim Blog alemlerinin sevilen ismi Maksimov tarafından mimlenmiştim geçenlerde hatırlarsanız. O mime verdiğim cevaba kimi haksız yorumlar vardı, yok efendim neymiş laf kalabalığına getirmişim filan diye. Külliyen yalan efendim. Gayet cevapsız bir cevap vardı orda, çok felsefikti filan. Gerçi bu da yalan ama, olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, blogumuzun amansız takipçilerinden Büyük Rakı'da girişmiş bu sağı solu mimleme işine. Gelmiş apartmanın alt katından bağrıyor, "Selamon, hüuoop Selamon, mimlendin oğlum lan" diye. Çıktım baktım camdan neye mimlenmişim diye, güzel bişeye mimlenmişim. Severek izlediğimiz ama artık yayında olmayan 3 dizi neymiş. Mim bu, buna konuş demiş Büyük Rakı, aynen konuşuyorum. Ve hatta işi büyütüp mimi yerli ve yabancı olarak ikiye bile ayırıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yabancılardan ilk olarak pek tabiiki Coupling. Dünya televizyon tarihinin en şahane dizisi ne diye sorsalar, çekinmem aday gösteririm Coupling'i. Ulan o ne güzel oyunculuktu, o ne şahane karaterlerdi, o ne enfes diyaloglardı öyle. İngiliz mizahını seviyorum arkadaş. İsteyen istediği kadar laf sokabilir. İkinci dizimiz ise, Six Feet Under. Bilgisayarıma indirip düzenli olarak izlediğim ilk ve tek dramadır kendisi. Genelde komedi dizileri dışında dizi izlemem. Fakat Six Feet Under o provakatif yapısı ve derinlikli senaryosuyla beni benden almıştı. Dizinin sonunda hüngür hüngür ağlamıştım lan. Çok garip ruh hallerine sürüklemişti beni kerata. Son yabancı dizimiz ise, 90ların efsanevi üretimi The Advanterous of Pete and Pete. Çocuk yaşlardayken izler ve hayran kalırdım efendim kendisine. Geçenlerde bir paylaşım programında bölümlerini buldum, baştan aşağıya hepsini yeniden izledim. Bayılmamak, hayranı olmamak elde değil. Çocukluğu ve ergenliği bu kadar keyifli ele alıp, dünyanın en önemli şeyi gibi inceleyip, arada Amerikan aile yaşantısına da süper dokundurabilen bambaşka bir diziydi kendisi. Müzikleri ise ayrıca bir takdiri hak etmekteydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim yerli dizilere. Büyük Rakı çok dellenmiş niye bu kadar çok sikko yerli dizi var diye ama, zamanında çok güzel yerli diziler de yayınlandı yahu. Oturup ampul gibi Kanal D, ATV, Show TV izleme sebebimiz oldular da o dayanılmaz entelliğimiz acaip sekteye uğradı :P Bu dizilerin arasına ilk sıradan sanırım Biz Size Aşık Olduk adlı diziyi sokabilirim. Beyaz ve Meltem Cumbul başrollerdeydi. Konusu zengin züppe erkekler ve orta halli hanımların aşkı şeklinde basit bir konu olsa da, pek sevilesi oyuncu kadrosu, hikayenin inanılmaz sempatik işlenişi ve Babazula'nın enfes müzikleriyle çok keyifli dakikalar yaşatmıştı bize. Ondan sonra bir de Tatlı Hayat vardı tabii. Her ne kadar yabancı bir diziden alınmış konsept üzerine temellendirilse de, İhsan Yıldırım ve İrfan karakterleri, inanılmaz keyifli saatler sunuyordu bize. Eh İhsan karakterini oynayan Haluk Bilginer ve İrfan karakterini oynayan da Celal Kadri Kınoğlu gibi iki usta isim olunca, yeme de yanında yat pek tabii. Son olarak da bir dönemin gerçek efsanesi, İkinci Bahar. Şener Şen, Türkan Şoray, Tarık Pabuççuoğlu gibi usta isimlerle şenlenen bir diziydi o da. İlk başlarda çok izlemezdim ama, sonradan sonraya feci sarmıştı beni. Sonunda pek bir salya sümük ağlayıp Türk filmi izleyen ev kadını moduna bürünmüştüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse işte. 3 yerli 3 yabancı sayıverdim. Mim görevimi hakkıyla yerine getirdiğimi düşünüyorum. Ayrıca böyle nostaljik ve keyifli bir yazı imkanını da bana sunduğu için buradan &lt;a href="http://buyukraki.blogspot.com/"&gt;Büyük Rakı&lt;/a&gt;'ya teşekkürlerimi sunuyorum. Yeni mimlenen Türk gençliği: &lt;a href="http://begumakca.blogspot.com/"&gt;Begbie&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://aattdd.blogspot.com/"&gt;AyDi&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://ahdiker.blogspot.com/"&gt;SemiGod&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://doruk.gunduztarifesi.org/"&gt;Doruk&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://zefir-ielem.blogspot.com/"&gt;Zefir-i Elem. &lt;/a&gt;Mimlenen tüm gençlere kolay gelsin diyor, pek sevgili Ankara Büyükşehir Belediye Başkanım İ. Melih'in o sırıtmaktan vazgeçemeyen suratını öpüp aranızdan çekiliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-8177425655446799011?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/8177425655446799011/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/03/mimlenmisim-v2.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/8177425655446799011'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/8177425655446799011'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/03/mimlenmisim-v2.html' title='Mimlenmişim v.2'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SdIcvnKhK5I/AAAAAAAAAC8/rEtoA6RoCiE/s72-c/sixfeetunder.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-6805488044236347235</id><published>2009-03-31T15:50:00.005+03:00</published><updated>2009-03-31T16:02:30.314+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sabancı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yurt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sınav'/><title type='text'>Gel gelelim haftaiçine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SdIUXRz-J0I/AAAAAAAAAC0/HcIRaAZpbe4/s1600-h/exam_scram.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 345px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SdIUXRz-J0I/AAAAAAAAAC0/HcIRaAZpbe4/s400/exam_scram.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5319336500028909378" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Evet efendim. Haftasonumuzu evde yaya yaya, uyuya kaykıla geçirmenin ardından, dün sevgili okulumuza ve yurdumuza dönüş yaptık. E pek tabii yapmaz olaydık. Ha ne var birader 31 çekiyorsunda gelip ucunu mu sıkıyorlar yurtta, ne bu sevmemezlik derseniz, ne biliyim lan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi yalan söylemeyeyim, keyfim yerinde burada. Odam rahat, karışanım edenim filan yok, eşin dostun arasındayız. Bunlar hep güzel şeyler, zerre itirazım yok. Zira aslında yurt kafasını seviyorum. Problem derslerde aslında. Hatta dersleri de geç, sınavlarda. Malum her dönem başı klasik öğrenci yalanı olarak derslerime günü güne çalışıcam deriz. Bu dönemin başında ben de dedim. Geçmiş girilerden birinde diğer klasik yalanlarla birlikte görebilirsiniz kendisini. Fakat tabii sizin de fark edebileceğiniz gibi, yalan olmaktan öteye gidemedi bu derslere günü güne çalışma olayı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misal bakınız cuma ilk sınavımı oldum. Sınava çalışmaya sınavdan bir gün önce başladım. Ha hani konular ilgilendiğim konulardı, dersi takip ediyordum da, iyi geçti sınav patlamadık. Fakat, yarınki sınav pek öyle gözükmüyor. Konular yine ilgilendiğim konular orda problem yok ama, hoca sanırsam okumalardan soracakmış. Diğer bir değişle, siki tuttum abi. Neyse, 6 haftanın okumasını bir günde yapmak dediğin nedir ki, hıh, gayet yapılır. Hem AKP'den devşirirsek sloganımızı: Sen Sarpsın büyük düşün!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, hazır içimizi de boşalttık bloga, biraz dinlenip başlayım ben okumalara. Yarın sabah 9.30'a kadar kafamı kaldırmaya dahi pek fırsat bulamıyacağım enfes bir maratona giriyorum. Girelim, görelim. Bakalım neler olucak. Hadi öptüm hepinizi anacım, hoşçakalın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-6805488044236347235?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/6805488044236347235/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/03/gel-gelelim-haftaicine.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/6805488044236347235'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/6805488044236347235'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/03/gel-gelelim-haftaicine.html' title='Gel gelelim haftaiçine'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SdIUXRz-J0I/AAAAAAAAAC0/HcIRaAZpbe4/s72-c/exam_scram.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-6472512840689391468</id><published>2009-03-28T19:29:00.004+02:00</published><updated>2009-03-29T01:52:57.433+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='telekom'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adsl'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tayyip'/><title type='text'>Telekom! Sözüm Sana!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sc64SIaO4eI/AAAAAAAAACs/9IejUhcjB1w/s1600-h/kuva23fn2te1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 274px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sc64SIaO4eI/AAAAAAAAACs/9IejUhcjB1w/s400/kuva23fn2te1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5318390831605801442" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aslında söz söylüycek bir çok kurum ve şahıs var bu aralar. En tazesi an itibarı ile Telekom olduğu için başlığa Telekom yazdım ve hatta yazının temeline Telekom'u oturtucam. Ne oldu niye sinirlendin derseniz, o da basit, hakkım olan hizmeti alamıyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim bu Telekom'u özelleştirdiler filan, arada o ne oldu hiç takip edemedim. Arap'ın biri geldi şirketin 1 yıllık kârına koca şirketi aldı gitti. Üstelik ödeyeceği parayı da taksitle ödüyor filan, cillop gibi okuttular koca Telekom'u. Özelleştirme süreci tamamlandı mı, tamamlanmadı mı kimsenin haberi yok anasını satayım. Tayyip, Unakıtan filan bir olmuşlar, aralarında top çevirir gibi koca Türkiye'yi çeviriyorlar amına koyim. Çıkıp bir hesap soran da yok. Medya filan el pençe divan maşallah. Hayır gerçi karşı durayım desen, adam cart diye çekiyor milyar dolarlık vergi borcunu, bir iflas, hop, kanal AKPli'lerin elinde. O ne lan? Şu an medyanın yarısından çoğu bu adamlarda. Doğan ve Ciner dışında AKP'ye doğrudan göbek bağı olmayan tek bir yayın kurluşu yok. Yuh! Sonra demokrasi, serbest piyasa filan. Hadi lan derler adama.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulan Telekom'la son yaşadığım olayı anlatayım diye başladım ama nerelere geldi mevzu. Bunları şimdilik bir kenara bırakıp geçelim Telekom'a &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;yine&lt;/span&gt; niye sinir olduğuma. Efendim bunlar bir kaç zaman önce, baktılar millet dünyanın en zırto internetini kullandığının farkına vardı diye, minimum bağlantı hızını 1mbit yaptılar. Hayır biz o dönem çıkıp açık açık dedik, Türkiye'nin internet omurgası her kullanıcının 1mbitlik bağlantısını kaldırmaz, bunlar sadece göz boyamadır filan diye ama, abiler çekinmeyip herkesi 1mbite yükselttiler.  İlk başlarda kimse tabii 1mbiti filan göremiyordu. Neyse, zamanla alternatif bağlantılar çıktı, bir kısım insanlar onlara geçti de omurganın üzerinde azalan yük sayesinde 1mbit görülebildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha ama ne oldu, gel zaman git zaman üye sayısı yine arttı ve yetersiz altyapı nihayetinde patladı. Aylardır 1mbiti gördüğüm yok. En son bugün müşteri hizmetlerini arayıp derdimi anlattım. Ben 1mbit için para ödüyorum ancak aldığım servisin alakası yok diye. Müşteri hizmetleri insanı tabi direkt suçu bana attı, kablolar yanlış bağlanmış olabilir bi kontrol edindi ilk önerisi. Haliyle tarafımdan hışımla karşılandı. Neyse, anladıki tecrübeli bir internet kullanıcısıyla karşı karşıya, direkt "arıza" kaydı alıp teknik servise aktardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aktarımın ardından ben size olacakları anlatayım. Teknik servis muhtemelen bir iki gün sonra beni arıyacak, biz araştırmamızı yaptık, sistemimizde sorun görünmüyor, hatlarınız kontrol edilecek, gerekli birime haber verildi onlar gelir en kısa zamanda denecek. Yine bir iki gün sonra hatlar kontrol edilecek, kontrol eden birim bizim hatlarımızda sorun yok, sorun sizde deyip gidecek. Sonuçta 1mbit hizmet alıyorum diye para ödememe karşın, asla 1mbit göremeden yaşamıma devam edicem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözün özü şudur ki, TTNET'ten internet hizmeti almayın! Smile ADSL, Superonline ADSL filan da almayın! Zira Türk Telekom şu an ADSL'de tekel. Diğer isimlerle satılan ADSL hizmetlerinin tamamı yine Türk Telekom'un ADSL hatları üzerinden size iletiliyor. Yani aradaki firmalar sadece pazarlamcı. Piyasada ADSL'e alternatif internet hizmetleri türemiş durumda. Biraz araştırıp bulmanızı tavsiye ediyorum. Ben burda isim verip reklam yapmak istemiyorum ama, şunu açıkça söyleyebilirim, Türk Telekom'dan hizmet satın almayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Of, daha neler neler yazılır TT ile ilgili. Benim ödediğim faturalar sayesinde lisansını aldığı müzisyenlerin mp3lerini yine bana satma çabası (ki benim asla dinlemeyeceğim müzikler olması da cabası), altyapı tekeli olması, hizmet kalitesi düşüklüğü filan. Fakat zaten yeterince sıkıcı bir yazı olduğu kanaatindeyim. Belki bir kaç rahat yazının ardından Türk Telekom'un bu tür götlüklerine yine döneriz efendim. Neyse, hükümet Telekom el ele, bizi evire çevire öptükleri daha nice günlere. Hadi öptüm Tayyip'im.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-6472512840689391468?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/6472512840689391468/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/03/telekom-sozum-sana.html#comment-form' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/6472512840689391468'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/6472512840689391468'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/03/telekom-sozum-sana.html' title='Telekom! Sözüm Sana!'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sc64SIaO4eI/AAAAAAAAACs/9IejUhcjB1w/s72-c/kuva23fn2te1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-4137951821169738364</id><published>2009-03-26T12:40:00.003+02:00</published><updated>2009-03-26T13:15:51.015+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='quo vadis'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tiyatro'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yurt'/><title type='text'>Kaşıkla Kek Yemek</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sctj3cA0J5I/AAAAAAAAACk/RNjK-5HAVik/s1600-h/spoon6.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sctj3cA0J5I/AAAAAAAAACk/RNjK-5HAVik/s400/spoon6.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5317453589104568210" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;Ya da alternatif bir başlık olarak, Yurt Kafası v.2. Nasılsınız gençlik? Ben gördüğünüz gibi biraz garip kafalardayım. Bu yurt kafası cidden ilginç bir kafa. Kettle'da makarna yapanından, sosis haşlıyanına neler görüldü, neler duyuldu bugüne kadar tey tey. Yok hani bizde imkanlar fena değil, severek kullandığımız bir mutfağımız var, haliyle kettle'da filan yemek pişirmek zorunda kalmıyoruz ama, yurt yinede yurt işte lan. Çatalı kaybetmişim, hayır insan çatalını nasıl kaybeder bilmiyorum ama ben bunu becermişim. Fakat bir kalıp da kekim var. Hayır bıçak olsa kesip yine elinle filan yersin, ancak bundan bir kaç ay önce de bıçağımı kaybetmiştim. Ebet, bunu da ilginç bir anektod olarak ele alabiliriz, benim oda da duran mutfak malzemeleri, belirli bir zamanın ardından hürriyetlerine kavuşup kaybolup gidiyorlar. Kimse bilmiyor nereye gittiklerini. Amerika kıtasının antik zamanlarından kalan bir inanca göre, ÇatalikasBiçakılaz diyarına göçüyorlarmış, öyle diyorlar. Diyen desin tabi de, nihayetinde efendim, ben çatalı bıçağı kaybedince, kaşıklıya kaşıklıya kek yemek durumunda kaldım, hayatımın en ilginç anlarından biriydi, ama güzeldi. Tavsiye ediyorum, bundan sonra herkes kekini kaşıkla yesin. Ya da yemesin amına koyim, para mı veriyorlar bana kaşıkla yenilince, vermiyorlar tabii.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha birde bi çizgifilm vardı. Neydi o, Kids From Room 402 miydi? İlkokula giden veletlerin hikayeleri anlatılırdı. İlginç karaterler vardı onda da, severek izlediğim bir çizgifilmdir kendisi. Jetix'de -eski Fox Kids- hala arada sırada rast gelir izlerim. Bu çizgifilmden bahsetme sebebim ise, orda bir karakter vardı.&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;Polly McShane. Litvanya'dan göçmüştü bu Amerika'ya, kaşık obsesifi bir gençti. Hayatımda gördüğüm en ilginç karakterlerden. Kaşık koleksiyonu yapan bir keçi hayranı nasıl ilginç olmazki lan. Neyse, siz tıklayın &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/The_Kids_from_Room_402"&gt;şurayı&lt;/a&gt;, amansız bilgi kaynağı Wikipedia'dan okuyun detayları, ben şimdi yazıyı çizgifilm tanıtımına döndürmeyeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında biraz daha yurt kafasından bahsedesim var ama, onu bir başka yazıya saklayıp fotoğraflarla filan desteklemek gibi de bir düşüncem var. O yüzden şimdilik o işi askıya alıyorum. Gerçi hani, tarihin en büyük yalanlarından birini de atıyor olabilirim şu an sizlere, yok fotoğraflarla destekliycekmişim filan, hadi len o tembellikle sen sittin sene yapmazsın öyle bir iş dediğinizi duyar gibiyim. Siz de haklısınız tabi bir yerde, uzunca bir süre gelmiyebilir öyle bir yazı ama, en azından aklımda öyle bir fikir var. Zaten ben de hep fikir var, icraat biraz sorunlu. Babam ben beyin adamıyım fikir veririm işe karışmam derdi, hehe, o düstur güzel işte, ben de öyleyim, fikir insanıyız, beyin adamıyız biz baba oğul =)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine uzayıp fazla konudan konuya atladı yazı. Oluyor arada öyle, Tristram Shandy kafası. Onu da aşağıdaki yazılardan birinde yazmıştım, blogun düzenli okuyucuları hatırlayacaktır. Yok ben düzenli okuyucu değilim hatırlamıyorum o sebeple diyorsan, aşağılara doğru bak bir zahmet, orda bir yerde göreceksin neden bahsettiğimi. O kitap da çok ilginç mesela lan. Adam anne karnından başlıyor hayatını anlatmaya. Kafası bir milyon abinin. Çekti şeyden çekip oturmak lazım aslında blogun başına. O yüzyılın favori kafa yapıcı maddesi neydi kimbilir, ya da Bay Shandy'nin favori kafa yapıcı maddesi. Peki ya benim favori kafa yapıcı maddem? Al işte, bunlar hep önemli konular. Farkındaysanız tabir bile ilginç, kafa yapıcı. Bu da işte, bütün bunların yararını gösteriyor, kafamızı yapıyoruz. Kafa yapıyoruz, bir kafamız oluyor. Düşüncelerimiz olgunlaşıyor şenleniyor filan. Önemli bunlar. Keyif verici madde filan diye küçümsemek isteyenler var. Neyi küçümsüyorsun amına koyim, bak, kafa yapıyo işte alet şahane.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aman nerelerden nerelere geldik ya. Neyse o zaman, bari yazının finalinde son bir dala daha atlayıp bitireyim. Kanadalı teknik death metal grubu Quo Vadis Türkiye'ye geliyor efendim, haberiniz olsun. İstanbul, Ankara, İzmir 3 konser verip kaçıcaklar. İstanbul ayağı 3 Nisan'da Kemancı Bar'da. Ben orada olucam efendim. Başka gelmek isteyen varsa buyursun gelsin. Gireriz kol kola şahane headbang yaparız. Çok şahane müzik yapıyor abiler, takata tukata bir girişiyorlar aletlere, teknik kelimesinin anlamını bir de görerek öğrenmiş oluyorsun. Sevilesi. Ha dersenki abi benim ne işim olur death metalle, teknikle filan, diyebilirsin tabi. Sen de öyle bir okuyucusu olabilirsin bu blogun, o zaman ben de sana derimki, o zaman sen beni götür bir yerlere. Misal tiyatroya filan gidelim beraber.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Al işte, lan bak tiyatro deyince aklıma ne geldi..... Geçen canım cancağazım bir arkadaşım sağolsun beni İstanbul Devlet Tiyatrosu'nun Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı oyununa götürdü. Aman yarabbim o ne güzellik, o ne muhteşemlik. Quo Vadis'ten sonra yeni konuya atlamıycam diye söz vermiştim ama, bahsetmeden geçemiycem. Özellikle o muhteşem oyunculukları muhakkak görmeniz lazım. Bugüne kadar İstanbul Devlet Tiyatrosu'nun onlarca oyununu izledim, bunu rahatlıkla ilk üçe yerleştirebilirim. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın modern zamanlara enfes laf soktuğu inanılmaz bir eserin sahneye uyarlanmış hali kendisi. Muhakkak ama muhakkak gidin görün. Abi ben devlet tiyatrosu filan bilmem, yol yordam göster bize filan derseniz, buyrun beni dürtün, beraber gidelim. Tekrar ve tekrar izlemekten şiddetle keyif alacağım bir oyun kendisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öeh aman be, bir türlü bağlıyamadım yazıyı. Niyeyse bugün aşk doldu içim yazdıkça yazasım geliyor filan. Yarın sınav var ya, işte, işimi yapmayayım da, ne yaparsam yapayım kafasının yeniden tezahhülü sanırsam şu anki halim. Fakat bitirmek lazım. Tecrübeyle sabittirki uzadıkça okunurluk düşüyor. Ulan şimdi o kadar da şey yazdık, ohooo çok uzun yazmış herif diye okumamazlık etmeyin diye kesiyorum burda. Aslında aklımda daha konu da var ya hani, neyse artık, onlar da ilerideki günlerin blog girisi olarak aklımda kalmaya devam etsin. Son olarak, yazıyı buraya kadar okumuş tüm vefaker okuyucularım için gelsin, gizli kod 666. Yazının yorumuna bunu yazana istediği bir kadeh içki/kokteyl benden. Okuyanla okumayanın bir farkı olsun di mi ama? Hadi öptüm anacım hepinizi, hoşçakalın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;p.s.: Kod ve içki konusunda ciddiyim. Sevgiler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-4137951821169738364?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/4137951821169738364/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/03/kaskla-kek-yemek.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4137951821169738364'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4137951821169738364'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/03/kaskla-kek-yemek.html' title='Kaşıkla Kek Yemek'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sctj3cA0J5I/AAAAAAAAACk/RNjK-5HAVik/s72-c/spoon6.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-4319287712172948183</id><published>2009-03-25T18:32:00.007+02:00</published><updated>2009-03-28T19:28:46.803+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Portecho'/><title type='text'>Alkışlar Portecho'ya</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ScpfO6pVAAI/AAAAAAAAACc/72CgkGWiACc/s1600-h/portecho2.gif"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 290px; height: 250px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ScpfO6pVAAI/AAAAAAAAACc/72CgkGWiACc/s400/portecho2.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5317167019929698306" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Efendim Portecho diye bir grubumuz var, yaptıkları müzik tarzı benim çok anlamadığım bir tarz. Abiler bizim okulda düzenlediğimiz partilere 3-4 kez gelip çaldırlar filan, ordan tanıyorum ben de kendilerini. İki abi bunlar, biri önüne bir Apple laptop koyuyo, diğeri vokale geçiyor, en az 10 adamdan çıkacak sesleri çıkartıyorlar. Okul partilerimizde dinlediğim kadarıyla da, sevilesi abiler, keyifli müzik yapıyorlar, hani evde oturup dinlemem ama, gece dışarı çıktığında, bir partide filan dans etmeye, dinlemeye müsait keyifli işler çıkartıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki şimdi durduk yere Portecho aklına nerden geldi derseniz, durduk yere gelmedi kendileri. Sözlükte gezerken gördüm -ekşi değil, privatesözlük- yeni bir klip çekmiş abiler. 2009 çıkışlı Studio Plastico şarkıları için bir klip. Klip son dönem içinde bulunduğumuz karmaşaya enfes bir gönderme yapıyor. Üstte çarşaf altta mini, abla İstanbul sokaklarında geziyor, kamera da çekiyor babam çekiyor. Şarkı güzel, klip kışkırtıcı. Ahanda bu noktada alkışı hak ediyor Portecho. Ben ise klibi alta gömüp, sizleri öperek uzaklaşıyorum. Ha uzaklaşmadan, yerel seçimlere çok az kaldı, pazar günü lütfen &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;OY KULLANMAYI UNUTMAYIN!&lt;/span&gt; Hadi hoşçakalın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="264"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/tMzUo8WeQz8&amp;hl=en&amp;fs=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/tMzUo8WeQz8&amp;hl=en&amp;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="264"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-4319287712172948183?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/4319287712172948183/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/03/alkslar-portechoya.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4319287712172948183'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4319287712172948183'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/03/alkslar-portechoya.html' title='Alkışlar Portecho&apos;ya'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ScpfO6pVAAI/AAAAAAAAACc/72CgkGWiACc/s72-c/portecho2.gif' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-1839433663349692327</id><published>2009-03-24T16:30:00.003+02:00</published><updated>2009-03-24T17:03:38.996+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişisel zırvalar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mim'/><title type='text'>Mimlenmişim</title><content type='html'>Lan olum oha, tam 14 gün olmuş bloga birşeyler yazmayalı. Oysa aklıma şunu yazayım bunu yazayım diye gelip gelip duruyordu fikirler de, üşeniyorum öyleyse yarın diyordum hep. Diye diye 14 gün geçirmişiz aradan, başarılı. Hayır o kadar da diyorum, yazmazsam bir dürtükleyin, hacı kaç zamandır yazmamışsın filan deyin diye. Gerçi hakkını yemiyelim, &lt;a href="http://forzaimmigrantpunk.blogspot.com"&gt;Maksimov&lt;/a&gt; dürtmüş. Arada sağolsun babam da arayıp söylüyor blog filan diye. Neyse, Maksimov'un blog güzel lan. Seviyoruz kendisinin yazı dilini, okuyun bol bol. Blog adresi de şukela, forzaimmigrantpunk! Oh mis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse efendim, şimdi bu Maksimov arkadaşımız mimlemiş bizi. Mimleyince de şey oluyomuş, böyle bir konu atılıyomuş, mimlenen diğer blogcular da o konu hakkında yazıyomuş falan filan. DeviantART'ta dönüyordu bi aralar böle şeyler. Hatta benim blogda bir yerde "müziksel yaklaşım" şeklinde bir yazı var, o da bu mimleme kültürünün bir ürünü. Tavsiye ederim onu da, yapın ve yorumları gönderin, keyifli oluyor. Oha, ben de az hayvan değilim, kendi yazısında kendi yazısının reklamını yapan adam olmak ilginç oldu. Neyse efendim, Maksimov'a sormuşlar "acaba blogcular hangi blogcularla yiyismek/sevismek" ister diye, kendisi de yazmış birşeyler. Sonra demişki, seni seni mimliyorum, siz de yazın. Yazamaz mıyım, kralını da yazarım. Da şimdi ben burda bu isimleri açığa çıkarsam bi ego olur bunlar, bir afra tafraya bürünürler. Yani bürünmeye de bilirler tabi ama, ben bürünebileceklerini düşünerek kendimi yazma işinden alıkoyuyorum.  Ya aslında alıkoymak da istemiyorum bi yandan da, şimdi desem "sen, sen, sen, yerim lan sizi", bi gairp olur.  Ya da olmaz, orasını ben bilemem, yemek istediklerim bilir aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya o değilde benim aklımda başka birşey yazmak vardı ama ne yazmak vardı onu unuttum. Hatırlayacağımı da pek sanmıyorum gerçi. 14 gün sonra yazdığım blog yazısı daha iyi olsaydı lan keşke. Ne yazacağımu unutmalar, şöyle yiyişmelik/sevişmelik iki blog söyleyememeler filan. İdare edin artık, yazmaya yazmaya insanın kalemi de köreliyor tabi. Söz daha sık yazıcam lan bundan sonra. Hem blogu izleyen sayısı da artmış, ne güzel. Bütün izleyenlerimize sevgiler efendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha bir de, hereks blogun koyuluğundan, zor okunduğundan şikayet ediyordu. Tamam ulan, şimdi sizin için yeni tema arıycam. Ya da yeni tema aramasam da yazıları beyaz linkleri kırmızıya mı çevirsem. O zaman rahat okunur mu, bilemedim bak şimdi. O zaman şöyle yapalım, işleri biraz interaktifleştirelim, efendim blog yeni temaya mı geçsin yoksa sadece yazı renkleri dediğim şekilde mi değişsin. Buyrun oylama açıldı, siz söyleyin ben yapayım arkadaş, katılımcı yönetişim işte, şahane. Breh, ne boş konuştum arkadaş, neyse sıkmayayım daha fazla canınızı, öpüyorum hepinizi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-1839433663349692327?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/1839433663349692327/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/03/mimlenmisim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/1839433663349692327'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/1839433663349692327'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/03/mimlenmisim.html' title='Mimlenmişim'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-8982132581593306984</id><published>2009-03-10T01:10:00.003+02:00</published><updated>2009-03-10T01:33:27.660+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='naber'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişisel zırvalar'/><title type='text'>Mezesi Muhabbet</title><content type='html'>Baştan söyleyeyim, modası bir hayli zaman önce geçmiş bir yazım türüyle yazıcam bu blog girisini, aklıma ne gelirse gömücem, dur durak bilmiycem. Böyle edebi filan birşey bekleyen arkadaşlar varsa, beklemesin. Zira günlükte de edebi hede hödöler kasacak halim de yok zaten de, ne bileyim, yazı bütünlüğü, düzen filan, çok kasmıycam sanırım bunlar için, emin de değilim, belki bütünlüklü bir yazı olur. Olmasa da çok dert olmaz. Rahvan gitsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi neden dedim bu aklına geleni gömme olayına modası geçmiş diye, şundan dedim. Cumartesi günü bir arkadaşım okumam için bir kitap hediye etti. Çok zaman önce bir hayli geyiğini yapmıştık, al oku diye verdi. Kitabımız &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Tristram_Shandy"&gt;The Life and Opinions of Tristram Shandy, Gentleman&lt;/a&gt;. Kitabın ismine tıklarsanız kendisinin Wikipedia sayfasına ulaşabilirsiniz. Ödünç veren arkadaş edebiyatçı bir şahıs, kendisi demişti, 18. yy'da moda olabilir ama, sonrasında modası geçti bu yazım türünün diye. Bu yazım türü dediğimizde işte, aklına ne gelirse yazmak. Aynı şu an benim yaptığım mevzu. Tabi ben bunu mal gibi yapıyorum, adam aynısını yapınca dünya klasiği yaratıyo, o ayrı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bundan bahsetmiycektim ya, yeri geldi bahsetmiş olduk. Bloga girisine başlamamın sebebi muhabbetsizlik durumu, yalnızlık filan gibi çeşitli olguları biraz kanırtmak. Şöyleki, muhabbetsiz yapamadığıma karar verdim. Muhakkak çenem çalışmalı. Ya da işte sanal dünyanın bize sunduğunu göz önüne alırsak, parmaklarım çalışmalı. Sanırım bu blog olayından aldığım tad da bu. Hani böyle bir an, kendi kendine kaldığında, dialog yoksa monolog da mı yok amına koyim diyip bir nevi kendi kendime konuşmak. Hayır bir de kafayı meşgul ediyo. Al bak demin klozetle olan buluşmama giderken yanıma kitap almayı unutmuşum, mis gibi aklımı oyaladı. Kendi kendime konuştum bir müddet, bir bakıma o konuşmanın ürünüdür bu yazı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bir de yalnızlık durumu var işte. Neymiş efendim, allaha mahsusmuş yalnızlık. Herşeyden önce, allah ne lan. Yapma gözünü seviyim. Fen var, ilim var, irfan var lan. 21. yy'dayız lan. Neyse, mevcut allah imgeleminden yola çıkarak irdelersek bu durumu, yalnızlık allaha mahsus olayına zerre katılmıyorum hacı. Onca melek ne iş? Demezler mi adama neresinde bunun yalnızlık diye? Nihayetinde, allah imgelemi bile yalnızlığa katlanamayan bir olgu ki, meleği filan var adamın canı sıkıldığında iki tek atmak için yarattığı. Yoksa Metathron, tanrının sesi filan hikaye lan. Adam içki sofrasına arkadaş arıyo işte. Bu arada madem bu kadar lafını ettim, &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/The_God_Delusion"&gt;God Delusion&lt;/a&gt; adlı eseri için Richard Dawkins'e, &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Dogma_%28film%29"&gt;Dogma&lt;/a&gt; adlı filmi için Kevin Smith'e selam etmeden geçmeyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle işte, aslında muhabbetsiz yaşamın çok malca olduğundan bahsetmekti amacım. Tamam, kabul, "yalnızlık da aşka dahil" ve istesek de "paylaşılmıyor yalnızlık". Hatta yeri gelir yalnızlığa da hayranız, be ama kardeşim mezesi muhabbet bu hayat denen meretin. Olmadı mı olmuyor işte. Son olarak Replikas'a yakın durun diyor, hepinizi öpüp uzaklaşıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulan arada, yalnızlık malnızlık dedik, bari ufak bir resim çakayım yukarı dedim, yazıyla alakalı dursun diye ama, yok arkadaş, hep emo emo şeyler. Koymuyorum hiç birşey, sinirlendim. Hadi öptüm tekrar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-8982132581593306984?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/8982132581593306984/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/03/mezesi-muhabbet.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/8982132581593306984'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/8982132581593306984'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/03/mezesi-muhabbet.html' title='Mezesi Muhabbet'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-4014427147369871668</id><published>2009-03-05T02:44:00.003+02:00</published><updated>2009-03-05T02:59:12.877+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TekYumruk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tayyip'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Futbolun Peşinde</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sa8jzrbj6pI/AAAAAAAAACU/YFVzJchQJsY/s1600-h/n729733008_839144_6201.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sa8jzrbj6pI/AAAAAAAAACU/YFVzJchQJsY/s400/n729733008_839144_6201.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5309501856431729298" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Başlığa bakınca çok artistik birşeymiş gibi görünüyor, ya da çok artistik birşey anlatacakmışım gibi geliyor. Oysa hiç öyle bir niyetim yok. Yine deli dürttü beni, ondan biraz bahsedip gidicem. Fazla uzun kalmak niyetinde değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim TekYumruk diye bir grubumuz var. Hayata muhalif bakan Galatasaraylılar'dan oluşan, güzel insanlar topluluğu. &lt;a href="http://www.tekyumruk.com/"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Şuraya &lt;/span&gt;&lt;/a&gt;doğru ateşli bir klikle erişebilirsiniz kendisine. Fakat klikteki o ateşi görmek istiyorum, yoksa açılmaz site, demedi demeyin. Neyse efendim, grup olarak ortak öznemiz muhalifliğin yanı sıra Galatasaray özelinde futbol olunca, haliyle dayanamayıp ekipçe halı saha maçları yapıyoruz. Peki nerede oluyor bu maçlar? Kurtuluş'ta! Kurtuluş nerede, benim an itibariyle ikamet etmekte olduğum yere 55 kilometre uzakta. Mal mıyım neyim bilmiyorum, top oynuycam diye git gel 110 kilometre yol yapıyorum lan. Hele bir dönem baya düzenli haftada bir gidiyordum filan. Şimdi iki hafta sonraya sözleştik, hiç acımam yine giderim hacı. Seviyorum futbolu da, TekYumruk tayfasını da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle işte, bunu anlatayım dedim. Zira maçtan dönüp duşu alıp bilgisayarın başına geçince baktımki ben herkese bunu anlatmaktayım, dedim e o zaman bloga da yazayım çıksın elimden, yukarıya da bir TekYumruk fotosu bağladık mı, olur sana aslan gibi blog girisi. Hadi bakalım. Yukarıdaki fotoğraf geçen sezon şampiyon olduğumuz Galatasaray - Gençlerbirliği Oftaş maçı sonrasında tüm tribünlerin çıldırıp sahaya girmesi sonucu kendimizi sahada bulmamızın ardından çekildi. Çok mal çıkmışım ama, eldeki en kalabalık ekip fotosu bu. Daha fazla uzatmıyor, hepinizi öpüp kaçıyorum canlar. Tayyip'ime de bol selamlar, metrobüsle gelicem yanağından makas almaya, gıdısını okşamaya.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-4014427147369871668?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/4014427147369871668/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/03/futbolun-pesinde.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4014427147369871668'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4014427147369871668'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/03/futbolun-pesinde.html' title='Futbolun Peşinde'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/Sa8jzrbj6pI/AAAAAAAAACU/YFVzJchQJsY/s72-c/n729733008_839144_6201.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-7344044716486143809</id><published>2009-03-03T16:02:00.002+02:00</published><updated>2009-03-03T16:24:22.188+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sarmak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hobi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='WarHammer'/><title type='text'>Sarıyorum Mütemadiyen</title><content type='html'>Karar verdim, çok başarılı sarıyorum. Öyle böyle değil lan, ilgimi çekebilecek ne varsa sarabiliyorum kendisine. Şöyle bir düşündüm de, yıllarca tiyatroya sardım, gitara sarmışlığım da oldu, fotoğrafa da sardım, dağcılığa sarmışlığım da oldu benim, çoook çok küçükken karateye bile sarmıştım, frpye sarmışlığım mevcut, bir dönem öykü yazarlığına sarmıştım, aha son bir kaç aydır blog yazarlığına sarmış vaziyetteyim, bir ara mizah yazarlığına sarmıştım, bir dönem tenise, bir dönem basketbola sardım. Bu şekilde uzadıkça uzayabilir bu liste. Fakat özetle şunu diyorum işte, çok fena sarıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumdan hoşnutsuz muyum peki? Katiyen değilim. Kimileri beni maymun iştahlılıkla suçluyabilir, ben o birilerine kısaca sittir lan demek istiyorum. Yıllar içinde bir çok disiplinden keyif aldığımı fark edip, o aldığım keyfi maksimize etme çabası benimkisi sadece. Kaldıki yukarıda geçenlerden karate hariç -tamam kabul ediyorum, o bir hataydı, neyime lan benim karate filan- hepsiyle hali hazırda halen bir şekilde haşır neşirim. Tamam, belki hiçbirinde usta olamadım ama, en azından o saydıklarımın hepsi hakkında bir deneyemim oldu ve halen bu deneyimlerimin üstüne ekleme fırsatı buldukça ekliyorum. Yani hiçbirinden kopmuş değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumun tek dezavantajı, yukarıda da belirttiğim gibi, hiçbirinde uzman olamamam şeklinde cereyan etti. Fakat düşününce, hiçbirinde uzman olmayı da dert etmediğimi görüp, iyi etmişim lan dedim kendime. Ya birini çok iyi yapacaktım, ya da şu an olduğu gibi, tad aldığım şeyleri ufak ufak, kendi kendime yetercesine icraaya devam edecektim. Zira ettim, huzurluyum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha şimdi diyeceksinizki nerden çıktı bu konu, durduk yere niye böyle bir içini döktün. Dersiniz tabii, haklısınız. Ben de görsem birden böyle bıdı bıdı yok ona sardım yok bunu yaptım diyen adam, ben de derim. Şundan efendim, WarHammer yüzünden. Bundan bir iki ay önce, acaip gaza gelip İngiltere'den kendime 1 kutu WarHammer figürü getirttim. Bu figürler boyanmamış olarak geliyor, siz önce boyayıp, sonra savaştırıyorsunuz filan bunları, akıllı adamın yapacağı iş değil aslında. Neyse, ulan geçen akşam fark ettimki aradan aylar geçmiş ben daha sadece 5 figür boyamışım, aldım elime fırçayı yeniden başladım boyamaya dün akşam. Elimde yüze yakın figür var ama, bende de yılcak göz yok, eninde sonunda bitiricem onları boyamayı ve inicem savaş alanlarına. WarHammer dünyası tarihinin en tembel oyuncusu olsam da, bekle beni WarHammer diyorum efendim. Bu kadar zırvalamamı da buraya kadar okuduğunuz için sizlere teşekkür edip, ahanda burada bitiriyorum yazıyı, gidip bir iki figür daha boyuyayım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-7344044716486143809?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/7344044716486143809/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/03/saryorum-mutemadiyen.html#comment-form' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/7344044716486143809'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/7344044716486143809'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/03/saryorum-mutemadiyen.html' title='Sarıyorum Mütemadiyen'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-4224534796648220058</id><published>2009-03-02T01:14:00.002+02:00</published><updated>2009-03-02T01:58:05.666+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='misafir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='istanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='thales'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ankara'/><title type='text'>Macerayı Seven Haftasonu</title><content type='html'>Cuma günü bir arkadaş kalkmış Ankara'dan İstanbul'a gelmiş, sağolsun dedi Sarp ben geldim buluşalım. Gittim buluştuk, misafir ettim filan ama, arkadaş şans mı desem ne desem, delilercesine bir gündemin içine düştü kendileri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cuma akşamı 9'da buluştuk, gittik Thales'e. Zaten ne zaman Taksim'e gitsem, suya giden karettalar modunda Thales'e gidiyorum. Garip bir huzuru var bende Thales'in, seviyorum lan. Çalışanları çok samimi insanlar, ucuz filan, ondan olsa gerek. Gerçi ucuz mucuz diyorum da, cömertliğim tuttu iki günde çok deli hesap ödedim. Yazık lan, alkole giden parayla bariz kendi barımızı açardık diycem, anti klişe timi gelip çok pis dövücek beni ondan korkuyorum, diyemiycem o sebeple. Neyse, binbir olay var o geceden anlatılacak misafirle benim dışımda cereyan eden ilginç kavgalar filan ama kişisel mevzular tabi, istese de giremiyor insan. Fakat, doğumgününü kutladığımız bir genç için pasta alan arkadaşımızın ben bir tuvalete gideyim diye masadan kalkması ve süpriz niyetine elinde pastayla döndüğü an, doğumgünü olan arkadaşın da tuvalete gitmiş olmasıyla elinde mumlu maytaplı filan pastayla ampul gibi kalmasına değinmeden geçemiycem. Farkındaysanız geçmiyorum zaten. Hayır tuvalete gidiyorum diye kalkıyorsunda, insan bize bir kaş göz filan yaparki doğumgünü çocuğunu masada tutarız, biz ne bilelim, ciddi ciddi tuvalete gittin sandık. Arada bu kadar tuvalet diyip bir de çay içince çişim geldi lan, neyse yazıyı bitirip girerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hızlı bir şekilde ileri sarıp geliyorum eve geldiğimiz aşamaya, sabah 5te girdik eve, ben uyuduğumda öğlen 12 filandı, evde yine misafirinde benimde alakam olmayan sebeplerden çıkan kavgalar filan var tabi, değinmiyorum oralara. Ankaralı misafir erken yattı tabi, rahat rahat uyanmış, saat 3te uyandırdı beni. Böargh. Öküz gibi içmişim, 3 saat uyuyup uyandım. Hayır deli mi sikti derseniz, yok olmadı öyle birşey, fakat zirve vardı, hem de Thales'te. Yani daha 24 saatten az bir süre geçmişken, yeniden döndük Thales'e. Maşallah bir hayli kalabalık, 10 numara bir sözlük zirvesi yapıldı, arada pek ilginç bir yazarcanla tanışıldı filan, orda da enteresan şeyler oldu da hangi birinden bahsediyim, salıyorum o sebeple. Nihayetinde bir çok white russian, bir çok tekila ve bir çok biranın ardından 1 duble rakıyla cila gömülüp evlere dönüldü o gecede.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankaralı misafirimi yolcu ettim bugün, sağolsun çok mutlu oldum geldiği için. Bu girdiği binbir garip gündemden, şahit olduğu binbir ilginç olaydan dolayı mutsuz olup olmadığını sordum, yok lan, eğlenmiş dediği kadarıyla. Sevindim eğlenmesine, kendisine yine gel İstanbul'a deyip, hepinize Burhan Çaçan'ın "Neden Geldim İstanbul'a" şarkısıyla veda ediyorum. Hadi öptüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/a2YhPDkOmbA&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/a2YhPDkOmbA&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-4224534796648220058?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/4224534796648220058/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/03/maceray-seven-haftasonu.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4224534796648220058'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4224534796648220058'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/03/maceray-seven-haftasonu.html' title='Macerayı Seven Haftasonu'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-3615457305757333928</id><published>2009-02-23T23:41:00.004+02:00</published><updated>2009-02-24T00:25:58.682+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='skibbe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='private sözlük'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bülent korkmaz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray'/><title type='text'>Lan noluyo lan?!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SaMh2XD-fBI/AAAAAAAAACM/hwW-R571XpY/s1600-h/oz_bulent23.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 312px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SaMh2XD-fBI/AAAAAAAAACM/hwW-R571XpY/s400/oz_bulent23.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5306122003759922194" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olum nasıl bir gün oldu şu iki gün lan, resmen gündem yorgununa döndük. Dünkü yenilgiyi saymıyorum bile, ki nasıl saymıyosun amına koyim. Skibbe'yi gönderdiler lan. Sevinsem mi üzülsem mi bilemedim. Fakat şunu kesinlikle söyleyebilirimki, Skibbe'yi sevmiştim lan ben, iyi adamdı. Bir de Gerets'le beraber en yakışıklı Galatasaray teknik direktörleri sıralamasında 1.liği paylaşırdı. Neyse artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerine kim geldi Skibbe'nin biliyon mu? Yukarıdaki fotoğraftan çıkartmışsındır bence ama ben söyleyeyim yine de, takım artık Bülent Korkmaz'a emanet. Yuvaya tekrar hoşgeldin ey büyük kaptan. Ha peki Bülent'in takım da başarılı olacağını düşünüyor muyum? Ne yalan söyliyim düşünmüyorum lan. Gittiği takımlarda doğru dürüst bir başarı yakalayamamış olması, maç sonlarında iki kelimeyi bir araya getiremediği açıklamaları filan, efsane kaptanı böyle görmek istemem. Ha ama olur da başarılı olursa acaip sevinirim. Pek güzel olmaz mı lan, manşete gel "UEFA kupası ikinci kez Bülent'in Ellerinde". Oha çok bomba olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse efendim, onu bunu bırakın da, Private Sözlük kapanıyor lan. Ha diyeceksinizki "çok da sikimdeydi". Ha diyeceksinizki "o ne lan?". Siz de haklısınız tabii bir yerde ama, benim için önemli bir yerdi sözlük. Eş dost edindiğim, hayvanlarcasına vakit geçirdiğim, yazdığım, okuduğum güzel bir kominiteydi, özlüycem kendisini. Kapanmadan bir kendisine bakmak isterseniz &lt;a href="http://dev.privatesozluk.com"&gt;şuraya&lt;/a&gt; doğru bir klik şey ettirirseniz, bakabilirsiniz. Yok bakmak istemezsseniz aşağısı Kasımpaşa efendim, siz bilirsiniz. Büyük kaptana tekrar hoşgeldin diyor, Skibbe'yi buruk bir şekilde uğurluyorum. Sözlüğü ise pek bir özleyeceğimi daha şimdiden hissediyorum, hayırlısı bakalım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-3615457305757333928?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/3615457305757333928/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/02/lan-noluyo-lan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/3615457305757333928'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/3615457305757333928'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/02/lan-noluyo-lan.html' title='Lan noluyo lan?!'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SaMh2XD-fBI/AAAAAAAAACM/hwW-R571XpY/s72-c/oz_bulent23.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-7731359057903158744</id><published>2009-02-21T23:02:00.004+02:00</published><updated>2009-02-21T23:17:56.828+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='naber'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ankara'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İ. Melih'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tayyip'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kemal Kılıçdaroğlu'/><title type='text'>Genç naber?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SaBve0qoIMI/AAAAAAAAACE/ihV-xaGlsF8/s1600-h/fft16_mf158815.Jpeg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 300px; height: 211px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SaBve0qoIMI/AAAAAAAAACE/ihV-xaGlsF8/s400/fft16_mf158815.Jpeg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5305362936366637250" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ulan üç gün olmuş bloga girdi filan yazmayalı, hiçbiriniz de durup kanka yazmıyorsun bak 3 gündür, ya da ne bileyim, yazsana lan ayı filan dememişsiniz. Bence ayıp bu. İnsan arkadaşını yazmaya teşvik etmeli arkadaşım! Arkadaşım değilsen de etmelisin bence. Nihayetinde okuyorsun bu blogu, okurken kimi zaman eğlenip kimi zaman bir siktir git diyorsun bana filan. Fakat bir yorum gireyim, çocuk yazmıyor kaç gündür bir ses edeyim v.s., hiçbiri yok. Hayır oysa ben gayet iyi biliyorum psikopat gibi Pala Tayyip'i tekrar tekrar dinlediğini, yok yani ben kendim dinliyorum oradan şey ettim. Eminim sen de dinliyorsun. Manyağı oldum şarkının, ellerine sağlık yapanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırak şimdi Ankara halkını diyerekten yeni konulara akalım efendim. Buyrun akalım. Bu arada "bırak şimdi Ankara halkını" mevzusunu bilmeyen varsa, Kemal Kılıçdaroğlu ve Melih Gökçek tartışmasını yuutup'tan bulup bir izlesinler isterlerse. Yok lan ne izliycem diyorsanız, İ. Melih'ciğim köşeye sıkıştığı bir anda yumurtlamıştı bu lafı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olup bırak şimdi Ankara halkını demek ne güzel bir kafa lan. AKP ahalisinin alayı ne çektiyse ben de istiyorum ondan, ben de kafam öyle güzel gezmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada yukarıda gördüğünüz fotoğraftaki kağıt parçaları, Gökçek Dolarları. CHP bastırmış kendilerini, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı Murat Karayalçın'ı desteklemek için. Harika bir propaganda aracı, çok takdir ettim. Reklamcı arkadaşlar görüp görüp ders çıkarmalı. Ha şimdi ben bu fotoğrafı buraya koyunca CHPli filan sanırsınız beni, aman diyim. Alakam yoktur. Kendi tadımızda yapıyoruz efendim biz siyasetimizi. Ne işim olur benim CHP gibi ırkçı ve nevrotik kişilik bozukluğu tadında bir Kemalizmi yaşayan partiyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse annem, daha çok var ama 29 Mart'ta hepinizi sandığa davet ediyorum. Yerel seçimlerin kafası genel seçimlerden çok başkadır, yerel seçimlerde kullanılan oylar, gerçekten birşeyleri değiştirmeye muktedirdir. Zira meclise TİP'ten beri gerçek solcuları gönderemesek de, yerel yönetimlerde gerçek devrimcileri, gerçek solcuları başa getirmeyi başardık bir çok kez. O sebeple umursayınız bu seçimleri diyor ve tekbir alıp monşer avına çıkıyorum efendim. Hastanım lan Tayyip, kollarına sar beni, durma anlımdan öp beni. Hadi ben de sizi öptüm.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-7731359057903158744?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/7731359057903158744/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/02/genc-naber.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/7731359057903158744'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/7731359057903158744'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/02/genc-naber.html' title='Genç naber?'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SaBve0qoIMI/AAAAAAAAACE/ihV-xaGlsF8/s72-c/fft16_mf158815.Jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-852241916643592449</id><published>2009-02-18T02:07:00.005+02:00</published><updated>2009-02-18T02:16:17.082+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Davos'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tayyip'/><title type='text'>Pala Tayyip The Davos Fatihi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SZtSa3ltwYI/AAAAAAAAAB8/azOmiKnMvHw/s1600-h/610x.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 273px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SZtSa3ltwYI/AAAAAAAAAB8/azOmiKnMvHw/s400/610x.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5303923607711105410" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim normalde katı kuralımdır, başka bloglarlarda yakaladığım içeriği, şu tazecik blogumda paylaşmam. Neden yapmam bunu, isterimki bloglar orjinal kalsın, herkesin blogu kendi içinde güzel olsun filan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat bugün Kaan Sezyum'un blogu olan &lt;a href="http://sezyumcom.blogspot.com/"&gt;http://sezyumcom.blogspot.com&lt;/a&gt; adresinde öyle birşey gördümki, efendim paylaşmasam çatlardım. Hemde böyle orta yerimden çatlar, sonra hiç durmaz ikiye ayrılırdım, çok üzülürdüm lan. Bana da yazık dedim ve paylaşamaya karar verdim. Buyrun efendim dinleyin:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;br /&gt;Pala Tayyip:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://fpdownload.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=8,0,18,0" width="325" height="28" id="divmp3"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=6545129-911"&gt;&lt;embed src="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=6545129-911" width="325" height="28" name="divmp3" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-852241916643592449?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/852241916643592449/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/02/pala-tayyip-davos-fatihi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/852241916643592449'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/852241916643592449'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/02/pala-tayyip-davos-fatihi.html' title='Pala Tayyip The Davos Fatihi'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SZtSa3ltwYI/AAAAAAAAAB8/azOmiKnMvHw/s72-c/610x.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-5896875428291420380</id><published>2009-02-18T01:21:00.002+02:00</published><updated>2009-02-18T01:34:01.589+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blogger'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sabancı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ahmet Ümit'/><title type='text'>Yurt kafası</title><content type='html'>Efendim sanırım dün de dönemin başladığından bahsetmiştim, biraz daha yurt kafasına yönelik bir bahsedişte bulunayım istiyorum bu yazıda. 2008 / 2009 Bahar Dönemi'nde yurttaki ikinci gecemizdeyiz efendim. Ne olduysa akşam 8de sızmışım ben, Bourne Identitiy izliyordum, ikinci cdnin hemen başlarında baya bayaa sızasım geldi, gittim yatağıma sızdım efendi efendi, hiç uğraşmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi insan akşam 8'de sızınca, gece 1'de uyanıyor ister istemez. Sonra sabaha kadar ne yapayım diye düşünüyor. Bourne Identity'nin ikinci sidisini izleyip kitap okuyarak yeniden sızasım var efendim. Sabah 9.30'da ders var lan, manyak mıyım anasını satıyım uyumuycam, sonra derse gidemiyorum filan. Biliyorsunuz son yazımda klasik öğrenci yeminlerimi ettim, en azından ilk bir iki hafta uyayım kendilerine, ayıp olmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap demişken, geçenlerde bir yazımda bahsettiğim Ahmet Ümit'in "Bâb-ı Esrar"ını okuyorum. Çok güzel kitap lan. Konya, Mevlana, Şems-i Tebrizi v.s. gibi mistik konular etrafında dönen, bir yandan da modern zamanlarda yaşanan bir sigorta soruşturmasını kendisine konu eden çok keyifli bir polisiye. Tavsiye ediyorum vallahi. Arada, yatmadan önce kitabı okuya okuya, nihayetinde rüyamda Konya'yı görmeyi başardım. Ne olmuş nasıl olmuş bilmiyorum ama bir şekilde Sabancı'dan Selçuk Üniversitesi'ne geçmiştim ve öyle birşeydi ki, okuyacağım kampüs Konya'nın bile 1 saat dışındaydı. Konyalılar alınmasın ama bir nevi kabustan uyanırcasına kalktım lan yataktan, benim gibi İstanbul aşığına yapılacak iş değil bu =) Ha ama yinede, ağzımda çok ilginç de bir tat kalmadı değil, herkes masterda yurtdışı ister, olur da okulu bitirebilirsem Anadolu istiyorum sanırım ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazıya yurt kafası diye başlayıp nerelere geldik yahu. Neyse, yurtta ikinci gecem işte bu dönem için, konserve gıdalar, hazır yemekler filan geri döndü. Bir de bol bol kafa olma imkanı filan. Yurt yaşamının öle bir yanı var, etrafta eş dost çok olunca kafa imkanı da bol oluyor. Bugün 8 gibi sızarken exchangeler partimsi birşeyler yapıyorlardı, 1 saat önce filan uyandığımda bitirdiler galiba, baktım, meh, pek ümit veren kız yoktu, hiç bulaşmadım hacı. Bir ara bir parti organize edilir, gerekli kısmına bulaşılır, şimdi uykum filan var. Aslında yok ama, gelicek umarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte öyle efendim, azcık bılabıla yapıyım size istedi canım, iyi de oldu, ferahladım. Yazmanın bu kafası güzel zaten. Beynini böyle yazıya dökmek filan. Fakat girmiycem şimdi bu konuya, zaten yine milyon yerden, zilyon yere atladım, bir de bunla iyice canınızı sıkmayım. Hem tecrübeyle sabittir ki yazı uzadıkça okunma ihtimali düşüyor. Ayıp lan aslında yaptığınız, okusanıza lan alçaklar yazdıklarımı. Neyse hacım, hadi öptüm hepinizi =)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-5896875428291420380?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/5896875428291420380/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/02/yurt-kafas.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/5896875428291420380'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/5896875428291420380'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/02/yurt-kafas.html' title='Yurt kafası'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-2986626579975009233</id><published>2009-02-16T01:25:00.005+02:00</published><updated>2009-02-16T23:18:16.402+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sabancı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sucon'/><title type='text'>Lan?!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SZimth-ah0I/AAAAAAAAAB0/f4M2G-rT54E/s1600-h/2206_2420482893300407370_2841_n.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SZimth-ah0I/AAAAAAAAAB0/f4M2G-rT54E/s400/2206_2420482893300407370_2841_n.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5303171862373238594" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Olum oha sabah ikinci dönem başlıyo bariz. Ersin Hoca'yla bu döneme giriyoruz. Çok fena lan. Yani Ersin Hoca fena değil tabii de, okulun açılması fena. Tatil iyiydi lan, seviyoduk onu biz. Arada haftasonu SUCON'u da kotardık, ona da değinmeden geçmeyeyim, bir hayli eğlenildi, kostüm partisi filan pek keyifli geçti. LARP ise çok epik olmuş öyle diyorlar, ne güzel lan. Conumuz var bizim, onu da çok seviyoruz. Yukarıdaki fotoğraf conventiona ait, bir kaç eksikli olmasına karşın con sonunda görevli ekip olarak çektirdiğimiz kare. Neyse efendim son olarak dönemin başlamasıyla birlikte, her dönem başında düzenli olarak söylenen öğrenci yalanlarını söyleyip, bu kısa yazımı burada bitiriyorum. Hadi üzülmeyim, sizi de seviyorum. Keranacılar sizi .... =)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derslerime günü gününe çalışıcam, erken kalkıp tüm derslerime giricem, spor yapıcam, az içicem. Amin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-2986626579975009233?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/2986626579975009233/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/02/lan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/2986626579975009233'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/2986626579975009233'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/02/lan.html' title='Lan?!'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SZimth-ah0I/AAAAAAAAAB0/f4M2G-rT54E/s72-c/2206_2420482893300407370_2841_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-1030779152780744775</id><published>2009-02-11T10:37:00.002+02:00</published><updated>2009-02-11T11:07:28.530+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Davos'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bannerweb'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sabancı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tayyip'/><title type='text'>Bannerweb kafası</title><content type='html'>Efendim Sabancı Üniversiteli arkadaşlar bilirler, bannerweb bizim üniversitenin informasyon sistemidir. Öğrenciler transikriptlerine, ders programlarına, hedeye, hödöye kişisel ve akademik herşeye buradan bakarlar. En önemlisi, derslerini bu sistem üzerinden seçerler. Haliyle üniversitenin ders seçim günlerinde, 3500 kişi 100 kişi kapasiteli bu sisteme girmek için uğraşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sistem kapasitesi talebin çok altında olduğu için, her ders seçim döneminde inanılmaz bir maraton başlar. İnsanlar sistemin açılış saati olan 9.00'dan biraz önce uyanıp bilgisayar başına yerleşir ve saatler 9.00'ı gösterdiğinde, hayvanlarcasına sisteme abanır. Çok göz yaşı, çok kan dökülmüşlüğü vardır bu süreçte. Efendim misal, benim 3 günlük ders seçim sürecinde msn nicklerim şu şekildeydi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamon [Benim için bannerweb bitmiştir] - Bir daha da gelmem Sabancı'ya (şair burada olaya Tayyip tandanslı yaklaşıyor) (oha tandans dedi) (bu arada bu parantezler nicke dahil değil)&lt;br /&gt;Selamon [Bannerweb 2 - Bannerweb'in intikamı] - Sinemalarda!&lt;br /&gt;Selamon [Bannerweb 3 - Selamon'un Dönüşü] - FREEDOOOM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. nickten de anlaşıldığı gibi, seçtim derslerimi rahatladım efendim. Aldığım bu derslerden biri, bu dönem ilk kez açılan "Political Psychology". Neyse efendim, biz bu dersleri seçen insanlar, bir yandan eşe dosta yardım ederken, bir yandan da msn başında muhabbet ederiz. Tüm Sabancı'nın bir arada olduğu ender anlardandır. Efendim ben bu sohbet esnasında, arkadaşa dedimki, Tayyip'e mail atmaya karar verdim, gelsin bu siyasal psikoloji dersine, çok ihtiyacı var, gidip bizi Brüksel'lerde, Davos'larda rezil etmesin artık. Kendisi de şöyle bir cevap verdi ki bu cevap tüm bu yazıyı buraya yazmamın sebebedir, "gelsin tabi, hatta hocadan van minüt van minüt diye söz istesin". Ehehe, çok güldüm lan, bence siz de gülersiniz diye düşündüm, yazayım dedim. Ahanda bu da böyle bir anımdır, öptüm anacım, hoşçakalın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-1030779152780744775?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/1030779152780744775/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/02/bannerweb-kafas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/1030779152780744775'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/1030779152780744775'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/02/bannerweb-kafas.html' title='Bannerweb kafası'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-3545334517198860568</id><published>2009-02-09T15:41:00.003+02:00</published><updated>2009-02-09T16:04:41.913+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='naber'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blogger'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nazım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cemal süreyya'/><title type='text'>Naber lan blog</title><content type='html'>Olum en son üretemiyorum diye dalga geçer bir yazı girdikten sonra hiç yazmamışım, hafif ironik olmuş fakat fantastik 3 gün geçirdim ben o yazının ardından, dur durak bilemedim, haliyle yazılar giremedim blog, seni yalnız hissettirdiysem özür dilerim. Severim seni bilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani ben paragrafları, cümleleri filan ikide bir "neyse" lafıyla bağlıyorum ya, Metin Fidan okurken gördüm bugün, o da öyle bağlamış, sonra lan ne tembel adamım adam gibi sonuca ulaşmaktansa neyse diyip kestirip atıyorum, ayıp demiş. Bir yerde haklı lan. Ama neyse diye bağlamak da pek rahat be blog. Hem konudan konuya atladığım bu yazıları başka nasıl bağlarım onu da pek bilmiyorum, aslında düşünsem bulurum ama, ne biliyim lan, tembel bir adamım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse (yazar burda sırıtıyor). Geçen Cemel Süreyya'nın iki dizesine denk geldim bir dergide, ulan dedim ne büyük adam bu Cemal Süreyya. Sen şimdi tabi dizeleri merak etmiş olabilirsin, fakat dur bakalım biraz daha merak ettireyim seni. Hemen söylemeyince daha bir heyecanlı olma durumu filan var ya, hani bütün filmlerde, oyunlarda, romanlarda filan klasik taktiktir, hah, aynen onu uyguluyorum şu an sana. Ha dersenki "uygula amına koyim çok sikimde sanki Cemal Süreyya" ayıp ediyorsun derim. Süreyya olsun, Can Yücel olsun, ne bileyim bir Nazım olsun, böyle büyük şairlere denmez öyle şeyler. İyi iyi, tamam kısa kesiyorum ve dayıyorum dizeleri:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Kim istemez mutlu olmayı&lt;br /&gt;Mutsuzluğa da var mısın?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oha be Cemal Süreyya. Ne şahane iki dizedir lan bu, ben daha ne diyeyimki sana? Hayır demiyeyim zaten bir şey, sonra Cemal Süreyya'nın sözünün üstüne söz söyleyebilecek bir ukala gibi görünmek istemiyorum oralardan. Neyse efendim (yazar burada yine sırıtıyor), ben Cemal Süreyya'nın bu dizelerini gördükten sonra, nerden geldi bilmem ama, Nazım'ın "Tahir ile Zümre Meselesi" şiiri geldi aklıma. Şimdi kararsızım tüm şiiri mi yazsam buraya, yoksa direkt aklıma gelen kısmını mı? O yüzden biraz düşeneyim ben bu konuda. Evet şu an düşünüyorum. Düşündüm. Tamamını yazıcam lan, zaten uzun bir şiir değil, buyur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="postmessage_60537"&gt;&lt;span class="postbody"&gt;Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da&lt;br /&gt;Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,&lt;br /&gt;Bütün iş Tahir’le Zühre olabilmekte&lt;br /&gt;Yani yürekte.&lt;br /&gt;Mesela bir barikatta dövüşerek&lt;br /&gt;Mesela kuzey kutbunu keşfe giderken&lt;br /&gt;Mesela denerken damarlarında bir serumu&lt;br /&gt;Ölmek ayıp olur mu?&lt;br /&gt;Tahir olmak da ayıp değil Zümre olmak da&lt;br /&gt;Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seversin dünyayı doludizgin&lt;br /&gt;Ama o bunun farkında değildir&lt;br /&gt;Ayrılmak istemezsin dünyadan&lt;br /&gt;Ama o senden ayrılacak&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Yani sen elmayı seviyorsun diye&lt;br /&gt;Elmanın da seni sevmesi şart mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="postmessage_60537"&gt;&lt;span class="postbody"&gt; Yani Tahir’i Zümre sevmeseydi artık&lt;br /&gt;Yahut hiç sevmeseydi&lt;br /&gt;Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da&lt;br /&gt;Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öeh. Bu ülkenin o kadar büyük yazarları varki blog, o kadar önemli şairleri varki, okuyup da hayran hayran yığılmamak elde değil. Hazır Nazım'ın bir şiirini de bağlamışken, ampülüm, bıyıklım, Davos Fatih'im Tayyip'imin Nazım'a vatandaşlık hakkını geri vermek istemesiyle ilgili, Privatesözlük'e yazdığım bir entariyi de paylaşıyım seninle, sonra öpüp seni gideyim, hoşçakal blog:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 mayısları devlet terörürü bayramı sanan, emekçilerin üzerine her daim şiddet unsurları kullanarak baskı kuran, halkın cebindeki her kuruşa göz dikip envayi çeşit zamlarla oradan alan, krizin faturasını halka ödetmeye çalışıp zengini daha zengin yapan bir türkiye devleti'nin vatandaşı değildir nazım. nazım türkiye halkının bir mensubudur ve bizim için daima o şekilde kalacaktır. işbu durumda, yapılan bu eylem, sadece işgüzarlıktır, oy peşinde koşmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;bu ülke, bu halk, satılık değil!&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-3545334517198860568?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/3545334517198860568/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/02/naber-lan-blog.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/3545334517198860568'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/3545334517198860568'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/02/naber-lan-blog.html' title='Naber lan blog'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-332701816739041408</id><published>2009-02-06T02:08:00.002+02:00</published><updated>2009-02-06T02:23:46.022+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='polisiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fantastik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ahmet Ümit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuntastik'/><title type='text'>Üretemiyorum!</title><content type='html'>Tam bir açmaza girdim. Yaratamıyorum. Bir şeyler yaratmaya çalışan insanın lanetiyle karşı karşıyayım.... yok lan şaka. Nereye üretemiyorum amına koyim, hayvan gibi yazılar dolanıp dolanıp duruyor aklımda. Ha ama bunları yazmaya üşeniyorum o ayrı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi size 6 - 7 saat önce aldığım bir kitaptan bahsedicem mesela, ama sadece bahsedicem. Onu da aslında kitaptan bahsetmiş olmak için değil de, kitapta gördüğüm bir sözü buraya yazabilmek için yapıcam. Direk sözü de yazabilirdin abi, bir kitapta gördüm desen yeterdi diyenleriniz olabilir, onlar da haklı bir yerde tabi ama sorarım onlara, böyle diye diye nereye varabilirdim ha? Olur muydu o zaman blog, yazılır mıydı bu yazılar? Bence olmazdı. O yüzden Tayyip'imin Davos'taki kıvamıyla elimin ayası 90 derece karşıya bakar şekilde ve kaşlarım çatık lütfen diyorum size. Lütfen, yazma işi tembelliğe gelmez efendim. Ha ama ben üşengeçliği tembellikten saymıyorum o ayrı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Kitap "Bab-ı Esrar". Ahmet Ümit yazmış. İyi de etmiş. Daha okumadım kendisini ama konu güzel. "Yedi yüz yıldır çözülemeyen sır; Şems-i Tebrizi cinayeti - Yedi yüz yıldır süren bir sevda; Şems-i Tebrizi ile Mevlâna" yazıyor arka kapakta. Fantastiğin ve modernin birleştiği polisiye bir kitap kendisi. Daha ne olsun lan, edebiyatta en çok sevdiğim iki tür iç içe. Bakalım okuyunca görücez, misal Orhan Pamuk'un tarihi ve polisiyeyi harmanladığı "Benim Adım Kırmızı" da çok şukelaydı. Ya da İhsan Oktay Anar'ın tarih, fantastik, polisiye, felsefe harmanı olan "Puslu Kıtalar Atlası". Of 10 numaraydı lan o kitap. Oha bu arada shuffleda Moonspell - Vampiria çıktı, teşekkürler şafıl.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim söze, söz şu: "Dünya rüya içinde rüyadır".  Çok etkileyici olmadığını biliyorum, fakat bir Hint atasözüymüş kendisi. Hoşuma gitti. Hint kafası filan bir sürü alemlere daldım, şöyle geniş bir zihin gezisi yaptım da geldim. Hem size bunları da yazdım, güzel oldu o yüzden bence. Yani, nihayetinde beni düşündürdüyse ve ben bu düşünme eyleminden zevk aldıysam, siz niye almayasınız? Paylaşayım dedim öyle. Neyse efendim, son olarak Ahmet Ümit çok güzel bir yazardır, yakın durun diyor, bu blogu okuyan o öpülesi gözlerinizden öpüyorum. Bitti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-332701816739041408?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/332701816739041408/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/02/uretemiyorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/332701816739041408'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/332701816739041408'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/02/uretemiyorum.html' title='Üretemiyorum!'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-4651314959599270715</id><published>2009-02-05T04:09:00.002+02:00</published><updated>2009-02-05T04:18:56.837+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='naber'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blogger'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tayyip'/><title type='text'>Öeh</title><content type='html'>Naber sevgili blog. Evet seni sabahın 4ünde dürtüyorum, belki de tatlı uykundan uyandırırıyorum ama yapacak birşey yok. Zira hemen arkamdaki yatağımda yatan bir sevdicek v.s. de olmadığı için, an itibarı ile elimde dürtebilcek bir sen varsın. Yoksa arkadaki yatakta yatan biri olsaydı inan şu an bunları söylemek için onu dürtüyor olurdum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen şimdi tabi ne söylemek için seni dürttüğümü merak ediyorsun haklı olarak. Olabilir, beni de biri sabahın 4ünde dürtse ve "şşş hacı bak ne diycem" dese, diyeceklerini ben de merka ederdim. Aslında sabahın 4ünde dürtülüp söylenen şeyleri başında"şşş hacı bak ne diycem" kısmı olmasa da merak ederim sanki? Yani şunu demeye çalışıyorum, sabahın 4ünde biri beni hiç bir şey demeden dürtse, ben yine merak ederim mevzuyu. Ha belki mevzu yoktur, orasını bilemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herneyse blog, gelelim sadete. Gelelim tüm bu dürtme mevzularını yapmamızın sebebine. Demin usul usul privatesözlük okurken, ki evet privatesözlük diye birşey var, ondan da bahsederim elbet bir ara ama şimdi değil. Neyse, ne diyorduk, hah, usul usul privatesözlük okurken ben demin, alttan da Metallica'nın son İstanbul konserinin kaydı çalıyordu ve ben o an şunu fark ettim blog, beyaz peynirli reçelli sandviçi çok seven insanlar var blog ve benim hayatta en çok şaşırdığım şeylerden biri de buymuş. Tayyip'in başbakan olması, yerel seçimler öncesinde beyaz eşya dağıtması filan, hepsini bir an bir yana koyup bu insanlara şaşırdım. Hımm bu arada bak bu da yazılmalı bence bloga, bir ara üşenmeyip bunu da yazarım ama şimdi yazmam. Belki uyanınca sabah kahvesi eşliğinde yazarım. Öyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da böyle bir maruzatımdır blog. Hadi sana iyi uykular. Öptüm.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-4651314959599270715?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/4651314959599270715/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/02/oeh.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4651314959599270715'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4651314959599270715'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/02/oeh.html' title='Öeh'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-8471975189275620051</id><published>2009-02-04T03:18:00.005+02:00</published><updated>2009-02-04T03:46:09.536+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='naber'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tayyip'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='youtube'/><title type='text'>YouTube'u özledin mi?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SYjy1Gzgd5I/AAAAAAAAABk/EpKB2O0O5c8/s1600-h/Miss-Freedom-703162-703772.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 234px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SYjy1Gzgd5I/AAAAAAAAABk/EpKB2O0O5c8/s320/Miss-Freedom-703162-703772.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5298751955775027090" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bence çok özledin. Başbakan bile seninle dalga geçti, "ben giriyorum, sen de gir dedi" ama sen giremedin. Heleki blogumda ceylan gibi sekerken blogun muhtelif yerlerine yerleştirdiğim youtube videolarını açımadığın için adeta göz yaşlarına boğuldun. Gün geldi arkadaşın "hacı bak izle çok komik" dedi, sen ulan dur nasıl girliyordu bu YouTube'a diye kala kaldın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece YouTube mu? Torrent alemlerinin hızlı çocuğuydun, ama The Pirate Bay yasaklanınca Harlem'de bir beyaza döndün. Daily Motion kafasının hastasıydın, ama yasaklandığı gün sararmış yaprak izleyen emoya bağladın. Fakat dur! Tüm dertlerini bitiriyorum yaralı insan, bütün sorunların artık bir son buluyor! Nasıl mı? MAKAT sayesinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MAKAT deyince hemen heyecanlanma, pornolarda gezmen için yapmamış adam o programı. Kendisi "mahkeme kararı temizleme aracı"nın kısaltması. Bu ulvi mevzuya ulaşmak için &lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;a href="http://fehmi.ozuseven.com/makat/"&gt;burayı&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; farenin alevli aşkıyla buluşturman yeterli. Siteye gir, dosyayı indir, yükle ve ey özgürlük!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi bu kıyağımı da unutma. Herkes yapmaz bu iyiliği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Bu arada resim de konuya ne metafor oldu, ne anlama uygun oldu be. Seviyoruz seni Tayyip, bak neler araştırıp buluyoruz sayende.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-8471975189275620051?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/8471975189275620051/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/02/youtubeu-ozledin-mi.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/8471975189275620051'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/8471975189275620051'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/02/youtubeu-ozledin-mi.html' title='YouTube&apos;u özledin mi?'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SYjy1Gzgd5I/AAAAAAAAABk/EpKB2O0O5c8/s72-c/Miss-Freedom-703162-703772.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-7260755411431187369</id><published>2009-02-03T17:01:00.003+02:00</published><updated>2009-02-03T17:46:25.114+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sivas'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Filistin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bulutsuzluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Zaman geçiyor, devran dönüyor</title><content type='html'>Böyle diyor bir güzel Bulutsuzluk türküsünde Nejat Abi. Ne de güzel diyor. Güneşimden Kaç albümünün 5. şarkısı veya Yaşamaya Mecbursun adlı konser albümünün 10. şarkısı olarak dinlenebilir kendisi. Dinlenmelidir de. Ha derseniz ben de yok bu albümler, edinin arkadaşım. Diyorsanızki edinemem, hadi benden size bir kıyak, koyuyorum bloga.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse efendim, bir kaç gündür deliler gibi eski Bulutsuzluk türküleriyle mutlu oluyorum evimde. Yakın durmak lazım bu eserlere, pek güzel sözler pek güzel müzikler var. Sözlerimi Geri Alamam tandansından çıkartmak lazım Bulutsuzluk Özlemi'ni. Zira çok önemli eserleri var Nejat ve Sinan Abiler'in bizlere sunduğu. Sözler filan hep 10 numara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki onca şarkı varken neden Devran Dönüyor'la açtım yazıyı? Şundan açtım efendim. Biraz önce penaltı atışları sonucu Galatasaray, Sivas'a elendi. İyi bir Galatasaraylı'yım ve futboldan pek haz ederim. İsteyen istediğini desin, futbolu entellektüeliteden uzak görmek, elitist körlüğünün en bariz örneklerinden biridir, onu da belirteyim. Neyse efendim, elenince dertlendim tabi ben. O an işte aklıma geldi bu Bulutsuzluk türküsü, geldim iki dinledim, huzura eriştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada, maçın sonunda sahaya o Filistin bayarağını diken Sivaslı kimdi göremedim ama, evde kendisini çılgıncasına alkışladım. Yine olsun yine alkışlarım. Ezilen Filistin halkına bin selam eder, yazımı da burada bitiririm. Sevgiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bulutsuzluk Özlemi - Devran Dönüyor (Yaşamaya Mecbursun albümünden)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://fpdownload.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=8,0,0,0" width="335" height="28" id="divplaylist"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=6469689-46e"&gt;&lt;embed src="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=6469689-46e" width="335" height="28" name="divplaylist" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-7260755411431187369?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/7260755411431187369/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/02/zaman-geciyor-devran-donuyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/7260755411431187369'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/7260755411431187369'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/02/zaman-geciyor-devran-donuyor.html' title='Zaman geçiyor, devran dönüyor'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-7009710814111381397</id><published>2009-02-02T18:12:00.002+02:00</published><updated>2009-02-02T18:23:17.467+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oyun'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blogger'/><title type='text'>Müziksel yaklaşım</title><content type='html'>Ben tabi bu blog olsun, deviantART olsun filan, bu ortamları pek geç yakaladım. Benim kaçırdığım süreç boyunca elalem almış yürümüş, pek enteresan şekiller, pek enteresan kafalar yakalamış. Bunlardan biri de blog oyunu mu desem, journal anketi mi desem ne desem, eğlenceli ama garip bir konsept. Bu konsepte müziksel bir yaklaşım da geliştirmişler. Hatta geçenlerde bir arkadaşım deviantART'da davet etmişti böyle bir mevzuya, ben de sizleri burada davet edeyim bakalım neler oluyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi efendim olay şu, öncelikle bir gruptur, şarkıcıdır filan seçiyorsunuz birini, sonra aşağıdaki soruları sadece bu seçtiğiniz elemanın şarkılarının adlarıyla yanıtlıyorsunuz. Ben yanıtladım, bir hayli zevkli. Bu blog girdisinin altında "YOR BENI, YORUMLA BENI" diye bir hede hödö var, gördün mü? Hah tıkla onu, sen de oyna bu oyunu. Böylelikle mevzuyu sürdürmüş oluruz, enteresan kafalara koşarız filan. Hadi eller havaya, önce ben...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--Pink Floyd&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Are you male or female?&lt;br /&gt;Bring The Boys Back Home&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Describe your current relationship?&lt;br /&gt;Echoes&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Where would you like to be now?&lt;br /&gt;Ibiza Bar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*How do you feel about love?&lt;br /&gt;Careful With That Axe, Eugene&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*What's your life like?&lt;br /&gt;It Would Be So Nice&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*What would you ask for if you had only one wish?&lt;br /&gt;Let There Be More Light&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Say something wise.&lt;br /&gt;The Show Must Go On&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, şu kadarını söyleyebilirimki, her title birebir ne hissediyorsam onu anlattı, Floydian olmak güzel bir mevzu tabii. Dünyada bir grup var mı ki, tüm hayatı şarkılarında barındırabilsin. Dünyalı değilsin Pink Floyd, itiraf et artık bunu.. Diğer bir dünyalı olmayan grup için bkz.: Led Zeppelin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-7009710814111381397?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/7009710814111381397/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/02/muziksel-yaklasm.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/7009710814111381397'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/7009710814111381397'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/02/muziksel-yaklasm.html' title='Müziksel yaklaşım'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-4248420943254295837</id><published>2009-01-30T12:07:00.003+02:00</published><updated>2009-01-30T12:41:55.669+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='naber'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Davos'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Brüksel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tayyip'/><title type='text'>Bambaşkaymışsın Tayyip</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SYLY6EXKK5I/AAAAAAAAABc/Jl7Lq7P0Qpo/s1600-h/rtedavostakavgada.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 299px; height: 204px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SYLY6EXKK5I/AAAAAAAAABc/Jl7Lq7P0Qpo/s320/rtedavostakavgada.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5297034603856014226" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Lan noluyo amına koyim? Dün Sabancı'nın ateşli gecelerini terk edip eve kesin dönüş yaptım. Gerçi iki hafta sonra tekrar Sabancı'dayım ama neyse konu bu değil. Merdivenlerden çıktım, çantayı filan odaya bıraktım, annem içerden bağırmaya başladı "oğul koş koş Tayyip yine coştu". Anam noluyo anasını satıyım diyip hemen salona koştum, mısır patlatıp izlemeye başladık başbakanı. Evet bizim evde böyledir, bizim evde Tayyip mısır patlatılarak izlenilir, filmden daha eğlenceli adam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse efendim baktık Tayyip coştu gidiyor, Peres'e giydirdikçe giydiriyor, yok efendim siz katilsiniz demeler, yok yaşlısın ama sesin çok yüksek çıkıyor hep suçluluk psikolojisi bunlar lafları filan. Güldüm ben bol bol kendisine. Daha bir kaç hafta önce Brüksel'de bir basın toplantısında yaptıklarıyla zaten kendisi diplomasiden bir haber olduğunu göstermişti bizlere, dünde tüyünü dikte işte. Bu arada Tayyip'ten Brüksel kafası için &lt;a href="http://www.ulushaberajans.com/Web/Haber/HaberOku.aspx?id=2988"&gt;tık bana tıkla bana.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devam edelim efendim. Şimdi bendeniz nacizhane siyaset bilimi okuyan bir vatandaşım. Bize burada öğretiyorlar işte, yok efendim diplomasi bir dildir, uluslararası ilişkilerin kendi öz teorileri vardır, ulus ulusa değmeden dil öğrenilmez filan. Tamam bu sonuncusunu söylemiyorlar ama, siz mantığı kaptınız. Uluslararası temansta bulunurken Kasımpaşalı dilini bir kenara bırakmak lazım işte. Ha ne yaptı Tayyip Davos'ta, gitti Peres'in ağzına ağzına Kasımpaşa kafası vurdu. Ha diyeceksiniz oh iyi oldu. Olur mu lan? Olmadı tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi şöyleki, bu çıkış bildiğin hamasi bir çıkıştır, sinir yönetimi konusunda bariz problemlenleri olduğu belli olan RTE, "ananı da al git" kafasını Davos'a taşımıştır. Bu kafalar bu ülkeye itibar kazandırmaz efendim, mahallenin delisi rolünü yükler sadece. Tayyip'im pek bir afillim aslında çok doğru birşey söylemeye çalışmıştır, Filistin halkının katledilmesine karşı durmak istemiştir, zira bizim kızdığımız bu değil. Peres'in orada tabiri caizse itin götüne sokulması gerekir. Fakat o iş bu şekilde yapılmaz, yapılamaz efendim. Başbakan  doğru şey nasıl yanlış söylenirin örnekli şekilli eğitimini vermiştir efendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha gelin birde üslubu boşverip içeriğe değinelim. Ey başbakan sorarım sana, sen orada Peres'e katil derken, sen orada Peres'e çocuk öldürmeyi seversiniz derken, çıkıp biri sana sorsa, o katiller ülkenizdeki eğitim uçuşlarıyla eğitiliyor, o katillerin elindeki silahı sizin ülkeniz satıyor dese, o zaman ne diyecen be Kasımpaşalı'm eli maşalım? Zira daha ertesi günü beklemeden, akşamından sabahına 12 saat bile geçmemişken direkt Peres'i arayıp özür dilemeler filan. Yapma be paşam, yapma be anam, yandan çarklılığının açık göstergesi değil midir bu hareketler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim İsrail'e karşı durmak demek, Davoslar'a gidip boş boş konuşmakla, "ananı da al git" kafasına sarınmakla olmuyor be. İptal et o anlaşmaları, iptal et eğitim uçularını öyle gel, alkışlamayan en adi. Fakat işte lafla peynir gemisi yürümüyor. Bakıyorsunuz Venezüella'ya, adamlar saldırıların ertesi günü İsrail büyük elçisini "persona non grata"* ilan etti. Sen yapabiliyor musun böyle? Yok yapamıyorsun. O zaman bırak oralarda laga luga konuşmayı, çıkma memleketten, bizi daha fazla rezil etme Tayyip. Hadi öptüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*persona non grata: latince temelli bir terim efendim bu. istenmeyen kişi anlamına geliyor. diyelim x memleketi y memleketiyle kapıştı, genelde x memleketi hemen y memleketinin büyük elçisini "persona non grata" ilan eder. Fenadır, mümkün olan en hızlı şekilde x ülkesini terk etmesi gerekir y büyük elçisinin. bu harekete karşı hamle olarak y ülkesi de hemen x ülkesinin bir adamını persona non grata ilan eder filan, böyle mahalle kavgası gibi bişey. Memlekette ajan filan yakalarlarsa bu ajanı da bu terimden ilan ederler bu arada, illaha öyle savaştır anlaşmazlıktır durumu olmasına da gerek yok yani.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);font-size:85%;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-4248420943254295837?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/4248420943254295837/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/01/bambaskaymssn-tayyip.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4248420943254295837'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4248420943254295837'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/01/bambaskaymssn-tayyip.html' title='Bambaşkaymışsın Tayyip'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SYLY6EXKK5I/AAAAAAAAABc/Jl7Lq7P0Qpo/s72-c/rtedavostakavgada.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-6042859196580898447</id><published>2009-01-30T09:46:00.003+02:00</published><updated>2009-01-30T12:41:12.294+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cihangir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Taksim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bohem'/><title type='text'>Cihangir kafası</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SYK1x1n2U2I/AAAAAAAAABU/V_-uhvCZcEE/s1600-h/cihangir.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 215px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SYK1x1n2U2I/AAAAAAAAABU/V_-uhvCZcEE/s320/cihangir.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5296995979553559394" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir de böyle bir kafa var. Cihangir kafası. Bambaşka bir kafa bu, ilginç bir kafa. Tikky gençler için caddedir, Nişantaşı'dır neyse, bu bohem tayfa için de Cihangir var işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi efendim bu Cihangir evleri pahalı olur. Hem satış değerleri hem kiraları çok yüksektir. Neden böyledir? Evler çok mu geniştir, çok mu kullanışlıdır? Yok efendim, bu mahallede evlerin pahalı olmasının tek boku Cihangir olmasıdır. Tek efektif yanı Taksim'e yakınlığıdır. Ev mobilyaları genellikle ikinci el alınır. "Abi bohem ruh, abi macera" diye sik sok bahaneler üretilir bu ikinci el mobiya durumuna. Ne alakası var, öyle bir depozito ödenmiştirki zaten her yanı dökülen eve, mobilya alcak parası kalmaz gencin. Neyse, dandik bir evde, rahatsız mobilyalarla bir habitat kurulur, sıra hava atmakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eş dost kim varsa hacı ben artık Cihangir'de yaşıyorum ayağı çekelir. Milletten bir vay filan duyulur, neye vay amına koyim? Neyse. Eve milleti doldurup takılmacalar filan gırla gider, ev sahibi olmayanlar için iyidir bu ortamlar. Barlardan filan kız kaldırmak için açılış cümleleri "biliyor musun ben Cihangir'de yaşıyorum" olmaya başlar. Ne iştir bilmem, bizim kız milleti bir yabancıya bir de Cihangirli'ye vermeye bayılır. Prim toplar genç adam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç itibarı ile, bohem olalım, şair olalım, ressam olalım diye babadan bol paralı ama alt kültür meraklısı gençlerimiz doldurmuştur an itibarı ile Cihangir'i. Hayır arkadaşım, Cihangir'de yaşayınca sanatçı olunmuyor, zaten sanatçı olanlar Cihangir'e yerleşince öyle bir mahalle oldu orası. Sen oraya yerleşince bir sikim eklemiş olmuyorsun oraya, aksine alıp götürüyorsun Cihangir'den.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse lan banane. Sanki Cihangir'de yaşıyorum anasını satıyım. Niye gerildiysem böyle. Geçen minibüste eve giderken can sıkıntısından düşündüm bunları, yazayım dedim. Zira blogumuzun amacı bu, beynimizi kusacak bir yer olsun di mi ama? Aha dur kız gördüm..... bayan merhaba Cihangir'deki evimde size sıcak şarap ikram edebilir miyim.....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-6042859196580898447?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/6042859196580898447/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/01/cihangir-kafas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/6042859196580898447'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/6042859196580898447'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/01/cihangir-kafas.html' title='Cihangir kafası'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SYK1x1n2U2I/AAAAAAAAABU/V_-uhvCZcEE/s72-c/cihangir.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-3082338229397353713</id><published>2009-01-29T09:37:00.002+02:00</published><updated>2009-01-30T12:42:32.075+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='üniversite'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sabancı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dönem'/><title type='text'>Bir dönemin daha sonuna geldik...</title><content type='html'>Eve öyle oldu, dün gece son işimi teslim ettim ve okulda bir dönemi daha devirdik. Ha devirdik ne oldu, bi bok olmadı. Sadece 2 hafta tatilim var, sonra tekrar Sabancı ve ben ateşler geceler yaşamaya devam edicem. Ama işte sevinmem lazımmış gibi geliyor. Hani böyle yıl başlarında da olur ya, eğlenmen lazımmış gibi bir kafa yaratalır, o da garip bir kafa. Onun da kafası garip. Kafa bir kere baştan garip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sene hiç sikimde olmadı vallahi yeni yıl filan, evde öyle bilgisayarın başında rakı içerek kutladım. FM oynuyordum, Football Manager, millet yeni yıl diye bağırıyordu ben gol diye. Sonra çay içtim, çay sek ağır geldi, viskiyle seyrelttim güzel oldu.  Size de tafsiye ederim. Bir de, Topkek BiDolu şahane birşey, yiyin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-3082338229397353713?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/3082338229397353713/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/01/bir-donemin-daha-sonuna-geldik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/3082338229397353713'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/3082338229397353713'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/01/bir-donemin-daha-sonuna-geldik.html' title='Bir dönemin daha sonuna geldik...'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-280563766740669244</id><published>2009-01-27T10:24:00.004+02:00</published><updated>2009-01-27T10:35:03.478+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saykodelikdeşik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='istanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinar bandosu'/><title type='text'>Simitçi çocukların nasır nasır elleri.....</title><content type='html'>....deli deli gözleri, gökyüzünün nefesi var ve hatta Türk'ü, Kürt'ü Çerkez'i, Laz'ı, Rum'u, Ermeni'si 70 milleti var. Ulan ne güzel kafan var be Dinar Bandosu. Memleketimin çavdar kokulu saykodelik grubu. Saykodelikdeşik bir kafaları varki hele, 10 numara. Her sabah tok karnına bir posta dinliyorsun, sonra kalkıp iki göbek atıyor, gelip bana rapor veriyorsun. Üşenmiycem dinliycem her sabah attığın göbeciklerin raporlarını. Hadi bakalım, durmak yok, video aşağıda, taktın mı ceketi beline, hah, bas bakalım playe, son ki üç dööört.... Ne YouTube'a mı giremiyorsun, ulan başbakan bile giriyor bir sen kaldın, neyse, sana da tutorialın kralını yazıcam yakında az bekle, üşenmediğim zaman yine gel. Şimdilik &lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-size:85%;" &gt;ktunnel.com&lt;/span&gt; ' a alalım seni, yapıştır oraya şunu: &lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-size:85%;" &gt;http://www.youtube.com/watch?v=1X__-Zpk&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="320" height="265"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/1X__-ZpkHow&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/1X__-ZpkHow&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="320" height="265"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-280563766740669244?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/280563766740669244/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/01/simitci-cocuklarn-nasr-nasr-elleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/280563766740669244'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/280563766740669244'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/01/simitci-cocuklarn-nasr-nasr-elleri.html' title='Simitçi çocukların nasır nasır elleri.....'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-256571271479404536</id><published>2009-01-26T23:53:00.005+02:00</published><updated>2009-01-27T04:39:33.335+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Marx'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Stalin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Parti'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Lenin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Komünist'/><title type='text'>Komünist Partieee, hobaa</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SX4xYevDErI/AAAAAAAAABM/GKlTMZPq7zM/s1600-h/kom%C3%BCnist%2Bparti.gif"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SX4xYevDErI/AAAAAAAAABM/GKlTMZPq7zM/s320/kom%C3%BCnist%2Bparti.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5295724508471300786" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır nette gezen bir geyik iş kendisi, hatta kendisinden çok fena tişört yaptırasım var, bir ara üşenmesem de bir ozalitçiye gidip yaptırsam. Arada ozalitçide tişört yaptırmanın da kafası çok ilginç lan. Bayaa ucuza geliyor, demedi demeyin. Neyse, haydi eller havaya, aman Marx'ım yandan Marx'ım, hoppala Lenin'im oynasana Stalin'im....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-256571271479404536?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/256571271479404536/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/01/komnist-partieee-hobaa.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/256571271479404536'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/256571271479404536'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/01/komnist-partieee-hobaa.html' title='Komünist Partieee, hobaa'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/SX4xYevDErI/AAAAAAAAABM/GKlTMZPq7zM/s72-c/kom%C3%BCnist%2Bparti.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-4293645608295526896</id><published>2009-01-26T23:11:00.004+02:00</published><updated>2009-01-27T04:40:25.443+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='direniş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='özgürlük'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sulukule'/><title type='text'>Kara gözlü zabıtam, çek git hadi buradan</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.gercekgundem.com/img/news/yikim-sulukule420.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 420px; height: 316px;" src="http://www.gercekgundem.com/img/news/yikim-sulukule420.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gündemi takip ediyor musun sen? Etmiyorsan bence etmelisin, zira gündem önemli bir mevzu. Tamam, okunacak gazetenin, izlenecek haber bülteninin azlığının ben de farkındayım ve fakat, hiç arzu ettin mi memlekette adam gibi bir haber bülteni var mı diye araştırmayı? Etmelisin bence. Zira sırf benim blogu okuyarak nereye kadar a be  kızanım? Neyse, orman ne güzel diyor, haberimize geçiyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;Sulukule&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR"&gt;li Çocuklar Yıkımı Durdurdu!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;23 Ocak Cuma günü, Fatih Belediyesi'nden gelen yıkım ekipleri, aylardır Çocuk Merkezi işlevini gören binayı yıkmak üzere bölgeye vardıklarında karşılarında çocukları buldular. Yaşları 4 ile 12 arasında değişen yaklaşık onbeş çocuk, dozerlere rağmen&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;binanın üst katına çıkıp pencerelerden yıkımlara ve belediyeye karşı hep bir ağızdan sloganlar attılar, şarkılar söylediler ve darbukalarını çaldılar.&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Çocuklar, atölyede gönüllü abla ve abilerinin bulunamadığı ve dolayısıyla merkezin kapalı oldugu bir anda dozerlerin geldigini duyunca bir kac dakika içinde kendi kendilerine harekete geçtiler… Büyüklerini bile cağirmaya firsat bulamadan veya gerek görmeden birbirlerini hızla haberdar ettiler… Evlerinden , darbukalarını da almayı unutmadan merkeze koşan&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;çocular, hemen binaya girip kendilerini kilitlediler ve belki de dünyanın en ilginc ve türünde bir ilk olan direnişi gerçekletirdiler… &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;Çocular, darbuka çalıp, şarkı söylerek sloganlar attılar: 'burası Sulukule, burda yıkım yok!', 'Sulukule bizimdir, bizim kalacak!', 'Sulukule buraya, yumruk havaya!'…&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;Nakaratlarıyla büyüdükleri 'Aman Sulukule, Canım Sulukule' adlı şarkıyla coştular…&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-style: normal;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-style: normal;"&gt;Haberi duyup olay yerine gelen, Sulukule Roman Kültürünü&lt;/span&gt;&lt;/em&gt; Geliştirme ve Dayanışma Derneği&lt;span&gt; &lt;span lang="EN-GB"&gt;başkanı Şükrü Pündük'ün araya girmesiyle zabıta, çocukların binayı işgal etmiş olmasının yıkımı olanaksız hale getirdiğine karar verip mahalleyi terk etti. Ekipler mahalleyi terk ederken çocuklar şarkılar söyleyip darbukalarını çalmaya devam ettiler. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Çocuk Atölyesi 2006'nın mart ayından bu yana, yıkım alanında yaşayan çocuklarla, okuma yazmadan, resim, darbuka kurslarına, sirk çalışmalarından, tiyatro oyunu sahnelemeye&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;kadar çeşitli alanlarda eğitim buluşmaları düzenlemekte olan gönüllü bir oluşum. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Mahalle Derneği, zorunlu yer değiştirme ve yıkıma maruz kalan çocukların travmadan kaçabildikleri, ve manevi destek bulabildikleri tek alan olarak varlık gösteren atölyenin mahalledeki yıkımlar tamamlanana kadar ayakta tutulmasını talep ediyor. Zabıtalar yaklaşık 2 hafta önce de yıkmaya geldilerinde atölyede bulunan gönüllüler duruma itirazlarını dile getirmişler, buna karşılık Fatih Belediyesi talebin yazılı ve resmi bir dilekçe halinde kurumlarına iletilmesi gerektiğini belirtmişlerdi. İmzalı dilekçeyi belediyeye ileten gönüllülerin ve mahalle derneğin çabaları karşısında, belediye söz konusu binanın son ana kadar yıkılmayacağına dair prensip sözü vermişti.&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;Ama belediye, geçtiğimiz Cuma günü, merkeze yine dozerleri gönderek bir kez daha sözünde durmayacağını  gasterdi…&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Sulukule 2007 yılından bu yana Fatih Belediyesi ve TOKİ işbirliğince hazırlanan dönüşüm projesi kapsamında gerçekleştirilen yıkımlara sahne oluyor. Proje, tarihi Roman mahallesinin ortadan kadırılıp yerine taklit sivil Osmanlı ve Türk mimarisi örneği villalar,&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;bir&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;otel ve bir alışveriş merkezinin de bulunduğu yeni bir alanının inşa edilmesini öngörüyor. Belediyenin projesine karşı çıkan sivil mücadele 2006 yılından bu yana devam ediyor, ancak günümüze değin proje alanındaki 500'ü aşkın binanın yaklaşık 150'si yıkılmış durumda. Yaklaşık 5000 kişi zorunlu yer değiştirmeye maruz kaldı ve&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;kalmaya devam ediyor… &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Sulukule Platformu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;Direniş be annem! 7den 77ye kurtuluşa kadar savaş. Gidip tek tek ellerini öperim ben bu çocukların, alınlarını da öperim. Muhtemelen "abi napıyorsun lan sen manyadın mı?" derler bana, ama hiç dert etmem bunu. Anlatırım gayet heyecanlı bir şekilde, "kültürünüzü yok etmeye çalışanlara, rant için insanı hiçe sayanlara karşı duruşunuza hayran kaldım, siz benim büyüğümsünüz verin öpeyim o direnen ellerinizi" diye hiç gocunmam söylerim. Direniş ve annem! 7den 77ye kurtuluşa kadar darbuka ve hatta faşizme kayan Mahir Çayan. Hadi gidip direnelim!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-4293645608295526896?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/4293645608295526896/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/01/kara-gzl-zabtam-ek-git-hadi-buradan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4293645608295526896'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/4293645608295526896'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/01/kara-gzl-zabtam-ek-git-hadi-buradan.html' title='Kara gözlü zabıtam, çek git hadi buradan'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-3539566154358189239</id><published>2009-01-26T14:40:00.004+02:00</published><updated>2009-01-27T04:41:11.884+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blogger'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beyin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kütürdeme'/><title type='text'>Kütürdet beni blogger</title><content type='html'>Demin bir arkadaşımın blogunda bir girdi gördüm, dedim ben bu girdiye girerim, girip çeşitli münasebetlerde bulunurum, ne bileyim mesela yorum yazarım. Ne o, şaşırdın? Neye mi şaşırdın? Sen daha iyi bilirsin onu yorma beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, asıl konumuza dönelim, şöyleki, ben efendi efendi yorumumu gireyim derken ve evet ben arada sırada efendi efendi yorum girerim, sevgili blogger.com cümle alemi spamden korumak için güvenlik kodu hedesi istedi benden yorumu yayınlayabilmem için. E tamam bunu da anlarım da, ulan bu nasıl bir güvenlik kodudur. Şöyle bir güvenlik kodudur, bakınız: &lt;span style="font-size:130%;"&gt;bieriere&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oha be annem. Hayır zaten gece uyumamışım, zihnim helva kıvamında, kodu okuyup yazana kadar helak oldum. Bildiğin tükendim. Fakat olsun, haftalık sporumu da böylece tamamlamış oldum. blogger.com'dan yeni hizmet, boşuna spor salonuna gitmeyin, blogger.com'un güvenlik kodlarını girin. En az 1 trilyon kilo verdiriyormuş bir ayda. Yürü be.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-3539566154358189239?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/3539566154358189239/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/01/ktrdet-beni-blogger.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/3539566154358189239'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/3539566154358189239'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/01/ktrdet-beni-blogger.html' title='Kütürdet beni blogger'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-2089749151455040924</id><published>2009-01-26T12:21:00.005+02:00</published><updated>2009-01-26T12:42:38.680+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mmorpg'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='knight online'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='world of warcraft'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vergi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='haber'/><title type='text'>Öde, daha çok öde!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.noseas.com/wp-content/uploads/2007/08/wow-wrath-of-the-lich-king.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 425px; height: 500px;" src="http://www.noseas.com/wp-content/uploads/2007/08/wow-wrath-of-the-lich-king.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ey sen bu yazıları okuyan genç insan, devlete ödenen vergi diye bir mevhum var, farkında mısın sen onun? Değilsen bile artık olmaya çok yakınsın. Zira pek sevgili devlet denen katil, senden sömürdüklerini yeterli bulmamış durumda. Üstelik seni daha fazla sömürmek, senden daha çok vergi alabilmek için pek can alıcı bir damarın da farkına varmış. İşte pek sevgili devletimizin yeni vergi kapısı, oku bakalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b class="ttl"&gt;Knight Online'a yasak çevrimiçi oyunlara vergi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;Türkiye’de aylık milyonlarca dolar ciroya ulaşan özellikle yurt dışı kaynaklı internet oyunlarının vergilendirilmesi konusunda yeni bir adım atıldı.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu bünyesindeki Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB), binlerce üyesi bulunan online oyun sektörünün vergilendirilmesi için Maliye Bakanlığı’na başvurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakın gelecekte en karlı ve eğlenceli sektör haline gelmesi öngörülen online oyun sektörü, tüm ülkelerde genişliyor. Online oyunlar, her ülkeden sayıları binlere ulaşan ücretli üyelerden ilgi görüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de de özellikle yurt dışı kaynaklı online oyunlar 13-20 yaşındaki gençler başta olmak üzere geniş kesimlerin ilgisini çekiyor. Sektördeki büyüme, beraberinde vergi kayıplarını da getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sektörde milyonlarca doların vergilendirilmeden yurt dışına çıkışından rahatsız olan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, online oyun sektörünün yakından izlenmesi ve vergilendirilmesi için ilk girişimini yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telekomünikasyon İletişim Başkanı Fethi Şimşek, sektördeki vergi kayıplarının her geçen gün artması nedeniyle önceki gün Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’na başvurduklarını bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele edilmesi Hakkında Kanun"un 23 Mayıs 2007’de yürürlüğe girdiğini, bu konudaki "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine Dair Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik"in de 30 Kasım 2007’den itibaren uygulanmaya başlandığını anımsatan Şimşek, online oyun sektörünü yakından izlediklerini belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Knight Online&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimşek, bu çerçevede, Türkiye’de binlerce ücretli üyesi olan K2 Network Inc. şirketine ait "Knight Online" adlı internet oyununun vergilendirilme olmadığı için internet kafelerde oynatılmasının TİB ve İçişleri Bakanlığı’nca yasaklandığını belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirketin, vekilleri aracılığıyla Ankara 4. İdare Mahkemesi’nde açtığı yürütmenin durdurulması işleminin reddine ilişkin mahkeme kararına itirazda bulunduğunu kaydeden Şimşek, itiraz dilekçesinde, söz konusu şirketin "2006 yılı Türkiye cirosunun 3 milyon 842 bin, 2007 Türkiye cirosunun da 8 milyon 958 bin dolara ulaştığı, 2008 yılında ise Türkiye aylık cirosunun 1 milyon doların üzerine çıktığı" bilgisinin yer aldığını belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tablodan da anlaşıldığı üzere, sektörden kazanılan milyonlarca doların, vergilendirilmeksizin yurt dışına çıktığını vurgulayan Şimşek, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan konunun vergilendirme boyutunun değerlendirilmesini ve gereğinin yapılmasını istediklerini söyledi. &lt;span style="font-size:78%;"&gt;(haber burda bitiyor, ama yok ben görmeden inanmam diyorsan, &lt;a href="http://www.cnnturk.com/2009/bilim.teknoloji/teknoloji/01/14/knight.onlinea.yasak.cevrimici.oyunlara.vergi/508976.0/index.html"&gt;tık bana, tıkla bana&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Al işte, sen yok efendim Wrath of the Lich King'di filan dı peşinde koşarken, devlet sikerler dedi Lich King'ini de gazabını da. Yamulmuyorsam 12 euro da bir para ödeniyordu bu kerataya aylık, bakalım vergilerden sonra kaç yürrrro olacak kendileri. Şimdiden tüm MMORPG severlere geçmiş olsun&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-2089749151455040924?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/2089749151455040924/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/01/de-daha-ok-de.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/2089749151455040924'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/2089749151455040924'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/01/de-daha-ok-de.html' title='Öde, daha çok öde!'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-5476707399772333778</id><published>2009-01-26T05:58:00.004+02:00</published><updated>2009-01-26T07:18:10.998+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dominique A'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yann Tiersen'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Monochrome'/><title type='text'>Bir Yann Tiersen vardı, bildin mi?</title><content type='html'>Hani şu memleketim kızlarının bir dönem idolü haline gelmiş Fransız abla Amélie'nin ve en sevdiğim filmler sıralaması yapsam kesin araya bir yere sıkışmayı hak eden Goodbye Lenin'in müziklerini yapan amca. Güzel amcadır. Bu amca Dominique A diye bir başka amcayla gitmiş Monochrome diye bir şarkı yapmış, gitmişler bir de enfes klip çekmişler üstüne. Aşağıda mevcut, önce izle, sonra teşekkür edersin. Ha dünyanın en baskıcı ve faşist ülkelerinden birindesin ve açamıyor musun YouTube'u, o zaman bir zahmet &lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 51, 102);"&gt;www.ktunnel.com&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; adresine gidip &lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=Do_HpqILPLo&lt;/span&gt; &lt;/span&gt; yazıver. Hadi yine iyisiniz, arada yapıcam size böyle kıyaklar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="264"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/Do_HpqILPLo&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/Do_HpqILPLo&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="264"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-5476707399772333778?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/5476707399772333778/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/01/bir-yann-tiersen-vard-hani-bildin-mi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/5476707399772333778'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/5476707399772333778'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/01/bir-yann-tiersen-vard-hani-bildin-mi.html' title='Bir Yann Tiersen vardı, bildin mi?'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-6625384595560208275</id><published>2009-01-26T02:57:00.000+02:00</published><updated>2009-01-26T03:00:10.850+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaratmak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişisel zırvalar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diziler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yok etmek'/><title type='text'>Yeterki işimi yapmayayım</title><content type='html'>Gittim Hımyım'ın eski bölümlerinden izledim biraz. Her sezondan bir bölüm, eğlendim güldüm filan. Güzel dizi lan. Adamlar çekmiş. Böyle sevdiğim işleri izleyince içimi çok garip bir duygu kaplıyor. Diyorumki elin adamı yapıyor, elin adamı üretiyor, ben burdan bakıyorum kendsine sonra iç geçiriyorum. Vay be diyorum, adam bizi duygudan duyguya sürükledi, mevzudan mevzuya koşturdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani gerçekten var böyle birşey. Pete and Pete olsun, Six Feet Under olsun ne biliyim işte yukarıda bahsettim, How I Met Your Mother olsun filan. İzledikçe kıskanıyorum hacı... Fark ettimki yaratan adamı kıskanıyorum. Yaratmak, iş çıkartmak çok güzel birşey. İstiyorumki ben de yapabileyim bunları. Ne bileyim istiyorumki bir Six Feet Under'da ben çıkartayım, sonunda nasıl ben hüngür hüngür ağladıysam insanlar benim işimde de ağlasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat gel gelelim sonra şunu fark ediyorum, hayatımda yaptığım tek şey, yeterki işimi yapmıyayım da ne yaparsam yapayım kümesinde toplanan şey. Bu hep böyle oldu, Marx okumam gerekmezken Marx okudum, Marx okumam gerektiğinde gittim alakası bile olmayan romanlara başladım filan. Bu tabii sadece bir örnek. Büstün çizmişti, yani parmağımın ucunda tekerlekli sandalye taşımaya bile kasabilirim mevcut olan sorumlu olduğum işimi yapmamak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Journal kafasına da aynı sebeple bulaştım. Bildiğin şu an yazmam gereken essayi yazmamak için journal yazıyorum. Ha ama neyi fark ettim, yazdıkça mutlu oluyorum. Dünkü journalı girdiğimde var ya, tey tey, rezmen içimi bir huzur kapladı, resmen böyle bir gönlüm pır pır etti. Sevişsen bu kadar olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu fark ettim işte, ki ben bunu yıllar önce keşfetmişytim neden unutmuşum üzüldüm. Ya da belki de unutmadım, sadece yukarıda bahsettiğim gibi, sadece kendime iş olarak bellediğim şeyi yapmak yerine gidip başka şeyler yaptım, ne bileyim dağcılığa başladım mesela. Oysa ne güzel roman yazıcam lan diye gaza bile gelmiştim, şarapçı gençliğin hikayesini yazıyordum filan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat böylesini sevdim, journal kafası bayaa eğlenceli. O eski zamanlardaki yazarken beyin akıtma kafasını yeniden yakaladım. Böyle yazdıkça coşmaca filan, kendinden geçercesine be annem. Yazıcam arada böyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha bi de, yenilenen "new deviations" geyiği şahane olmuş lan, çok rahat bakılıyo yeni gelen işlere, öyle işte. Hadi bakalım, orman ne güzel.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-6625384595560208275?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/6625384595560208275/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/01/yeterki-iimi-yapmayaym.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/6625384595560208275'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/6625384595560208275'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/01/yeterki-iimi-yapmayaym.html' title='Yeterki işimi yapmayayım'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6157468452993806677.post-6165861775010231875</id><published>2009-01-26T02:52:00.000+02:00</published><updated>2009-01-26T02:57:24.256+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='naber'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='boşluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dark wing duck'/><title type='text'>Journal Kafası</title><content type='html'>Ya da blog kafası. Geçen deviantART'da gezerkene, dedim bir şeyler yapayım, derken şöyle bir journal oluşturdum, işte o journal blogger deryasına katılmamın sebebidir. Buyrun efendim, okuyun ve sevin o girdiyi, ya da sevmeyin, ben sevdim. Cidden. Neyse:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bi de bu varmış, madem iş yüklemiyorum überrellas tembeliğim sebebiyle, bari boş konuşayım. En azından bir fasaliteyi daha kullanmış olurum filan. Bi de gidip yatayım artık saat sabahın 8i olmuş. Blogger'da blog da mı tutsam bundan sonra? Hayatım bilinmezliklerle dolu, uf çok gizemliyim. Bi de ben geceleri esen terörüm kafasındaki Dark Wing Duck vardı, ne güzeldi lan o. Ben oyuncak aldığında yanında verilmeyen pillerim diyerek yarım yarım yarmıştı sağolsun. Neyse, hadi yat. Ya da kalk bilmem, ben yatıyorum. (&lt;span title="18h 25m ago"&gt;Sun Jan 25, 2009, 9:31 AM)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6157468452993806677-6165861775010231875?l=selamon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://selamon.blogspot.com/feeds/6165861775010231875/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/01/journal-kafas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/6165861775010231875'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6157468452993806677/posts/default/6165861775010231875'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://selamon.blogspot.com/2009/01/journal-kafas.html' title='Journal Kafası'/><author><name>Selamon</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14468437278126410614</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://1.bp.blogspot.com/_oY0O-E4sE2c/ShVV9OR5dMI/AAAAAAAAAEs/sXzDyDsAzMQ/S220/n729733008_839280_2372.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
